'Çocuk sağLığı'

Çocuklarda kabızlığı önlemenin yolları

Bebekler ve çocuklar kabızlık sorunuyla sık sık karşılaşıyor. Annelerin bebeklerine ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü vermeleri, kabızlığa karşı alınacak ilk önlemlerden biri.
Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Elçin Kızılok, kabızlığın her yaşta görülen bir sindirim sorunu olduğunu belirterek, bazı bebeklerin anne sütü almalarına rağmen bağırsak yapısındaki sorunlar nedeniyle kabızlık sorunu yaşayabildiğine dikkat çekiyor. İnek sütünün beklerde kabızlığa yol açması nedeniyle bir yaşına kadar inek sütünü önermediklerini belirtiyor.

Çocuklar neden kabız oluyor?

Dr. Sevil Elçin Kızılok, bebeklerde ve çocuklarda sık görülen kabızlığın nedenlerini şöyle sıralıyor:

Barsak genişliği gibi doğuştan gelen hastalıklar kabızlığa yol açabiliyor. Bu tip sorunlar olduğunda çocukları, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanları takip ediyor.

Ailesel barsak yavaşlığı da önemli faktörlerden biri.

Çocuğun süt içmesi sağlıklı gelişmesi açısından önemli. Ancak günde 500 ml yani yarım litreden sonrası zararlı hale geliyor. Bu miktardan fazla süt tüketen çocuklarda demir eksikliğinin yanı sıra kabızlık da görülüyor.

Çocukları kabızlıktan koruyan besinler var. Sebze ve meyvelerdeki lifler, posa oluşmasına neden oluyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarını beslerken, sebze ve meyve ağırlıklı beslemeleri gerekiyor. Eğer çocuk bu besinleri sevmiyorsa, seveceği bir hale sokmakta örneğin meyveli yoğurt gibi farklı gıdalarla karıştırarak cazip hale getirmesinde yarar var.

Çocuğun sürekli katı gıda almasına izin vermemek gerekiyor. Katı gıda kabızlığa yol açabiliyor.

Çocuğun yeterince sıvı tüketmesi de önemli.

Anne sütü, çocuğun her türlü ihtiyacını karşılıyor. Ancak bazen bağırsak yapısındaki sorunlar anne sütünün bile kabızlık yapmasına neden olabiliyor.

Çocuklarda görülen başka bir etken, okulda tuvalete gitmeme. Birçok çocuk teneffüs aralığının kısa olması, tuvaletlerin kalabalık olması gibi çeşitli nedenlerle tuvalete gitmiyor. Büyük tuvaletini tutuyor.

Psikolojik nedenlerle tuvaletini yapmak istemeyen çocuklar var. Bu çocukları, eğer çocukta herhangi bir sindirim sorunu ya da anatomik bir sorun yoksa, psikologa yönlendirmek gerekebiliyor.

Kabızlık ilaçlarını düzenli kullanmak şart

Kabızlık tedavisinde bazı ilaçlar kullanılıyor. Ancak ilaçların kullanımı sırasında sorun yaşanabiliyor. Aileler ilaçları alışkanlık yapacağı korkusuyla gerektiği kadar kullanmıyor. Oysa bu ilaçlar sertleşen dışkının yumuşamasını sağlıyor. Bazı anneler, bebeklerinin kabızlık tedavisinde, ilaç yerine fitil kullanmayı tercih edebiliyorlar. Çünkü fitil, anneler açısından çok daha rahat. Oysa anneler, uzmanların verdiği ilaçları, zamanında ve gerektiği şekilde kullanırsa, tedavideki başarı oranını artırıyor.

Doğru Beslenmeyi Öğrenmek Kabızlıktan Koruyor

Kabızlık sorununa posalı yiyecekler tüketmemenin yol açtığına değinen Dr. Sevil Elçin Kızılok, beslenme konusunda şu bilgileri veriyor:

“Yeterince sebze ve meyve yememek, bağırsaklarda posa oluşmasına engel oluyor. Bu durumun sonuçlarından biri de, kabızlık. Bu sorunun oluşmaması için beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca aç karnına su içtikten sonra, kuru kayısı ve kuru incir tüketmenin barsak hareketini artırdığının bilinmesi gerekiyor. Çocuk, kuru kayısı ve ya kuru incir yemezse, yoğurda karıştırarak ya da meyve püreleriyle beraber vermek etkili olabiliyor. Dikkat edilmesi gereken başka bir önemli nokta, ara öğünlerin atlanmaması. Ara öğünler de bağırsak hareketlerinin artmasına yol açıyor.

Beslenmesinde şekerlemeler, çikolatalar, hamburger ve diğer fast-food gıdalarda aşırıya kaçılmaması bir başka önemli nokta. Bazı anneler çalıştığı için çocuğa büyükanneler bakıyor, onlar da çocuğa kıyamadıkları için katı ya da şekerli gıdalar verebiliyorlar. Oysa ‘Çocuk istiyor’ diyerek sağlığını olumsuz etkileyen besinler vermek, doğru değil. Asıl önemli olan çocuğu doğru ve sağlıklı beslenmektir. Bunun temelleri de çocukluk döneminde atılıyor. Bu nedenle, çocuğa sağlıklı beslenme alışkanlığı kazındırma konusunda ailelerin daha hassas davranması gerekiyor. Ancak bu alışkanlığı emek ve sabır istediği de akıldan çıkmamalı.”

Dr. Sevil Elçin Kızılok kabızlığın tedavi edilebilir bir durum olduğunu ve kabızlık görülen çocuğun geciktirilmeden doktora getirilmesi gerektiğini belirtiyor. Kabızlığı uzun sürmesine rağmen doktora götürülmeyen çocukta sorunun kronikleşebileceğini vurguluyor.

Anne babalar çok dikkat etmeli

Ev tozu akarlarına alerjisi olanlar dikkat; yaşam kalitesini arttırmak için koruyucu önlemler almak gerekiyor. Burç Fm’de Cengiz Tan’ın hazırlayıp sunduğu Önce Sağlık Programına katılan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa Bakır alerjik hastalıklar konusunda dinleyicileri bilgilendirdi.

Prof.Dr. Mustafa Bakır alerji’nin vücudun bazı maddelere karşı farklı reaksiyon vermesi nedeni ile oluştuğunu ve alerjik hastalıkların daha çok çocukluk çağında görüldüğünü söyledi.

Prof.Dr. Mustafa Bakır ”alerjisi olan çocuklar daha anne karnındayken annesinden veya babasından alerjik reaksiyon verip vermeyeceğine dair genleri taşır. İlk karşılaşmada genelde bir problem olmaz, sonraki karşılaşmada çocuğun alerjik reaksiyon verip vermeyeceği belirlenir” dedi.

Alerji proteinlere karşı reaksiyondur diyen Prof.Dr. Bakır, ev tozu akarlarının dışkıları, süt proteini, polen, hayvan tüyü ve proteinlerine karşı her dört çocuktan birinde alerji görüldüğünü belirtti.

Prof.Dr. Mustafa Bakır ”İnsan doğada yaratılmıştır ve doğa içinde belli bir bakteri yüküne sahiptir,bağışıklık sistemi bunlarla ilgileniyor. Fakat ekonomik düzeyimiz arttıkça mikroplardan uzaklaşıyoruz, bağışıklık sistemimiz ilgilenecek başka proteinler buluyor” şeklinde konuştu.

En çok ev tozu akarlarına karşı alerjinin görüldüğünü anlatan Prof.Dr. Mustafa Bakır tek başına ilaçların ve alerji aşılarının yanı sıra koruyucu önlemlerin alınmasını istedi.

EV AKARLARINA KARŞI ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

*Rutubet, ev tozu akarlarının üremesi için önemli bir ortamdır. Odalardaki rutubet önlenmeli ve terleme giderilmeli.

*Çocuğunuzun kendine ait odası olmalı ve güneş almalı.

*Odada halı olmamalı, bunun yerine yıkanabilen pamukla dokunmuş kilim kullanılmalı.

*Yün yatak, yorgan, yastık yerine elyaftan yapılan hazır yatak, yorgan, yastık kullanılmalı.

*Yatak çarşafları on günde bir 60° üzerinde yıkanmalı.

*Ortada giysi, kitap, tüylü oyuncak bulunmamalı, bunlar kapalı dolaplarda tutulmalı.

*Pencerelerde toz tutmayan stor perde veya jaluzi kullanılmalı.

*Odada hava temizleyiciler kullanılmalı.

Yüksek ateşli çocuğa asprin vermeyin

Halk arasında yaygınlaşan yanlış sağlık bilgileri zaman zaman istenilmeyen sonuçlara sebep oluyor. Uzmanlar, özellikle yüksek ateşli çocuklara aspirin vermenin yanlışlığına dikkat çekiyor. Uzmanlar; yüksek ateşli çocuğun üzerindeki fazla giysileri çıkartarak az ve gevşek giysiler giydirip, ateşinin düşmesine yardımcı olunmasını tavsiye ediyor. Uzmanlar, yüksek ateşte vücudun daha fazla sıvıya ihtiyaç duyması nedeniyle, bol miktarda sıvı verilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Gemlik Muammer Ağım Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Artar, yüksek ateş sebebiyle titreyen çocukların üzerinin örtülmesinin yanlış olduğunu söyledi. Halk arasında yapılan yanlış uygulamaların zaman zaman ölümle sonuçlandığına dikkat çeken Dr. Artar, “Zaten çocuk ateşten titriyor. anne-babalar da titryen çocukların üzerini örtüyor. Bu son derece yanlış bir yöntem. Çocuklardaki yüksek ateş ılık suyla ( 29-32 derece) duş veya ıslak bezlerle pansuman yapabilirsiniz. Ancak zaten ateşi yüksek olan çocuğun üzerinin örtülmesi havale geçirmesine sebep olabilir. Özellikle 3 ay 5 yaş arası çocuklarda yüksek ateş havaleyşe sebep olabilir. Yüksek ateşli çocukların üzerinin örtülmesi havale riskini beraberinde getiriyor.” dedi.

Uz. Dr. Artar, yüksek ateşli çocukların tedavisinde yanlış bilinen bir başka uygulamanın ise aspirinle vücudun silinmesi ve aspirin verilmesi olduğunu kaydetti. Yüksek ateşli çocuklara verilen asprinlerin ‘REYE’ denilen sendroma sebep olduğunu dile getiren Dr. Artar, şöyle devam etti:

“Özellikle viral enfeksiyonlarda yüksek ateşli çocuğu aspirinli suyla silmek, bebek aspirini vermek son derece yanlıştır. Yüksek ateşli çocuklara bilinçsizce aspirini ağızdan vermek veya vücudunu silmek yoluyla vermek yapılan büyük hatadır. Ateşli çocuklarda yapılan bazı basit işlemler ateşin düşürülmesinde çok yardımcı olurken, bazı yanlış uygulamalar da tedavinin uygun olarak yapılmasını engellemektedir. Alkol ve sirke ile vücudu silmek, üşüyebilir korkusu ile giysilerini çıkartmamak veya daha çok giydirmek. Çok sıcak veya soğuk içecekler vermek.Yanlış ateş düşürücü kullanmak, aşırı dozda veya düşük dozda ilaç kullanmak ve uygun aralıklarda ateş düşürücü kullanmamak gibi davranışlardan kaçınmak gerekiyor. Ateşli çocuklarda ve özellikle bebeklerde aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçı ateşe eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden bir doktora başvurulmalıdır.” (CİHAN)

Çocuklarda boy kısalığı ve büyüme

Çocukta boyun yeterince uzamaması çocuğun sağlığının bir yerde bozulduğunun göstergesidir. Büyümeyi etkileyen en önemli faktörlerden biri beslenme olduğu için beslenmenin göstergelerinin değerlendirilmesi gerekir. Çocuğu erişkinden ayıran en önemli özellik büyümedir. Çocuk döllenmeden itibaren çocukluk çağı bitene kadar büyür, gelişir ve değişir. Çocukluk çağının bitiş yaşı 20 yaştır ve kişi bu yaşa kadar çocuk kabul edilir. Büyüme çocuğu erişkine göre daha aktif ve dinamik kılar. Büyüme süreci içinde çocukta birtakım gelişmeler ve değişimler gerçekleşir. Böylece çocuk, giderek erişkin özelliklerini kazanır.

Büyüme sırasında moleküler ve hücresel birtakım değişiklikler ortaya çıkar. Büyüme çocuk sağlığının en önemli göstergesidir. İyi büyüyen çocuk ruhsal ve bedensel sağlığı yerinde olan çocuktur. Çünkü büyüme çok sayıda faktörün etkisi altındadır. Normal bir büyüme için gerekli en önemli koşullardan ikisi güvenli aile ortamı ve uygun beslenmedir. Yeterli bir büyüme için çocuğun herhangi bir hastalığının olmaması ve hormonlarının yeterli derecede salgılanması gereklidir. Fiziksel sağlığın bozulması büyümeyi etkilediği gibi psikolojik sağlığın bozulması da etkiler. Psikolojik ve sosyal problemler çocukta büyüme hormonunun salgılanmasına da engel olarak boy kısalığına neden olur.

Büyüme döllenme ile başlar ve en hızlı dönemlerinden biri annenin karnında gerçekleşen büyümedir. Bu dönemdeki büyüme de annenin beslenmesi önemli olmasına karşın, başka faktörlerde önemlidir. Doğumdan sonraki ilk yıl büyümenin en hızlı olduğu dönemlerden biridir. İkinci-dördüncü yaşlar arasında yavaşlar. Dört yaşından ergenliğe kadar olan dönemde büyüme daha yavaş ve daha durgun olarak gerçekleşir. İlk iki yaş boyunca gerçekleşen hızlı büyüme döneminde çocuğun beslenmesi çok önemlidir. Bu dönemde çocuğun yaşına uygun kalori alması ve karışık beslenmesi yeterlidir.

Ergenlik dönemine kadar kız ve erkeklerin boyları birbirine yakındır. Ayrıca büyüme mevsimsel farklılıklar gösterir. Çocuklar kış mevsiminde daha yavaş büyürler, yaz mevsiminde büyümeleri daha hızlı olur. Ergenlik dönemi büyümenin en hızlı dönemlerden biridir. Kızlar ergenliğe erkeklere göre daha erken girerler ve ergenlik dönemi süreleri de daha kısadır. Kızların çoğunda ilk adetin başlaması ile büyümede yavaşlama ve kısa bir süre sonra durma ortaya çıkar. Erkekler ergenliğe kızlara göre daha geç girerler ve kızlara göre ergenliğin daha geç döneminde büyüme atağı yaparlar.

ÇOCUKLARIN BOY VE KİLOLARININ TAKİP EDİLMESİ GEREKİR

Çocuklarda boy ve vücut ağırlığının mutlaka belirli aralıklarla izlenmesi gerekir. Her çocuğun boyu ve kilosu doğduğu andan itibaren ölçülmeli ve hazırlanmış standartlar içinde normalle karşılaştırmasının yapılıp, yüzdeler halinde belirtilmesi gerekir. Her ülkenin kendi standartlarına göre hazırladığı bu eğrilere persantil eğrileri denir. Çocuk herhangibir ölçüm yapıldığında bu eğriler üzerindeki en son çizginin (3 persantil) altında ise, çocukta “boy kısalığı” olduğu belirlenip gerekli incelemenin yapılması gerekir.

Aslında tek ölçümle değerlendirmekte doğru değildir. Büyümenin tam olarak değerlendirilmesi için, daha önce söylendiği gibi belli aralıklarla boy ve ağırlık ölçümlerinin yapılması gerekir. Çünkü bazı çocuklar persantil eğrilerinde başlangıçta çok yukarı değerlerde olmalarına karşın, daha sonra alt çizgilere kayarlar. En alt çizgide olmamalarına rağmen bu çocuklarda da yeterli büyüme söz konusu değildir ve “kısa boylu” olarak yorumlanmaları ve incelenmeleri gerekir. Bu nedenle çocukların büyüme ve gelişmesinin değerlendirilmesi için en uygun yer okullardır. Okullarda çocukların 6 ay aralarla boy ve kilolarının ölçülmesi ve bunun kayda alınması gereklidir. Gelişmiş ülkelerde bu uygulama yapılmaktadır.

ÇOCUKLARIN KISA BOYLU OLMASI NEYİ GÖSTERİR?

Çocukta boyun yeterince uzamaması çocuğun sağlığının bir yerde bozulduğunun göstergesidir. Büyümeyi etkileyen en önemli faktörlerden biri beslenme olduğu için beslenmenin göstergelerinin değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle boy ile birlikte değerlendirilen vücut ağırlığı da standart eğrilerde yorumlanır ve yaşa göre vücut ağırlığı değerlendirilir. Ancak kısa boylu çocukta asıl önemli olan boya göre ağırlıktır ve bunun hesaplanması gerekir. Yaşa göre vücut ağırlığı ve boya göre ağırlık düşükse beslenme dikkate alınır ve araştırılır.

Kısa boy, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, anemi, parazitler gibi sık görülen hastalıklar veya Çöliak hastalığı ve kalp hastalıkları gibi çeşitli hastalıkların önemli bir göstergesi de olabilir. Boyunda bulunan tiroid bezinin yetersiz çalışması da bir taraftan kısa boya neden olurken diğer taraftan çocuğun zekasını da etkiler ve ailenin farkedemeyebileceği zeka geriliğine ve okul başarısının düşüklüğüne neden olur.
Boy kısalığı genetik nedenli olabilir. Kısa boylu anne ve babaların çocuklarının kısa boylu olma olasılığı yüksektir. Ancak, kısa boylu anne ve babaların çocukları daha uzun boylu da olabilir. Çocuğun boyunun sapmasına göre anne ve baba boyuna ulaşamaması da söz konusu olabilir. Bu nedenle değerlendirmelerin çeşitli hesaplarla iyi yapılması gerekir. Ayrıca anne veya baba da tesbit edilmemiş bir hormonal bozukluk söz konusu olabilir.

Çocuğunuz sürekli öksürüyor mu?

Çocuklarda öksürük kışın en sık görülen şikayetlerden biri. Peki öksürükle başa çıkmak için ne yapmak gerekiyor?Çocuğunuzun öksürük nöbetleri ne sizi uyutuyor ne de onu, anne baba olarak içiniz sızlıyor. Ne vermediğiniz ilaç kalıyor ne de kaynatıp içirmediğiniz bitki çayı. Çocuklarda öksürük kışın en sık görülen şikayetlerden biri. Peki öksürükle başa çıkmak için ne yapmak gerekiyor?
Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak, çocuklarda öksürük hakkında bilgi verdi.

Kış aylarında en sık rastlanan şikâyetlerin başında öksürük gelir. Öksürük 3–4 gün gibi kısa süreli olabildiği gibi, 1 aydan daha fazla da devam edebilir. 3–4 haftadan uzun süren öksürükler “kronik öksürük” olarak değerlendirilir ve mutlaka ileri tetkik edilmesi gereklidir.

Çocuğunuza öksürük kesici ilaç vermeyin

Öksürük gerçekte vücudun bir savunma mekanizmasıdır ve solunum yollarının en üstünden (burun içi bir sorundan) en altına kadar herhangi bir noktadan kaynaklanabilir. Kişi öksürerek üst veya alt solunum yollarındaki enfeksiyon etkeni ve alerjik madde gibi yabancı cisimleri vücudundan atmaya çalışır. Bu refleks mekanizmanın baskılanması çocuklarda tehlikeli sonuçlar doğurabileceği için öksürük kesici ilaçlar çocuk yaş grubunda kullanılmamalıdır.

Çocuklarda tedavi uygularken amaç öksürüğü kesmek değil, öksürüğe neden olan sorunu oradan kaldırmak olmalıdır.

Öksürüğe;
- Burun akıntısı
- Boğaz ağrısı
- Baş ağrısı
- Ateş
- Kusma
- Hırıltı, hışıltı
- Sık nefes alma
- Zor nefes alma eşlik edebilir.

Öksürük yüksek ateş ile seyrediyorsa dikkat

Öksürüğe eşlik eden bulgular arasında yüksek ateş (39 ve üzeri) zor ve sık nefes alma, morarma gibi sorunlar varsa acil doktora başvurmak gerekir. Özellikle yemek esnasında ani başlayan öksürük zor ve sık nefes alma eşlik ediyorsa yabancı cisim yutulması düşünülür, çok acil tanı konup tedavi edilmesi hayati önem taşır. Çok yüksek ateş (39 ve üzeri) ile birlikte görülen öksürüklerde alt solunum yolu enfeksiyonu (zatürree) riski olduğundan, acil tanı ve tedavi şarttır.

3 haftadan kısa süren akut öksürük nedenleri arasında kış aylarında başta üst solunum yolu enfeksiyonları gelir.(Farenjit, tonsilit, otit, sinüzit, krup-larenjit vs…)

3 haftadan uzun süren kronik öksürüklerde ise enfeksiyonlarla birlikte alerjik hastalıklar (alerjik bronşit, astım) ön planda düşünülür. Ülkemizdeki sıklığı göz önüne alındığında kronik öksürüklerde tüberküloz-verem hastalığı da unutulmamalıdır.

Çouğunuz sigara nedeni ile de öksürüyor olabilir

Pasif sigara dumanına maruz kalma, özellikle hem anne hem babanın sigara içiyor olması çocuklarda başka hiçbir sorun olmaksızın öksürüğe neden olabilir. Çocukların yanında içilmiyor olması bile çocukları bu zararlı etkilerden korumak için yeterli değildir.

Evdeki eşyalara (perdelere, halıya, döşemelere…) sinen duman bile pasif içiciliğe neden olur.

İdeal olan çocukların yaşadığı bir evde, evin kapalı hiçbir odasında sigara içmemektir (çocuklar o anda odada olmasa bile).

Yapılan tıbbi çalışmalarda pasif sigara dumanına maruz kalan çocuklarda kış aylarında daha sık üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları görüldüğü kanıtlanmıştır. Ayrıca bu çocuklarda astım gibi alerjik hastalıklarda diğerlerinden daha sık görülür.

Vücut direncini artırın

Özellikle yuva veya kreşe giden çocuklarda kış aylarında her ay hafif üst solunum yolu enfeksiyonları geçirilebilir. Öksürük kısa süreli ise, ateş ve solunum sıkıntısı eşlik etmiyorsa bu yaş grubundaki çocuklarda öksürük ilaçları kullanmaya gerek yoktur.

Vücut direncini artırmak, dengeli bir beslenme düzeni sağlamak gibi önlemlerle kısa süreli öksürüklerde iyileşme sağlamak mümkündür.

Tedavide izlenecek yol

Kısa süreli ve ateşsiz öksürük olan kişilere tetkik yapılması gereksizdir. Yüksek ateşin eşlik ettiği öksürüklerde ve 3 haftadan uzun süren kronik öksürüklerde ileri tetkik yapılır.

- Akciğer filmi, sinüs filmi
- Kan tetkikleri (Tam kan sayımı, CRP, sedmentasyon)

İlk planda yapılması gerekli tetkiklerdir.

- “Ter testi” adlı tetkik özellikle akraba evliliğinin yoğun olduğu bölgelerde “kistik fibroz” adlı hastalığın tanısı amacıyla yapılmalıdır.

- Alerjik kaynaklı olduğu düşünülen kronik öksürüklerde ise “alerjik deri testleri” yapılmalıdır.

- Ülkemizde sık görülen bir kronik öksürük nedeni olan tüberküloz tanısı için “PPD testi” adı verilen bir test yapılır.

Öksürük almaması için hangi aşılar koruyucudur?

Bu 3 aşı her doğan bebeğe rutin olarak yapılmalıdır.

- Boğmaca aşısı
- Menenjit aşısı
- Zatürree aşısı

Boğmaca ve menenjit aşıları “karma aşı” adı altında 2 – 4 – 6 ve 18 aylık her bebeğe uygulanır.

Zatürree aşısı (pnömokok aşısı) son 2 yıldır ülkemizde rutin olarak uygulanmakta olduğu için, daha büyük yaştaki çocuklarda bu aşının unutulmaması önemlidir.

2 yaşından büyük çocuklarda tek doz olarak uygulanan pnömokok (zatürree) aşısının 10 yıl koruyucu etkisi devam etmektedir.

10 yaşın altındaki her çocuğun aşı karnesi dikkatle incelenmeli eğer zatürree aşısı eksikse kış sezonu başlamadan bu aşı uygulanmalıdır.

Bebeğiniz kilo almıyor ve çok ağlıyorsa dikkat

Yeni doğan bebeğiniz sürekli ağlıyor, gaz sancısı nedeniyle sıkıntılı anlar yaşıyor ve kilo alamıyorsa onun bu durumunu durup değerlendirmeniz gerekiyor.Bebekteki belirtiler ile inek sütü arasındaki bağlantı, aile ile görüşülerek sorgulanmalı ve ailede alerji öyküsü araştırılmalıdır. Fizik muayene bulguları ve aileden alınan öykü doğrultusunda inek sütü alerjisinden şüphelenilen bebeklere daha ileri tanı yöntemleri uygulanabilir.

Tanıda 3 yöntem kullanılmaktadır.

• Deri testi: Her yaşta yapılabilir, güvenilirlik %95 tir.
• Kanda inek sütüne özgü antikorların tespit edilmesi (inek sütü spesifik-Ig-E), %90 güvenilirdir.
• Eliminasyon yöntemi: İnek sütü içeren gıdalar bebeğe bir süre verilmez. Bu süre içinde mevcut belirtilerin kaybolması beklenir. Belirtiler geçtikten sonra inek sütü tekrar denenir. Belirtilerin yeniden ortaya çıkması inek sütü alerjisini destekleyecektir.

İnek Sütü Yerine Hindistan Cevizi Sütü

Anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin tükettiği süt ve süt ürünleri emzirme yolu ile bebeğe geçerek alerjiye yol açmaktadır. Bu durumda anne sütü ile beslenmeye devam edilmesi, ancak annenin diyetinden süt ve süt ürünlerinin tamamen çıkarılması önerilmektedir. Anneyi kalsiyum eksikliğinden korumak için medikal destek önerilmeli ve diyetisyen eşliğinde beslenmesi düzenlenmelidir.

İnek sütü alerjisi olan bebeklerde soya proteini ve keçi sütü alerjisi de birlikte olabileceğinden annenin diyetinden bu grup ürünlerde çıkarılmalıdır. Tereyağı ve margarin yerine bitkisel yağlar tercih edilmeli, krema, süt tozu, sütlü bisküviler, sütlü makarnalardan kaçınılmalıdır. Pirinç sütü, yulaf sütü ve hindistancevizi sütü, inek sütü yerine kullanılabilir.

Ürün Etiketleri İyice Okunmalı

Süt birçok hazır gıda maddesinde bulunduğundan satın alırken ürün etiketi dikkatlice okunmalıdır. İçinde kazein, kazeinat, sodyum ve/veya kalsiyum kazeinat ve laktalbumin olan gıdalardan uzak durulmalıdır.

Zaman Zaman İlaç Tedavisi de Gerekebilir

Tedavide ana prensip alerjiye yol açan maddeden kaçınmaktır. Anne sütü ile beslenen bebekte annenin diyetinden süt ve süt ürünlerinin çıkarılması ile tedaviye başlanmış olacaktır. Ayrıca alerji ortadan kalkana kadar mevcut klinik bulgulara göre, bebeğe ilaç tedavisi uygulanması da gerekebilmektedir.

Özel Mamalar Tercih Edilmeli

Mama ile beslenen bebeklerde ise inek sütü proteini içermeyen mamalar tercih edilmelidir. Bu mamalar 3 grupta ele alınabilir:

1. Soya bazlı mamalar: İnek sütü alerjisi olan bebeklerin %17-47 sinde soya proteinine karşı da alerji gelişebilmektedir. Ayrıca soya bazlı mamalar 6 aydan küçük bebeklerin beslenmesinde uygun değildir. Bu nedenle inek sütü alerjisinde soya bazlı mamalar ilk tercih olmamalıdır.

2. Tam hidrolize mamalar: Özel işlemlerden geçirilerek proteinleri parçalanmış ve alerjik özellikleri yok edilmiştir. Tatları çok iyi değildir. İnek sütü alerjisinde ilk tercih edilmesi gereken mamalardır.

3. Amino asit bazlı mamalar: Tam hidrolize mamalara yanıt alınamayan %10 vakada kullanılması gerekir.

Bebek Büyüdükçe İnek Sütüne Uyum Sağlar

İnek sütü alerjisi saptanan bir bebeğe 12-18 ay süre ile inek sütü içeren gıdalar ve inek sütü bazlı mamalar verilmez, özel mamalar ile beslenmesi desteklenir. Bu sürenin sonunda tekrar inek sütü verilmeye başlanarak belirtilerin ortaya çıkıp çıkmadığı gözlenir. İnek sütünü tolere etmeye başlama süresi bebekten bebeğe değişiklik göstermektedir.

Çocukların %56’ sında 1 yılda, %77’ sinde 2 yılda, %87’ sinde 3 yılda inek sütüne tolerans gelişmektedir. Alerji saptadığımız bir bebekte inek sütünü diyetten ne kadar elimine edebilir ve bebeği bu alerjen maddeden ne kadar çok koruyabilirsek, tolerans gelişmesi ve iyileşme süreci de o kadar çabuk olacaktır.

Anne Sütü İle Beslenme Korunmada Önemli

Tüm hastalıklarda olduğu gibi inek sütü alerjilerinde de korunma çok önemlidir. Anne sütü ile beslenme korunmada esastır. Anne sütü, bebekleri alerjik astımdan koruduğu gibi, gıda alerjilerinden ve özellikle inek sütü alerjisinden de koruyucu rol üstlenmektedir. İlk 6 ay bebekleri sadece anne sütü ile beslemek, alerjen gıda ile yani inek sütü ile bebeği mümkün olduğunca geç tanıştırmak ve ilk 12-18 ay inek sütü vermemek korunmada doğru bir yaklaşım olacaktır.

Çocuğunuzun sömestr tatilini verimli geçirmesi için

“2 hafta sürecek tatil boyunca çocuğum derslerinden uzak kalacak mı, tatili sadece oyun oynayarak mı geçirecek ya da tatil dönüşü uyum problemi yaşayacak mı”
Yarı yıl tatili yaklaşırken anne babaları da bir telaş sardı. “2 hafta sürecek tatil boyunca çocuğum derslerinden uzak kalacak mı, tatili sadece oyun oynayarak mı geçirecek ya da tatil dönüşü uyum problemi yaşayacak mı” şeklindeki sorular anne babaların da kafasını meşgul ediyor. Karnesinde kırık not olan öğrencilerin velileri de aynı şeklide huzursuz. Ancak işin kolayına kaçıp çocuğu suçlamak yerine basit birkaç tedbir alarak sömestr tatilini çocuğun en verimli şekilde geçirebilmesini sağlamak mümkün.

Memorial Hastanesi’nden Pedagog Dr. Melda Alantar yarıyıl tatili için anne babalara önerilerde bulundu.

Çocuğunuzun dinlenmesini sağlayın
Sömestr tatili her ne kadar karnedeki kırık notların düzeltilmesi olarak görülse de bu dönemde çocuğun dinlenmesi de önem kazanmaktadır. Eğitimciler, yarıyıl tatilinde öğrenciye ağır ödevler vermekten kaçınmalı, öğrencinin dinlenerek yeni döneme hazırlanmasını sağlamalıdır. Öğrenci, ailesi ve öğretmenleri tarafından ders çalışmaktan çok sosyal faaliyetlere yönlendirilmelidir.

“Tembel”, “sorumsuz” gibi suçlamalar çocuğunuzun özgüvenini zayıflatır

Bebeklik döneminde çocuklar doğal olarak öğrenme güdüsüne sahiptirler. Doğal öğrenme güdüleri olumsuz olarak etkilendiği zaman bilgiyi kavramak için çaba göstermezler. Çocukların öğrenme yeteneklerini etkileyen bazı durumlar vardır; öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği, uyum ve davranış sorunları, gelişimsel bozukluklar, olumsuz yaşam olayları, geçiş dönemleri- ilköğretimden liseye- gibi. Ailenin yüksek başarı beklentisi ve ”tembel”, “sorumsuz” gibi olumsuz sıfatlarla çocuğu etiketlemesi onun kendine duyduğu güveni zayıflatır. Bu nedenle aile öğrenciyi suçlamaktan kaçınmalı, okul başarısızlığı olarak tanımlanacak sorunu çözebilmek için çaba göstermelidir.

Çocuğunuzun öğretmeni ile irtibat halinde olun

Öğrencinin gelişme gösterdiği ve zorlandığı alanları belirlemek için çocuğunuzla birlikte öğretmeniyle görüşün. Belli konularda başarılı olamayan öğrencilere yönelik okulun kurs, etüd gibi özel düzenlemelerden yararlanın. Ailenizde ve çevrenizde size bu konuda destek olabilecek insanları belirleyin.

Gerektiğinde uzman yardımı almaktan çekinmeyin

Öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği gibi akademik başarıyı etkileyen konularda okuldaki öğretmen ve psikolojik danışmanların çocuğunuzla ilgili kuşku ve önerilerine önem verin. Gerekli durumlarda uzmanlardan yardım alın.

Çocuğunuzun karnesinde zayıf not varsa, düzeltmek için koca bir dönem sizi bekliyor

Karnedeki notlar öğrencinin yarı dönem okul başarısını yansıtır. Sömestr tatilini çocuğunuzun okulda neden zorlandığını belirledikten sonra uygun çalışma programıyla başarıyı yakalaması için bir fırsat dönemi olarak değerlendirin.

Tatilde ailenin bir araya gelmesi için fırsatlar yaratılabilir

Örneğin aile paylaşım geceleri düzenlenebilir. Haftada bir gece en az üç saati birlikte geçirin. Özellikle ergenlerin aile törenlerine ihtiyaçları vardır. Aile bağlarının pekiştirilmesi için geniş aile olarak tanımlanan büyükanne, büyükbaba, hala, teyze, amca, dayı, yeğen, kuzen v.b. yakınlarla paylaşmak amacıyla ziyaretler düzenlenebilir. Şehir veya memleket dışında yaşayan yakın akrabalarla görüşmek için düzenlenen geziler, geniş aileyle kaynaşma fırsatı sundukları gibi, aile bireylerine doğdukları, büyüdükleri yerleri görme, anılarını tazeleme ve paylaşma olanağı da sağlarlar. Çocuklar anne-babaların geçmişe ilişkin anılarını dinlemekten zevk alırlar.

Tatili de çocuğunuzun kişisel gelişimine uygun olarak yönlendirmek elinize

Araba, otobüs v.b. ile yapılan yolculuklarda çocukların güzergahı haritalara bakarak takip etmeleri, trafik levha ve işaretlerini izlemeleri etkin öğrenmeyi sağlar. Çevredeki tarihi ve doğal zenginlikleri tanımak ve yaşayarak öğrenmenin gerçekleşmesine yol açar. Çocuğun gelişimi sosyalleşme sürecini de içermektedir. Bu nedenle kişiliğini geliştirmesi için ilgileri doğrultusunda sportif ve sanatsal etkinliklerden yararlanmalı, yaşıtlarıyla birlikte aynı ortamı paylaşabileceği kulüp, kurs gibi faaliyetlere katılmalıdır.

Tatil dönüşü okula adaptasyonu kolaylaştırın

Tatilin son günlerine yaklaşan öğrencinin okula tekrar uyum sağlaması zor olabilir. Çocuk tatilde ailesiyle vakit geçirmeye alıştığı için tatilin son hafta sonunda ev ortamında ailece geçirmesini sağlayıcı faaliyetler düzenlenmelidir.

Tatilin son haftasında çocuğun yemek ve uyku düzeninin okul saatine uygun olarak ayarlanması önem taşır. Okula uyumu kolaylaştırmak için onun çantasını ve kıyafetlerini hazırlamasına yardım edin. Kitap ve defterlerini birlikte kontrol edin.

İlk dönem öğrendiği bilgiler hakkında onunla konuşun. Konulara ilişkin merak ve ilginizi onunla paylaşın. Okul yılı boyunca öğrenme sürecini pekiştirin. Öğrenme becerilerinin gelişmesi zaman alır, sık tekrar gereklidir. Çocuğunuzu sabırlı, dikkatli ve olumlu olması konusunda yüreklendirin.

Çocuğunuz yarıyıl karnesi kötüyse…

Çocukların okul başarısının artırılması için ebeveynlere düşen bir takım görevler vardır.
• Çocuğunuzu eğitirken kararlı ve adil davranın.
• Kötü olan yarıyıl karnesini düzeltmek konusunda ona güvendiğinizi hissettirin.
• Çocuğunuzla okulu hakkında konuşun. Onu dinleyin.
• Tüm ailenin katılabileceği müze gezisi, tiyatro gibi etkinlikler düzenleyin.
• Çocuğunuza yapmaktan hoşlandığı ve başarılı olduğu etkinlikleri belirlemesi için yardımcı olun. Örneğin, çocuğunuz basketboldan hoşlanıyorsa onu basketbol tarihi veya oyuncuları hakkında bilgi toplaması için yönlendirin.
• Ödül ve yaptırımları dengeleyin. Ödüllendirmek ona her zaman para vermek ve ayrıcalık tanımak değildir. Çocuğunuza onunla gurur duyduğunuzu söylemek veya onun başarmak için sarf ettiği gücü fark ettiğinizi belirtmek yeterlidir.
• Evinizin sakin bir köşesini çalışma alanı olarak düzenlemesi için çocuğunuza yardım edin. Günlük ödev yapma saatini birlikte belirleyin. Bu saat süresince tv, bilgisayar gibi diğer faaliyetleri durdurun.
• Öğretmenlerine saygı duyduğunuzu çocuğunuza gösterin. Bir eğitimciyle yaşadığınız anlaşmazlığı çocuğunuzun önünde çözümlemeyin. Sık sık öğretmenleriyle konuşun.
• Öğrencinin kronik bir hastalığı varsa, bu hastalık ve tedavi konusunda öğretmenini bilgilendirin.
• Öğrencinin gelişme gösterdiği ve zorlandığı alanları belirlemek için çocuğunuzla birlikte öğretmeniyle görüşün. Kurs, etüt gibi özel düzenlemelerinden yararlanın.
• Öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği gibi akademik başarıyı etkileyen konularda okuldaki öğretmen ve psikolojik danışmanların çocuğunuzla ilgili kuşku ve uyarılarına önem verin. Gerekli durumlarda uzmanlara başvurun.

Zehirlenmelere karşı alınabilecek önlemler

Zehirlenme çocukluk çağının önemli bir sağlık sorunudur. Her yıl yüz binlerce çocuk zehirlenme nedeniyle acil servislere başvurmakta ve bunların birçoğu sakat kalmakta hatta kaybedilmektedir. Zehirlenmelerde en önemli neden ailelerin bilgisizliği veya ihmalidir. İlaçların ilgi çekici renkte ve ilaç kapaklarının kolay açılır şekilde üretilmiş olması da diğer nedenlerin başında gelir. Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak çocuklarda zehirlenme riski ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Zehirlenmeyi kolaylaştırıcı faktörler:

• Kalabalık aile
• Aile içi sorunlar
• Anne babanın çok yoğun çalışması, sürekli meşgul olması
• Yeni bir kardeşin doğması
• Yoksulluk
• Taşınma

Zehirlenmelerin % 90’dan fazlası en güvenilir yer olarak bilinen evlerde gerçekleşir.
Zehir danışma merkezlerine zehirlenme nedeni ile bildirilen hastaların % 50 den fazlası 5 yaş altındaki çocuklardır. Çocukluk çağı zehirlenmeleri özellikle iki yaş grubunu ilgilendirmektedir:

I. 9 ay – 5 yaş arası
II. Ergenlik dönemi

İlk 5 yaş grubunda görülen zehirlenmeler daha çok kaza nedeniyle ve erkek çocuklarda daha sık görülmektedir. Bu yaş grubundaki çocuklar hareketli, merakli ve araştırmacı yapıda oldukları için en riskli grubu oluşturur. Ayrıca her şeyi ağızlarına götürmeye meraklı olmaları ve büyükleri taklit etmeyi sevmeleri de zehirlenmeyi kolaylaştırır. 5 yaş altındaki çocuklarda genellikle tek bir madde ile zehirlenme görülür.
Ergenlik yaş grubunda görülen zehirlenmeler ise daha çok kızlarda görülür ve istemli olarak intihar amaçlı ilaç alımları sonucu oluşur. Ergenlik dönemindeki zehirlenmelerde genellikle birden fazla ilaç alımı söz konusudur.

Zehirlenme çok çeşitli maddelerle olabilir:

a) Katı zehirler: İlaçlar, bitkiler, tozlar (deterjan), tablet şeklinde böcek ilaçları

b) Sıvı zehirler: Losyonlar, sıvı sabunlar, şuruplar, cila ve boyalar

c) Spreyler: Sprey boyalar, böcek ilaçları, temizleyici spreyler

d) Görünmeyen zehirler: Gazlar ve buharlar. Kombi- şofben, araç egzos gazı, soba dumanı

Zehirlenmelerde belirtiler alınan maddeye göre çok çeşitlilik gösterir. Kalp hızında artma- azalma, solunum hızında artma- azalma, tansiyon düşmesi veya çıkması, bulantı kusma, bilinç kaybı, havale gibi çeşitli belirtiler görülür.

Bazı ilaçların çok az miktarları bile öldürücü etkiler yapabilir. Tek bir tablet bile bazen bir çocuğun ölümüne neden olabilir. En tehlikeli zehirlenmeye yol açan maddeler: İlaçlar (antidepresanlar, demir içeren ilaçlar, kalp ilaçları, havale ilaçları), yemek borusunda yanık oluşturabilen temizlik maddeleri (lavabo açıcılar, yağ çözücüler, tuvalet taşı temizleyiciler..), karbon monoksit, böcek ilaçları, hidrokarbonlar(mobilya temizleyiciler, tiner..), yabani mantarlar.

Zehirlenme durumunda acil olarak yapılması gerekenler:

• Doktorunuzun telefon numarasını kolay ulaşılabilecek bir yerde bulundurun

• Zehir danışma merkezinin numarasını evde bulundurun (114- ücretsiz)

• Ambulans numarasını evde bulundurun (112)

• Öncelikle sakin olun

• Zehirlenmenin neden kaynaklandığını anlamak için çocuğun çevresinde bulunan tüm ilaçları gözden geçirin

• Çocuğu tehlikeli ortamdan uzaklaştırın

• Bilinci kapalı ise nefes alıp almadığını ve nabzını kontrol edin

• Hayatı tehdit eden bir durum varsa suni solunum ve kalp masajı için hazırlanın

• Doktorunuzu ararken sakin olmanız ve aşağıdaki bilgileri doğru bir şekilde aktarmanız hayat kurtarıcı olabilir: Çocuğun o andaki bilinç durumu, ilacın tam adı, kaç tablet veya şurup şişesinin ne kadarını içtiği, zehirlenmenin olduğu saat, çocuğun yaşı ve tartısı..

Her zehirlenmede kusturma doğru olmayabilir, Sağlık görevlilerine sormadan hiç bir zehirlenmeyi kusturmaya çalışmayınız. Asitli maddelerde, gaz yağı veya eter gibi petrol ürünlerinde kusturmak hastaya faydadan çok zarar verebilir. Ayrıca hastanın bilinci kapalı ise kesinlikle kusturulmamalıdır.

1970’li yıllardan sonra çocuklar için daha güvenli ilaç paketleme yöntemlerinin geliştirilmesi ve bunların tüm dünyada kullanılmaya başlamasıyla özellikle ilaca bağlı zehirlenmelerde azalma gözlenmiştir. ABD’de 1970 yılında 5 yaş altında zehirlenmeye bağlı ölüm vakası sayısı 226 iken, 1990 yılında sadece 49 çocuk hayatını kaybetmiştir. Günümüzde akut zehirlenmelere bağlı ölüm oranı %1’in altındadır.

Toksik bir maddeye maruz kalma öyküsü alınamayan bazı zehirlenme vakalarında gelişen bulgu ve belirtilersık görülen hastalıkları taklit edebilir. Tam tersi de olasıdır. Acil hekimi her zaman zehirlenme olasılığını akılda tutmalıdır. Özellikle ergenlik yaş grubundaki hastalarda sağlık personelini yanıltıcı hikayeler çok sık görülür. Ergenlik dönemindeki vakalarda anne baba ve çocuk ile ayrı ayrı görüşülmelidir

Zehirlenen bir çocukta içtiği maddeye göre tüm sistemleri etkileyen kalıcı hasarlar görülebilir. Bunlar böbrek yetmezliği- dializ hastası olma, kalp yetmezliği, bilinç kayıpları, koma tablosu ve ölümle sonuçlanan çok ciddi tablolar oluşabilir.

ZEHİRLENMELERİN ÖNLENMESİ İÇİN AİLELERE TAVSİYELER

• Hiçbir zaman çocukların önünde ilaç içmeyin. Sizleri taklit edeceklerini unutmayın.

• Çocuklara ilaçları asla şeker diye vermeyin.

• İlaç ve temizlik maddelerini mutlaka kilitli dolaplarda ve çocuğun boyunun erişemeyeceği yükseklikte saklayın.

• Tüm tehlikeli ürünlerin üzerinde etiket olmasına dikkat edin. Zehirli maddeleri asla su bardaklarına koymayın.

• Çocuklarınıza karanlıkta ilaç içirmeyin.

• İlaçları her zaman orijinal paketlerinde saklayın. Tehlikeli temizlik maddelerini (kezzap, eter, tiner..) kola, gazoz şişesi gibi eski içecek şişelerine koymayın.

• Zehirlenmelerin bir bölümü misafirlikte olmaktadır. Misafirliğe gittiğiniz evlerde çocukları mutfak ve banyolarda yalnız bırakmayın. Her aile bu konuda sizin kadar titiz olmayabilir.

Çocukların her türlü ambalajı açabilme ihtimalini unutmayın.

-Tehlikeli hiçbir maddeyi buzdolabina koymayın.

-Böcek ve fare zehirlerini açıkta bırakmayın. Bu tip zehirler deriden emilerek kana karışır, çocukların asla dokunmaması gerekir.

-Evdeki bitkilerinizin yapraklarının zehirli olup olmadığını araştırın.

-Kombi şofben soba gibi ısıtıcıların güvenliğini sık sık kontrol edin.

-Evinizi kurşunsuz boya ile boyatın.

Zehirlenme konusunda her zaman olabilecek en kötü ihtimali düşünerek sağlık personellerinden yardım isteyin. Bir tabletten ne zarar gelir veya kusturdum artık tehlikesi kalmadı gibi düşüncelerle hastaneye gitmeyi ertelemeyin. Çocuğunuzun yanında bulduğunuz tüm ilaçları hastaneye giderken yanınıza alın, hangisinden ne kadar içtiği konusunda eksik bilgi vermemeye gayret edin. Zehir danışma merkezinin 24 saat hizmet verdiğini unutmayın.

Çocuklara meyveyi sevdirmenin yolları…

Çocuğuna yemek yedirmek çoğu annenin içinden çıkamadığı bir sorun. ‘Ne yapsam da karnını sağlıklı şeylerle doyursam?’ sorusu akılları sürekli meşgul eder durur.Bu yüzden birçok anne, ‘aç kalacak, zayıf düşüp hasta olacak’ diye çocuğunun peşinden ayrılmıyor. ‘Aman şu sütü bir içiver kızım’, ‘Meyveni yedin mi oğlum?’ gibi sıkıcı ısrarlar çocukları yıldırmaktan başka bir işe yaramıyor. Böylece anne babalar, kaş yapalım derken göz çıkarıyor. Oysa uzmanlara göre, çocukların ihtiyacı olan vitamin ve mineral deposu meyveleri zorlayarak değil, sevdirerek yedirmek gerekiyor.

Yeme alışkanlıklarının küçük yaşlarda kazanıldığını söyleyen Sema Hastanesi Beslenme Uzmanı Dr. Hayrettin Mutlu, çocuklara meyveyi sevdirmenin ilk aşamasının anne ve babanın örnek olması olduğunu söylüyor. Evde meyve saatleri düzenlemek ve bunu merak uyandıracak şekilde renklendirmek yollardan ilki. Market ve pazar alışverişlerinde meyve seçiminin ufaklıklara bırakılması, aldığı şeyi merak etmesini sağlıyor, bu da çocukta meyveyi tatma ihtiyacı doğuruyor. Hayatı taklit ederek öğrenen çocuklar böylece gördüklerini uyguluyor.

Bir çocuğun hoşlandığı şeylerin anne ve baba tarafından belirlendiğini söyleyen Hayrettin Mutlu, çocukların merakına yönelik uygulamalar ile meyvenin sevdirilebileceğini belirtiyor. Mesela, kız çocukları için anne ile mutfakta vakit geçirmek eğlenceli olabilir. Mutfakta kek yaparken kızınıza ‘Sen dokunma, git oyuncaklarınla oyna.’ demek yerine; ‘Haydi sen de kek için portakalları getir.’ demek onu mutlu edecektir. Böylece kabuklarını rendelediğiniz portakalın bir dilimini kızınıza uzatıp ‘Tadına baksana ferah bir lezzeti var.’ diyerek meyve yemeye özendirebilirsiniz. Çocuğunuzun yaşına, cinsiyetine ve ilgi alanlarına göre çeşitlendirebileceğiniz yollar aile içi paylaşımı da artırıyor.

Mutlu’ya göre, meyvelerin oyun çağındaki çocuklara koku yolu ile tanıtılması çocuğun meyveye olan ilgisini de artıracaktır. Evde, sevmediği bir meyveyi saklayıp onu bulmasını istemek çocuğun oyun ihtiyacını karşılar ve meyvenin tadını merak ettirir. Okul öncesi yaşlar için ise plastik meyveleri oyuncak olarak vermek, meyvenin zihinlerinde yer etmesini sağlayacaktır. 1-5 yaşındaki çocuklara meyvelerin resmini yaptırıp; ondan ailedeki herkese bu meyvelerin faydalarını anlatmasını isteyebilirsiniz. Kız çocuklarına, ‘Bebeklerinin meyve saati geldi.’ deyip, meyveyi sevdirmek de uzmanlara göre izlenecek yollardan biri.

Okul çağındaki çocuklar içinse evde meyve partisi verip; arkadaşlarını davet etmek hatıralarında meyveyi süsleyecektir. Eğer mümkünse, bağ ve bahçeden çocuklarınızla meyve toplayabilir ya da balkonunuza küçük saksılarda meyve ağaçları dikebilirsiniz. Mutlu, “Bu şekilde sürpriz ve oyunlar ile çocukları hazır gıdalardan uzak tutabilir; vitamin deposu meyveleri dikkat çekici hale getirebilirsiniz.” diyor.

***

Sağlıklı beslenmeye küçük yaşlarda alışmak lazım

Bir insanın beslenme şeklinin çocuk yaşlarda belirlendiğini söyleyen beslenme uzmanı Dr. Selase Sansar Koç, çocuğun sağlıklı besinlere 1,5 yaşında alıştırılması gerektiğini belirtiyor. Sansar, çağımızın hastalığı obezitenin de küçük yaşlarda kazanılmış yanlış beslenme şekline bağlı olduğunu ifade ediyor. Bu yüzden alışkanlıkların kazanıldığı çocukluk yılları, bir bireyin bütün hayatı boyunca nasıl besleneceğinin ve nasıl yaşayacağının habercisi. Uzmanlara göre, erken yaşlarda sağlıklı gıdalarla, düzenli beslenmeye alışan bireyler problemsiz bir vücuda sahip oluyor.

***

Hazır meyve suyu boy uzamasını durduruyor

Meyve sularının içeriğindeki tatlandırıcı, meyve aroması ve destekleyici vitaminler ne çocuğunuz ne de sizin vücudunuzun ihtiyacı olan vitamin ve minerali sağlamıyor. Bu yüzden uzmanlar, özellikle çocukların yoğunlaştırılmış meyve suyu tüketmelerinin önlenmesi gerektiğini öneriyor. Eğer çocuklar meyve suyu içmek istiyorsa, karışımın evde hazırlanması öneriliyor. Konsantre meyve suları fazla tüketildiğinde, emilmeyen karbonhidratlar ishale, gaza, şişkinliğe yol açabiliyor. Hazır meyve suyu, gelişme çağındaki çocukların boy uzamasını durduruyor; beslenme düzenini bozuyor.

***

Mevsim meyveleri bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Selase Sansar Koç, çocukluk çağının hastalıklar açısından risk grubunda olduğunu; bu yüzden meyve tüketiminin bu yaşlarda hayati önem taşıdığını belirtiyor. Meyveler bol vitamin içerdiklerinden enfeksiyon hastalıklarına karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Çocukların tatlı ihtiyacını meyvelerle gidermenin daha sağlıklı olacağını söyleyen Koç, bu şekilde ufaklıkları abur cuburlardan uzak tutmanın daha kolay olacağını belirtiyor. Çocukların meyve yemesi, bağırsaklarının çalışması ve kabız olmamaları bakımından önemli. Bunun yanında bazı meyveler tam tersi ishal gibi hastalıkları önlüyor.

Küçük bebeğiniz varsa dikkat

Bebeklerinin rahat nefes alıp verememesi aileleri sürekli endişelendiren ve sürekli bebeklerini gözetim altında tutmalarına neden olan bir sorun.Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Ünal, bebeklerde rahat nefes alıp vermeyi etkileyen başlıca üç önemli sorun olduğunu belirtiyor: Laringomalazi, doğuştan burun deliğinin kapalı olması ve doğuştan nefes borusu darlıkları.

Bebekler rahat nefes alıp verdiklerinde mışıl mışıl uyuyor. Ancak bebeğin nefes alma sorunu varsa rahat nefes alacağı bir pozisyon alarak uyuyor. Ya başını geriye doğru atıyor, ya da kaburgalarının içeri çökmesine neden olan bir durumda uyuyor. Bu durumda nefes alıp verirken bir ötme sesi, ıslık sesi geliyor. Morarıyor.

Bebeklerdeki nefes alma sıkıntılarının değişkenlik gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Ömer Faruk Ünal, bebek yemek yerken de sorun olabileceğini, yemeğin gırtlağına kaçarak nefesini tıkayabileceğini, bebeğin efor sarf etmesi halinde de solunum sıkıntısının ortaya çıkabileceğini söylüyor.

Prof. Dr. Ömer Faruk Ünal, bebeklerde soluk alma sorunlarını şöyle sıralıyor:

• Laringomalazi: Nefes yolunun başındaki gırtlak denilen bölgenin gelişmemesi sonucunda oluşuyor. Morarmalar, nefes darlıkları görülebiliyor ve bebeklerde sık rastlanıyor. Çoğu zaman büyüyünce geçer deniliyor ağır formlarında çocuğun ölümüne neden olabiliyor.

• Doğuştan burun deliğinin kapalı olması: 24-25 bin canlı doğundan birinde görülüyor. Türkiye’de yılda 15-20 tane böyle çocuk doğuyor. İki burun deliği de tıkalı olabiliyor.

• Doğuştan nefes borusunun darlıkları: Sıkça görülebiliyor. Doğar doğmaz ameliyat edilmesi gerekenleri de var, bu sorun çok kolay atlanabiliyor. Çocuk nezle veya grip olduysa, hava yolunda ödem geliştiyse, ciddi solunum sıkıntısı varsa, nefes borusu darsa altta sorun olup olmadığına bakmak gerekiyor.

Geniz eti nefes almayı zorlaştırıyor

Çocuklarda en sık solunum sıkıntısına yol açan sorunlardan biri de geniz eti. Bu durumda geniz etinin alınarak kulağa tüp takıldığını belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Ünal, “Tüm dünyada en sık yapılan ameliyattır, geniz eti alınır, kulağa tüp konulur. Bazen de hastalar burun tıkanıklığı diye doktora gelirler, sinüzit diye gereksiz yere tedavi edilirler. Boşuna ilaç kullanmak zorunda kalırlar, hastaneye yatarlar” diye konuştu.

Uzun süre solunum cihazına bağlanmak sıkıntı yaratıyor

Eskiden başarılı bir şekilde tedavi edilemeyen “doğumsal kalp anomalileri”, artık çok başarılı bir şekilde tedavi ediliyor ve bu sorunla doğan bebekler hayata döndürülebiliyor. Uzun süre yoğun bakımda yatıp solunum cihazına bağlı olması gereken bu bebeklerin solunum cihazına bağlı şekilde ağızdan tüp konularak solutulması sonucunda hava yolu darlıkları gelişebiliyor. Yoğun bakımın yaygınlaştığı yerlerde sık görülüyor. Nefes yolları tıkanıyor, nefes yollarında delik açılarak evlerine yollanıyorlar, ancak durumlarının sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde hayat boyu boyunlarına açılan delikten nefes almak zorunda kalabiliyorlar. Bu hastalar yoğun bakımda bir KBB uzmanı tarafından da izlenirse nefes borusu darlığı gelişmesi önlenebilir.

Next Page »