'Ekonomi'

Borsa - döviz günü nasıl kapattı?

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Ulusal 100 Endeksi, günü 112,49 puanlık düşüşle 58338,36 puandan tamamladı.Hisse senetleri ortalama yüzde 0,19 oranında değer kaybetti, işlem hacmi 2 milyar 129 milyon 496 bin 876 TL seviyesinde gerçekleşti. Endeks, seans içinde en düşük 57814,29 puanı, en yüksek 58936,81 puanı test etti.

***

Serbest piyasada gün sonu itibarıyla 1,487 TL’den alınan dolar 1,489 TL’den satılırken, 1,978 TL’den alınan Euro’nun satış fiyatı ise 1,980 TL olarak gerçekleşti. Euro/dolar paritesi ise 1,3302 seviyesinde.

İstanbul serbest piyasasında işlem gören Dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin gün sonunda oluşan fiyatları şöyle:

Döviz Cinsi Alış Satış Günlük fark (Yüzde)

Avusturalya Dolari 1,37385 1,38074 -0,13

Kanada Dolari 1,48363 1,49106 -0,02

Isvicre Frangi 1,37722 1,38412 -0,55

Danimarka Kronu 0,265147 0,266476 -0,56

Euro 1,978 1,98 -0,55

Ingiliz Sterlini 2,28158 2,29301 0

100 Japon Yeni 1,59489 1,60288 0,35

Norvec Kronu 0,249858 0,25111 -0,48

Saudi Riyali 0,395792 0,397776 0,23

Isvec Kronu 0,20489 0,205917 -0,69

ABD Dolari 1,487 1,489 0,2

Ayakkabı sektöründe yüzler gülüyor

Ayakkabı ihracatı, 2010′un ilk çeyreğin itibarıyla toparlanma sürecine girdi ve yüzde 39′luk bir artış elde etti. İhracat oranları hem ayakkabı sektörü hem de birlikler tarafından memnuniyetle karşıladı.Sektörün başarılı bir gidişatı olduğunu vurgulayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, ,”Geçen sene ayakkabı ihracatı yüzde 15′e geriledi. 2009′un tamamında 296 milyon dolarlık ihracat yapıldı. 2010′un ilk çeyreğinde de ayakkabı ihracatının yüzde 39 arttığını görüyoruz. Sektörün kendini toparlaması, krizi bir fırsat olarak değerlendirdiğini gösteriyor.” değerlendirmesini yaptı.

CNR’da başlayan Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı’nda (AYSAF) konuşan Büyükekşi, Türkiye’nin krizin etkilerini üzerinden atmaya başladığını bunun da en güzel örneğinin son altı aydır artan ihracat rakamları olduğunun altını çizdi.

2010 yılı için 111 milyar dolar ihracat hedefi belirlediklerini dile getiren Mehmet Büyükekşi, ilk çeyrekte yakalanan yüzde 22′ik ihracat artışı ile hedeflerini 115 milyar dolarak revize ettiklerini açıkladı. TİM Başkanı, önümüzdeki günlerde ihracat artış oranlarının çift haneli rakamlarda devam edeceğini ve yüzde 20-30′lar arasında ihracat artışları olacağını dile getirdi.

“IMF’SİZ DE OLUYORMUŞ”

İlk çeyrekte ihracat rakamları ile birlikte sanayi üretim rakamlarının da olumlu bir seyir izlediğine işaret eden Mehmet Büyükekşi, “TİM olarak yılın başından beri IMF anlaşmasına karşı olduğumuzu beyan ettik. Bizim karşı durmamıza rağmen sözde ekonomistler ‘Borsa dibe vurur, ekonomi altüst olur’ dediler. Ancak bizim söylediğimiz çıktı, döviz patlamadı, borsa rekora koşuyor, ekonomik veriler son derece olumlu. Bu şunu gösteriyor ki; IMF’ye ihtiyaç yok, Türkiye artık kendi ayakları üzerinde duruyor. Yeter ki dengeli istikrarlı bir kur olsun. Eğer kur istikrarlı olursa ihracatçılar döviz getirmeye devam eder.” dedi.

AYSAD Başkanı Ender Yazıcıoğlu da sektörün krizin etkilerini üzerinden atmaya başladığını bu yıl 43. kez düzenlenen fuarın geçen yıla oranla yüzde 80 büyüdüğünü anlattı. İtalya’dan 105, Çin’den 18, Almanya’dan 9 firmanın katıldığı fuara pek çok ülkeden firma ve alım gruplarının katıldığını bildiren Yazıcıoğlu, “Krize ilk giren firmalar, krizden de ilk çıkarmış. Bizim sektörümüz için de böyle oldu krizin etkilerini ilk hisseden sektörlerden olan ayakkabı sektörü 2010 Mart ayı itibariyle yüzde 30″ları bulan ihracat artışı yakaladı.” ifadelerini kullandı.

TASEV Başkanı Yalçın Egemen ise, Türkiye ayakkabı sektörünün son 20 yılda hızla büyüdüğünü kaydederek, “Çin’e karşı mücadele üreticileri sıkıntıya sokmuş ama yıldıramamıştır. Bu sektör 2,5 milyar dolarlık iç ve dış ticaret hacmine sahip. 300 bin kişiye istihdam sunuyor. Katma değer ve istihdam açısından önemli bir sektördür.” dedi.

AYSAF’A 17 ÜLKEDEN 284 FİRMA KATILIYOR

AYSAF’a, 17 ülkeden toplam 284 firmanın katıldı. Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) ve Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TASEV) desteğinde yapılan fuar 7-11 Nisan tarihleri arasında devam edecek. Bu yıl 15 bin metrekare alanda düzenlenen fuara; ABD, Almanya, Arjantin, Finlandiya, Fransa, Hindistan, Hollanda, İran, İspanya, İsrail, İtalya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Çin ve Tayvan’dan firmalar ile, Azerbaycan, Bulgaristan, Cezayir, İran, Lübnan, Mısır, Pakistan, Romanya, Rusya, Ukrayna, Suriye, Tunus ve Ürdün gibi ülkelerden alım grupları katılıyor.

Memurlara prim müjdesi

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sendikalı memurun 10 liralık toplu görüşme primini yeniden vereceklerini söyledi. Böylece, 1 milyon 17 bin memur, 3 ayda bir 30 lira prim alacak…Sosyal haklarının iyileştirilmesini isteyen memurlar, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kapısını çaldı. Bakan Şimşek, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen sendikalı memurun 10 liralık toplu görüşme primini yeniden verecekleri müjdesini verdi. Böylece, 1 milyon 17 bin memura 3 ayda bir 30 lira toplu görüşme primi ödenecek. Memurun giyim yardım ödemesi de nakit olarak yapılacak.

Bakan Şimşek’le yaklaşık 1.5 saat görüşen Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu, “Kamuda çalışan sözleşmelilerin kadroya alınması, MEB’de kariyer basamakları ve başöğretmen sınavının yeniden yapılanması, Diyanet’te sözleşmeli Kur’an kursu öğretmenleri, imamlara kadro, şeflere ek ödenek verilmesi gibi taleplerimizi ilettik” dedi. Sendika aidatlarını, yeniden devletin ödemesine imkân veren düzenlemenin, önümüzdeki günlerde Meclis’te görüşülmekte olan bir yasaya yapılacak tek maddelik ekleme ile sağlanması bekleniyor.

ESNAF İÇİN 30 MADDELİK DESTEK

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, esnafın değişimi ve dönüşümü için ne tür destekler gerektiği konusunda bir strateji belgesi ve eylem planı hazırladıklarını belirterek, “Esnaf değişim dönüşüm strateji belgemiz 7 tane alanı ve bu 7 alandaki 30 tedbiri içeriyor” dedi. Ergün, “Bu desteklerin kimisi maddi, kimisi teknik, kimisi yönetim, kimisi eğitim destekleridir. Esnaf ve sanatkarın AB programlarından ve desteklerinden yararlanmasıyla ilgili de bir çalışmamız var” dedi.

Çiftçilere hibe desteği müjdesi

Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı çerçevesinde makine ekipman projelerine yüzde 50 hibe desteği verecek.Manavgat Ziraat Odası Başkanı(MZO) Rasim Metin, hibe desteğinden yararlanacak olan bireysel ve tüzel kişilerin proje başvurularını 3 Mayıs 2010 tarihine kadar yapmaları gerektiğini söyledi.

Hibeye esas tutarın gerçek kişiler için mal başına 50 bin TL olduğunu belirten Metin, tüzel kişiler içinse bu rakamın 100 bin TL olduğunu ifade etti. Metin, basınçlı sulama sistemlerinde başvurularda bireysel başvuruların 100 bin, tüzel kişiler için ise 200 bin TL olduğunu dile getirdi.

Metin, program kapsamında yüzde 50 desteklemenin şu ekipmanlarda olduğunu belirtti: Anıza direkt ekim makinesi, arıcılık makine ve ekipmanı, balya makinesi, basınçlı sulama sistemleri, canlı balık nakil tankı, çayır biçme makinesi, çeltik fide dikim makinesi, el traktörü, file sistemi kurulması, biçer bağlar, hububat harman makinesi, lazerli tesviye aleti, mısır hasat tablası, mibzer, motorlu tırpan, pamuk toplama makinesi, pancar söküm makinesi, patates söküm makinesi, pülverizatör, rüzgar makinesi, sap parçalama makinesi, silaj makinesi, soğuk hava tesisatlı taşıma aracı, süt sağım ünitesi ve soğutma tankı, gübre dağıtma makinesi, taş toplama makinesi, Diskaro-Goble, yem hazırlama makinesi, zeytin hasat makinesi, koyun kırkma makinesi ve tambur ve filtre.

Öte yandan Manavgat Tarım İlçe Müdürü Sadık Ay, yaptığı yazılı açıklamada Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı’nın 18 Mart 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınladığını ifade etti. Ay, ekipman desteğinden yararlanacak olan gerçek ve tüzel kişilerin projelerini en son 3 Mayıs 2010 tarihinde il ve ilçe tarım müdürlüklerine iletmeleri gerektiğini söyledi.

Nisanda elektriğe zam yok

Nisan ayında elektrik fiyatlarında değişiklik olmayacağı öğrenildi.Edinilen bilgiye göre, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), bugünkü toplantısında, Nisan ayından itibaren geçerli olacak elektrik fiyatlarını, şirketlerin talepleri doğrultusunda değerlendirdi ve karara bağladı.

Kurul, Nisan ayından itibaren nihai tüketicilerin kullanacağı elektrik fiyatlarında tarife değişikliği yapılmamasına karar verdi.

Dağıtım şirketlerinin elektrik satış fiyatları, dörder aylık periyotlar halinde EÜAŞ, portföy üretim grupları, TETAŞ ve Piyasaya Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM) maliyetleri dikkate alınarak belirleniyor.

Çeyrek altın gözden düştü

Altın fiyatlarındaki artış ev hanımlarının düzenlediği günlerin vazgeçilmezlerinden olan çeyrek altına olan ilgiyi azalttı.Birkaç ev hanımının bir araya gelerek düzenlediği günlerde, artık çeyrek altının yerini 50 liranın tercih edilmeye başlandığı bildirildi.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, özellikle ekonomik durumları iyi olmayan ev hanımları, düzenledikleri günlerde bir araya gelerek sıkıntılarını paylaşıyorlar. Ev hanımlarının bir ay öncesine kadar düzenlediği bugünlerde aralarında topladıkları ”çeyrek altın” ise yüksek fiyatı nedeniyle tercih edilmez hale geldi.

Ev hanımı Didem Alan, 90-92 lira civarında olan çeyrek altının fiyatının aile bütçelerini sarstığını belirterek, bu nedenle farklı arayışlara girdiklerini söyledi.

Alan, altın fiyatlarının yükselmesi sonucu ev hanımları arasında düzenlenen günlerde çeyrek altın yerine 50 liranın tercih edilmeye başlandığını ifade ederek, ”15 gün veya ayda bir altın masrafının altından kalkamayınca günlerimizde bir birimize para vermeye başladık” dedi.

-KUYUMCULAR ODASI BAŞKANI BAŞMAN-

Adana Kuyumcular Odası Başkanı Oğuz Başman, AA muhabirine, altın fiyatlarının yükselmesinin ardından üyelerinin siftahsız günler geçirdiğini söyledi.

Başman, 5 ay öncesine kadar ev hanımları altın günü için kuyumculara akın ederken, şimdilerde ise çeyrek altına olan ilginin bir hayli azaldığını ifade ederek, ”Üyelerimiz daha önce günde 50-60 tane çeyrek satarken, son günlerde buram 15-20′ye düştü. Üyelerimiz artık siftahlarını çeyrekle bile yapamaz oldu. Satışlarımızın artacağı günleri umutla bekliyoruz” dedi.

Çeyrek altına alternatif geldi

Altın fiyatlarının yükselmesi üzerine Kahramanmaraş’ta bir kuyumcu çeyrek altına alternatif ‘gramlık’ altını piyasaya sürdü.Çeyrek altın 90 TL’ye satılırken ‘gramlık’ altın ise 53 TL’den satışa sunuluyor.

Altın fiyatlarındaki artış kuyumcu esnafını da farklı arayışlara yöneltiyor. Kahramanmaraş’ta 30 yıldır kuyumculukla uğraşan İsmail Hatipoğlu, çeyrek altına alternatif olarak ‘gramlık’ altını piyasaya sürdü.

Yaklaşık 1 yıldır bu konu üzerinde çalıştığını söyleyen Hatipoğlu, bir aydan bu yana da kuyumculara toptan gramlık altın satışına başladığını ve gelen tepkilerin olumlu olduğunu kaydetti. Çeyrek altının bugün itibariyle 90 TL’ye satıldığını ifade eden Hatipoğlu, ”Ben Kahramanmaraş’ta 3. kuşak kuyumcuyum. Babam ve dedem bu işle yıllardır geçimlerini sağladılar. Bildiğimiz bir şey var ki altının fiyatı sürekli yükselir. Şunu söyleyebilirim ki; 1890′dan bu yana altın bir gördüğü fiyatı bir daha görmemiş. Yani 1 geri ileri bu böyle devam ederek gelmiş” diye konuştu.

Altın fiyatındaki artış ve halkın alım gücünün azalması sektörde zaman zaman sıkıntılara neden olduğunu açıklayan Hatipoğlu, şöyle konuştu:

”Bugün çeyrek altının fiyatı 90 TL’ye ulaşmış. Bu yerinde kalmayacak. Dolayısıyla firma olarak ‘ne yapabiliriz’ sorusunu kendimize sorduktan sonra ‘gramlık’ altın üretimine başladık. Özellikle Anadolu’da altın hediyesi gelenek hale gelmiş durumda. Düğünde, nişanda, ev hediyesi gibi durumlarda halkımız karşılıklı altın hediyesinde bulunurlar. Şimdi altın fiyatları artınca bu gelenekte ciddi sorunlara sebep oldu. Yani ekonomik sıkıntılar baş gösterdi. Biz de farklı arayışlara girerek çözüm bulmak istedik.”

Kahramanmaraş’taki fabrikalarında seri üretime başladıklarını hatırlatan Hatipoğlu, Türkiye’nin her bölgesine ‘gramlık’ altın gönderdiklerini ve gelen tepkilerin de olumlu olduğunu dile getirdi.

Hatipoğlu, altın fiyatlarının yükselmesinin devam edeceğini ve 10 yıl sonra ‘gramlık’ altının da küçüğünün piyasaya gireceğini ifade etti.

Hatipoğlu, piyasada çeyrek altının 90, yarım altının 179, tam altının 358 ve tüm altının da 890 TL’ye satıldığını sözlerine ekledi.

Vergi artışı olmayacak sözü

Şu anda devletin gündeminde vergi indiriminin olduğunu belirten Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “Şu anda ne vergilerd Mehmet Şimşek, HT Bloomberg televizyon kanalında katıldığı programda soruları yanıtladı. Şimşek, Türkiye’nin normalleştiğini, bütün bu olup bitenleri normalleşme süreci olarak görmek gerektiğini ifade ederek, Türkiye’nin öngörülebilir, kredibilitesi yüksek bir ülke olma yolunda da çok mesafe kat ettiğini söyledi. Maliye Bakanı Şimşek, bunun ortaya konulan performansla, yapısal reformlarla ilişkili olduğunu belirtti.
Mali kuralın Türkiye açısından önemine işaret eden Şimşek, “Çünkü geçmişe baktığımız zaman Türkiye’nin sıkıntılarının, makro ekonomik istikrarsızlığının arkasındaki temel sorun kronik bütçe açıklarıdır ve bunun beraberinde getirdiği problemlerdir. Enflasyon, kamu borç stokunun sürdürülemez boyutlarda genişlemesi gibi hususlardır. Geçmişte Türkiye bunlardan çok çekmiştir” diye konuştu.

İleriye dönük olarak son yıllarda yakalanan bütçe performansını kurumsallaştıracak bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğini ifade eden Şimşek, “Bu da mali kural. Mali kural Türkiye’de öngörülebilirliği artırmaya yönelik bir çabadır. Diyelim ki iç veya dış bir şok nedeniyle bütçe hedeflerinde bir sapma olursa tekrar bütçeyi hedeflerle uyumlu bir noktaya taşımak için alınması gereken tedbirlere ilişkin yasal bir çerçeve” diye konuştu.

Mali kuralın Türkiye’nin risk primini aşağıya çekecek önemli bir düzenleme olduğuna ancak bunu uygulamada başarılı kılacak diğer birtakım tedbirlerin de alınması gerektiğine dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti:
“Bu kural tek başına yeterli olmaz. Mutlaka bütçe performansını uzun vadede iyileştirecek, vergi tabanının genişletilmesi gibi önlemler gerekir. Bunlar tabii söylemle olmuyor. Mutlaka ona yönelik gerek Gelir İdaresinin güçlendirilmesi, gerek denetim standartlarının iyileştirilmesi gerekir. Teknolojiden yararlanma gibi birçok hususu da içeriyor.

Maliye Bakanlığı olarak bu dönemde hem mali kuralın yasallaştırılması ve 2011 bütçesinin yeni mali kural çerçevesinde hazırlanması ve hem de diğer birtakım adımları atmak, bu adımların bir kısmı mikro düzeyde, bir kısmı da genel birtakım reformları içeren bir şekilde. Vergi mevzuatının basitleştirilmesinden tutun birçok diğer uygulamalara kadar bu dönemi yoğun çalışacağımız bir dönem olarak görüyorum.”
Mehmet Şimşek, mali kuralın aslında herkesin desteklemesi gereken bir düzenleme olduğunu bildirerek, “Biz bunu anlatacağız tabii. Şu anda taslağa son şekline veriyoruz. Taslak hazırlanırken bir çok kesimle istişarede bulunuldu” ifadelerini kullandı.

Kurala dayalı, güçlü kurumların olduğu bir ekonomik yapının Türkiye’nin risk primini aşağıya, notunu da yukarıya çekeceğini, daha ucuz finansman kaynaklarına erişiminin yolunu açacağını belirten Şimşek, Türkiye’nin kriz yılı 2009 hariç, ortaya çok önemli bütçe performansı koyduğunu söyledi.

Bundan 6-7 yıl önce vergi gelirlerinin yüzde 86’sının, milli gelirin yüzde 15’ine yakın bir kısmın faize gittiğini ifade eden Şimşek, şunları söyledi:

“Bugün gelinen noktada vergi gelirlerinin yüzde 30’undan biraz daha azı faize gidiyor. Yine yüksek bir rakam ama bunu daha aşağıya çekecek ve ortaya çıkan kaynağı insanlarımızın eğitimine, alt yapıya, araştırma-geliştirmeye aktarmak lazım. Türkiye’nin geleceği burada. Türkiye’nin geleceği mutlaka bu şekilde inşa edilecek. Ben inanıyorum ki eğer biz kamu olarak evimizi düzene koyabilirsek ki mali kural evi düzenleme konusunda çok önemli bir altyapı, bir çerçeve oluşturuyor. Eminim ki Türkiye öngörüldüğü gibi 2040’lı, 2050’li yıllarda dünyanın en gelişmiş, kişi başına milli geliri 60 bin dolar civarında olan, dünyanın en büyük ilk 10, Avrupa’nın en büyük 3. ekonomisi noktasına gelir. Ben buna inanıyorum. Bizde bu heyecan, bütün gerekli girdiler var. Yeter ki biz siyasi istikrarsızlığa ve beraberinde makro ekonomik istikrarsızlık getirecek eski patikaya doğru girmeyelim.”

VERGİNİN TABANA YAYILMASI

Şimşek, harcamalarda doğru önceliklendirmenin yapılması, verginin tabana yayılması, yeni bir mali kural çerçevesinde uzun dönem açık hedefe yönelik olarak ortaya bir performans konulmasından Türkiye’nin çok boyutlu kazançlı çıkacağını ifade etti.

Mali kuralın Türkiye için faydalarının önemine işaret eden Şimşek, bunun vatandaş, siyasiler tarafından da takdir edilecek husus olduğunu söyledi. Şimşek, “Bakın son yıllarda etkin bütçe disiplini kuruldu, Türkiye bundan kazançlı çıkmıştır. Faiz dışı fazlanın yüksek olduğu dönemlerde Türkiye ekonomisi daralmaya girmemiştir, tam aksine borç dinamikleri iyileşiyor diye Türkiye’ye daha fazla kaynak gelmiştir, Türkiye faizleri aşağıya çekme imkanına kavuşmuştur” dedi.

“VERGİ ARTIŞI GÜNDEMİMİZDE YOK”

Şimşek, şu anda hiçbir şekilde yeni vergi ve vergi artışları gündemlerinde olmadığını ifade ederek, 2010 yılı bütçesini sağlam makro ekonomik varsayımlar üzerine kurduklarını, gereken tedbirleri aldıklarını söyledi. Şimşek, “Şu an itibariyle gündemimizde ne vergilerde indirim var, ne vergilerde yükseltme söz konusu, ne de yeni vergiler söz konusu” diye konuştu.

Sektörel bazlı bir çok talep geldiğini, ancak önceliğin Türkiye’de mali imkanlar çerçevesinde istihdam üzerindeki yüklerin aşağıya çekilmesi gibi arz yönlü olarak değerlendirilmesi, uygulamaya konulması gerektiğini bildirdi.

Şimşek, Türkiye’de şu anda yapılan çalışmalarla vergi tabanını daha da genişletmeleri, bütçe imkanlarını artırabilmeleri halinde dünyadan farklı olarak vergi yüklerinin ağır olduğu alanların o zaman değerlendirileceğini, buna açık olduklarını ama bunun sıralaması ve zamanlamasının önemli olduğunu ifade etti.

Şu an itibariyle gündemlerinde vergilerde bir indirim ve bir artışıyla yeni vergilerin olmadığını yineleyen Şimşek, şunları söyledi:

“Ancak şu da var, orta-uzun vadede vergi mevzuatının basitleştirilmesi, vergi denetimlerinin belli standartlara kavuşturulması, mükellef haklarının çok daha iyi bir şekilde korunması, idaremizin güçlendirilmesi, vergi kaçırmanın sonuçlarının ağırlaştırılması gibi bir çok hususta çalışmalar var, çalışmalar devam ediyor. Peyder pey bunların bir kısmını uygulamaya koyuyoruz. Şu anda bizim gündemimizde ne sektörel vergi düzenlemeleri söz konusu ne de yeni vergi düzenlemeleri söz konusu. Aslında sistemi oturtmak lazım sık sık değişen düzenlemeler, iş alemi açısından da iyi değil. O nedenle bir süreklilik, bir öngörülebilirlik hususu o çerçeveden de baktığınız zaman bizim şu anda gündemimiz daha çok iyileştirmelerle ilgili. Bundan kastım ’Gelir İdaresini nasıl iyileştirebiliriz’ gibi bir takım hususlar.”
e yükseltme söz konusu, ne de yeni vergiler söz konusu” diye konuştu.

İşte yakıtta cimri otomobiller

Dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanan Türkiye’de, az yakıt tüketen araçların tercih edilmesi büyük önem taşıyor.Bu durumu dikkate alan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, yeni otomobil almak isteyenleri bilgilendirmek için ‘Yakıt tüketiminde en iyi ilk 10 listesi’ hazırladı. Şirketlerin beyanlarına göre hazırlanan listede 100 kilometrede en az benzin tüketiminde marka bazında Peugeot, Hyundai ve Fiat’ın bazı modelleri ilk sırada yer alıyor. Dizel araçlarda ise sıralama Peugeot, Seat ve Ford şeklinde oldu. Zaman’a konu hakkında bilgi veren bakanlık yetkilileri, vatandaşların kazançlı çıkmaları için www.sanayi.gov.tr sitesini incelemelerini istedi.

Bakanlık listesinde ayrıca otomobilleri beyaz eşyada olduğu gibi çevreye yaydıkları karbondioksit gazına (CO2 emisyon değerleri) göre A ile G arası sınıflamaya tabi tuttu. Listede çevreyi en az kirleten (A sınıfı) otomobil yer almazken, benzinli modellerde Peugeot 107 B sınıfında çevreye en az karbon salan otomobil oldu. Dizelde de Peugeot ve Seat aynı emisyon değerleriyle çevreci otomobil markaları arasında yer aldı. Sektör çevreleri, Türkiye’de A sınıfı otomobillerin olmayışını otomotive yönelik çevresel yaptırımların Avrupa Birliği’nden sonra devreye girmesine bağlıyor. Sıralamada yakıtta cimri ve çevreye en az zararlı olarak bilinen A sınıfı araçlar listede yer almadı.

Bakanlığın resmi internet sitesi www.sanayi.gov.tr’de yayınlanan bilgilerde sıfır kilometre araç almak isteyen tüketicilere yeni otomobillerin ‘resmi yakıt tüketimi’ ve ‘resmi emisyon değerlerine’ yer veriliyor. Tüketiciler sitede ayrıca araçların teknik özelliklerini de görme imkânı buluyor.

Bakanlığın yayımladığı veriler, uluslararası geçerlilik taşıyan Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (BM/AEK) ve Avrupa Birliği Teknik Düzenlemeleri’ne göre yapılan testlere istinaden hazırlanmış olan araçla ilgili onay belgelerinden derlenen bilgilerden oluşuyor. Projeyle tüketiciler, Türkiye’de yıl içinde piyasaya sürülen ve farklı yakıt tüketimi veya emisyon değerine sahip tüm yeni binek otomobillerin bilgilerini öğrenmenin yanı sıra benzin, dizel, LPG gibi farklı yakıt türünde en az yakıt tüketimine sahip ilk 10 otomobilin sıralamasını görebiliyor. Bakanlık listelemesinde otomobiller, yaydıkları karbondioksit gazına göre A ile G arasında sınıfa ayrılıyor.

Sanayi Bakanlığı firmaların beyanlarını esas alarak benzin, motorin ve benzin+LPG’de en az yakıt tüketen otomobillerle ilgili ilk listeyi hazırladı. Benzinde en iyi 10 sıralamasında Peugeot 107 otomatik şanzıman modeli 4,6 litre ile ilk sırada yer alırken Hyundai i10 Team Manuel modeli 5 litre tüketim ile ikinci ve Hyundai’nin aynı modelin Select’i üçüncü oldu. En az yakan dizel sıralamasında ise Peuget 107 1.4 L manuel 4,1 litre, Seat Ibiza 1.6 TDI 90 manuel 4,2 ve Ford Yeni Fiesta 1.6 TDCİ 90 manuel 4,2 litre tüketim ile liste başı oldular. Benzin+LPG’ tüketiminde en iyi 10′da ise Proton’un Savvy, Gen 2, Impian Vaja, Gen 2 HB modelleri yer aldı.

Çevreye en az zararlı modeller olarak bilinen A sınıfı otomobillerin Sanayi Bakanlığı listesinde yer almamasına sektör çevreleri açıklık getirdi. Buna göre, son yıllarda çevreci baskılar otomotiv üreticilerini daha az yakıt tüketen ve daha az karbondioksit üreten motorlar üretmeye zorluyor. Bunun sonucu olarak otomobillerin gücü artsa bile tüketim değerleri ve dolayısıyla da CO2 üretimleri azalıyor. Avrupa Birliği, kademeli olarak üreticilerin ürün serisinin tüketim değerlerini azaltmasını istiyor. 2012 yılından itibaren her üretici firma, tüm modellerin 1 kilometrede ortalama 120 gram karbondioksit üretecek düzeyde geliştirmesini öngörüyor. Sektör çevrelerine göre uygulamalar Türkiye’de AB’den sonra geliştirdiği için A sınıfı araçların pazara girmesi de gecikecek. Bu sebeple AB’de A sınıfı enerji verimliliği sunan yani az tüketen birkaç model yollarda ama Türkiye’de Toyota Prius dışında bu kritere uyan model yok. otomobil

40 bin kişiye iş imkanı

Birleşmiş Markalar Derneği çatısı altında buluşan ünlü firmalar bu sene toplamda 250 milyon doları bulan yatırım gerçekleştirecek.Bu sayede faaliyet alanlarını 2,8 milyon metrekareye taşırken, 30-40 bin kişiyi de istihdama kazandıracak.

Birleşmiş Markalar Derneği’nin (BMD) yeni başkanı Yılmaz Yılmaz ve yönetim kurulu basının karşısına geçerek, 2010 yılı hedeflerini açıkladı. İlk olarak geçen seneyi değerlendiren Yılmaz, 400 markadan oluşan derneğin toplam cirosunun 24 milyar doları bulduğunu vurguladı. 170 bin çalışanı barındıran şirketleri içeren derneğin Türk ekonomisine önemli bir katkı sunduğuna işaret eden dernek başkanı, “BMD’nin yurt içinde 40 bin yurt dışında ise 69 ülkedebin 175 mağazası bulunuyor. Üye markaların mağazaları toplam 2,3 milyon metrekare alanda faaliyet yürütüyor.” bilgilerini verdi.

2010 hedefleri hakkında bilgi veren BMD Başkanı Yılmaz, ciroda 4 ya da 5 milyar dolarlık büyüme öngördüklerini, 250 milyon dolardan fazla yatırım yapmak istediklerini ifade etti. BMD’nin yeni yönetimi; Ayakkabı Dünyası, Aydınlı, Bücürük, Colins, Collezione, Demsa, Derimod, Desa, Esse, Flo/Polaris, Faik Sönmez, Kiğılı, LC Waikiki, Mavi, Opmar Optik, Orka, Penti, Ramsey, Twigy, Vakko, Vepa, YKM ve Zen şirketlerinin temsilcilerinden oluşuyor.

« Previous PageNext Page »