'Ekonomi'

Türkiye ile Kore arasında nükleer işbirliği

Türkiye ile Kore arasında Sinop’ta nükleer enerji santrali kurulmasına ilişkin işbirliği protokolü imzalandı.Türkiye-Kore İş Forumu çerçevesinde Türkiye ile Kore arasında Sinop’ta nükleer enerji santrali kurulmasına ilişkin İstanbul’da iş birliği protokolü imzalandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sinop’ta nükleer güç santralleri kurulması isteği ve kararlılığı içinde olduklarını ifade ederek, ”Bizim 2020 yılına kadar en az yüzde 10′lar seviyesinde bir nükleer güç santralini yakalamış olmamız lazım” dedi.

Türkiye-Kore İş Forumu çerçevesinde Türkiye ile Kore arasında Sinop’ta nükleer enerji santrali kurulmasına ilişkin iş birliği protokolünün imza töreninde Yıldız, Türkiye-Kore İş Forumu’nda Karma Ekonomik Komisyonu Eş Başkanı olarak bulunduğunu vurgulayarak, ulaşımdan, bankacılığa kadar bir çok sektörde iş birliği için bir arada olduklarını anlattı.

Bunlardan en önemlisinin nükleer enerji santrallerinin kurulmasıyla alakalı işbirliği olduğunu dile getiren Yıldız, enerji çeşitlendirmesi çalışmalarında, Türkiye’nin enerji politikalarının önemli kalemlerinden bir tanesinin nükleer güç santrallerinin kurulması olduğunu belirtti.

Mersin Akkuyu’da Rusya Federasyonu ile geliştirmeye çalıştıkları bir işbirliği bulunduğunu kaydeden Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Aynı zamanda Sinop’ta nükleer güç santrallerinin kurulması isteğimiz ve kararlılığımız var. Bunlardan en önemlisi Güney Kore ile geliştireceğimiz Sinop’taki nükleer güç santralinin kurulmasıyla alakalı işlemdir. Bugün burada bir ortak bildiri yayınlayacağız ve iyi niyet protokolü imzalamış olacağız.

Bunun arkasından çalışma gruplarımız kurulacak ve 3-4 aylık bir sürede bu anlaşmayı belli bir olgunluk seviyesine getirmeye çalışacaklar. Mutabık kalınması, ortak bir nokta bulunması halinde bir hedef fiyat uygulamasına ulaşılması halinde bu anlaşma daha da farklı bir düzeye çekilmiş olacaktır.”

Bakan Yıldız, Güney Kore’nin nükleer güç santralleri yapımıyla alakalı göstermiş olduğu 40 yıllık performansının örnek bir çalışma olduğunu vurgulayarak, Güney Kore’nin milli nükleer politikalarını önemli bir seviyeye getirdiklerini söyledi.

Yıldız, Güney Kore’nin 20 tane işletmede bulunan 8 tane de inşaat halinde bulunan ve 2020′ye kadar toplam 40′a çıkarmak istedikleri nükleer güç santralleriyle beraber, yüzde 55-57′lik bir enerji portföyünü temin etmek konusunda önemli bir nokta yakaladıklarını kaydetti.

Yıldız, ”Bizim 2020 yılına kadar en az yüzde 10′lar seviyesinde bir nükleer güç santralini yakalamış olmamız lazım. Minimum bu açıdan bu çalışmaların çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

-’ORTAK YOK”

Kore Bilgi Ekonomisi Bakan Yardımcısı Young Hak Kim de, Kore’nin ve Kore&de kamu elektrik üreten kamu şirketi KEPCO Firmasının son 30 senede nükleer santraller konusunda uzmanlaştığını söyledi.

Kim, ”Bu törenden sonra Türkiye’de nükleer enerji santrali sisteminin tamamlanması için tüm gücümüzle çalışacağımıza söz veriyorum” dedi.

Konuşmaların ardından Türkiye Elektrik Üretim A,Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sefer Bütün ile Kore’nin elektrik üreten kamu şirketi KEPCO’nun Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jun Yeon Byun arasında Sinop’ta nükleer santral kurulmasına ilişkin protokol imzalandı.

İmza töreninin ardından bir gazetecinin ”Sinop’ta kurulacak nükleer santral için başka ülkeler veya başka firmalardan talep gelmesi halinde bu değerlendirilir mi?” sorusu üzerine Bakan Yıldız, Sinop’ta santral kurulması konusunda başka ülkelerden veya başka firmalardan talep gelmesi halinde değerlendirileceğini söyledi.

Bunu çok açık şekilde yaptıklarına dikkati çeken Yıldız, eğer finans açısından, yapım açısından daha cazip, daha uygun teklifler gelmesi durumunda, eş zamanlı çalışılmak kaydıyla o firmaların tekliflerinin de değerlendirilebileceğini kaydetti.

Bakan Yıldız, bir gazetecinin ”Hedef fiyattan bahsettiniz bu nedir” sorusu üzerine, bunu rakam olarak söylemenin şu anda doğru olmadığını vurgulayarak, ilk olarak çalışma grupları oluşturarak, bir hedef fiyatlaması, fiyatta özellikle bir hedef oluşturmayı planladıklarını söyledi.

Diğer konulardaki şartları da, bu çalışma gruplarıyla ortaya koyduklarını dile getiren Yıldız, bu çalışmaların olgunlaşması için belli bir zamana ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Bir gazetecinin ”KEPCO bir fiyat mı önerecek?” sorusuna da Yıldız, fiyatın önerilecekler arasında bir kalem olduğunu söyledi.

Yıldız, ”Biz en az 8-10 bin megavatlık bir nükleer güç santralinin Türkiye’de oluşmasını istiyoruz. O açıdan bu hedefimize ulaşmak için hem Akkuyu’nun, hem de Sinop’un eş zamanlı olarak çalışmalarına başlanması ve devam etmesi lazım” şeklinde konuştu.

Yıldız, ”KEPCO’nun Türkiye’den bir ortağı olacak mı?” sorusuna da ”Mutlaka olacaktır bunu önümüzdeki süreçte hep beraber göreceğiz” dedi.

Bakan Yardımcısı Young Hak Kim de, şu ana kadar Türkiye’de bir ortakları olmadığını söyledi.

Türkiye’den 120 ülkeye çikolata ihracatı

Şölen Çikolata Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Çoban, üretim hacmi ve üretim teknolojisi baz alındığında ”Avrupa’da ilk 3′e gireriz” dedi.2009 senesinin bir çok sektör için zorlu bir yıl olmasına karşın, Şölen açısından büyüme ile sonuçlandığını anlatan Çoban, ”Dünya çikolata sektörünün gözleri ‘Şölen yeni ne yapacak’ diye üzerimizde…” dedi.

Sektörde karların çok düşük olduğuna da değinen Çoban, anadolu ajansı muhabirine, sektörün çok rekabetçi olduğunu, kar marjlarının çok düşük olduğunu, katma değerli ürünler yapılmadığı sürece iş yapmanın mümkün olmadığını kaydetti.

Hammadde fiyatlarının son dönemde ciddi bir şekilde arttığını, şeker, fındık süt tozu ve kakao fiyatlarında büyük oranda artışlar yaşandığını, hammadde, enerji ve nakliyedeki artışlarla maliyetlerde yüzde 15′e yakın artış olduğunu dile getiren Çoban, bu artışların tümünü tüketiciye yansıtmanın mümkün olmadığını, maliyetleri tasarrufla dengelemeye çalıştıklarını vurguladı.

Maliyet avantajı nedeniyle bazı şirketlerin Türkiye’de üretim yapmak yerine yurt dışına gitmeyi tercih edebildiğini dile getiren Çoban, ”Bizim böyle bir düşüncemiz yok. Bu ülkede kazandıklarımızı bu ülkede daha fazla yatırıma dönüştürmek istiyoruz. İhracatın istenen düzeylere gelebilmesi için dünya fiyatlarına yaklaşan hammadde ve enerji maliyetlerine yaklaşmamız gerekli” dedi.

Sayıları artan merdivenaltı işletmelerin de sektörü olumsuz yönde etkilediğinin altını çizen Çoban, ”Tüketicinin kaliteli ve gerçek çikolatayı tanımasının sağlığı açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Elif Çoban, yıl içinde 3 yeni ürün daha piyasaya çıkaracaklarını belirterek, ”Yıllardan bu yana Avrupa’da olan ancak Türkiye’de tüketilmeyen bir ürün çeşidi de çıkaracağız” dedi.

-TÜBİTAK’LA ÜRÜN GELİŞTİRME-

Pazar araştırma ve geliştirmeye bütçenin yüzde 1,5′ini ayırdıklarını, ürünleri yoğun çalışmalar sonucunda hayata geçirdiklerini anlatan Çoban, ”Örneğin Biscolata Stix’i TÜBİTAK’la geliştirdik. Bu ürünü üretebilen teknolojiyi sadece Japonlar yapabiliyordu. Biz o teknolojiyi kendi prosesimizde Türk Ar-Ge’siyle gerçekleştirdik. Türk teknolojisiyle Avrupalıların yapamadığını yaptık” diye konuştu.

İç pazarda çikolatada yüzde 10′luk pazar payına ulaştıklarını açıklayan Çoban, tüketicilerin aklında yenilikçi ürünleriyle ”Şölen yine yapacağını yapmış” şeklinde yer aldıklarını, 3 ay içinde ”Daha önce neden böyle düşünülmemiş” denecek farklı ürünler çıkaracaklarını dile getirdi.

Kişi başı çikolata tüketim baz alındığında bir Türk firmasının bu başarısının daha da dikkat çekici olduğunu vurgulayan Elif Çoban, 20-25 milyon avro yatırım yaptıkları 2009′da 120 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını, 2010′da yaklaşık 400 milyon lira ciro beklediklerini ve ihracat hedeflerinin 140 milyon dolar olduğunu belirterek, ”Türkiye’den en fazla çikolata ihracatı yapan firmayız. Yıllardan bu yana çikolata deyince başta Fransa ve Belçika akla gelir ama artık biz oralara çikolata ihraç ediyoruz. 120′ye yakın ülkeye ihracatımız var. Krizin yoğun hissedildiği dönemlerde dahi ihracatta düşüş yaşamadık” dedi.

Üretim kapasitelerinin 2009′da 600 tona çıktığını ama bunun 400-500 tonunu tam olarak kullandıklarını ifade eden Çoban, ”Üretim hacmini ve üretim teknolojisini düşünürsek Avrupa’da ilk 3′e gireriz” dedi.

-8 MART-

8 Mart Kadınlar Günü’nün, kadınların iş dünyasındaki etkinliğinin artması ile daha anlamlı hale geldiğini vurgulayan Elif Çoban, bir kadın yönetici olarak, günümüzde kadınların çok daha hızlı bir şekilde iş yaşamına entegre olmalarının yanı sıra, özellikle yönetsel pozisyonlarda ve kurumların karar verici mekanizmalarında yer alıyor olmalarından büyük bir mutluluk duyduğunu ifade etti.

Çoban, bu güzel gelişmelere rağmen kadınların iş yaşamında karşılaştıkları zorlukların belli ölçülerde halen devam ettiğine dikkati çekerek, gerek Türkiye’de gerekse yurt dışına yaptığı ziyaretlerde bu önyargılar ile zaman zaman kendisinin de karşı karşıya kaldığını söyledi.

”Şölen’in başında bir kadın yönetici olması kimi zaman yurt dışında bile şaşkınlık yaratıyor” diyen Çoban, yönetim kadrolarında daha çok kadın yöneticilerin yer aldığını vurguladı.

Meral yeniden başkan seçildi

Rızanur Meral, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) 3. Olağan Genel Kurulunda yeniden yönetim kurulu başkanlığına seçildi.TUSKON’un bugün yaklaşık 5 bin işadamının katılımıyla yapılan 3. Olağan Genel Kurulunda belirlenen yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu:

”Rızanur Meral, Ahmet Ciğer, Ahmet Küçükbay, Ali Çiçeksay, Aydın Ateş, Cahit Durmaz, Cahit Erbalcı Erbalcı İnşaat Malz, Doğan Kaynak, Efsane Turan, Fuat özbekli, İsmail Hakkı Kısacık, Mustafa Yıldız, Necat Nasıroğlu, Nurettin Eroğlu, Osman Nakiboğlu, Osman Reis, Ömer Faruk Kavurmacı, Ramazan Davulcuoğlu, Recep Ekşi, Şükrü Boydak ve Vedat Yöndem.”

Bu arada, TUSKON Dış Ticaret Köprüsü Programları sonrasında yurt dışında başarılı yatırımlara imza atan şirket temsilcilerine plaketleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildi.

Plaket alan şirketler, Altaş Şirketler Grubu, Artline Mobilya, Boydak Holding, Çalkan Kombine Tesisi, Çalışkan Grup, Depa Elektronik, Eroğlu Holding, Flekssit Mobilyaları,Jorum Uluslararası Yatırım şirketi, K.C.G Textile EGYPT, Mevera Gruop, Özgün İnşaat, Rixos Gruop, Taha Holding, Tiryaki Şirketler Grubu ve Yolasan Hazır Beton olarak sıralandı.

Başbakan Erdoğan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Devlet Bakanları Zafer Çağlayan ve Faruk Nafiz Özak, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da hazır bulundu.

BBC’den küçülme kararı

İngiliz yayın kuruluşu BBC, iki radyo istasyonunu kapatacağını, ayrıca internet faaliyetlerini yarı yarıya azaltacağını duyurdu.BBC Genel Müdürü Mark Thompson yaptığı açıklamada, kurumun faaliyet alanını daraltarak, bazı yayınlarda kesintiye gideceklerini söyledi.

İngiltere’deki Asya kökenli dinleyicilere hitap eden radyo kanalı ile “Radio 6″ adlı müzik kanalını kapatacak olan BBC, internet sitesinin bütçesinde de yüzde 25 kesintiye gidecek. Bu kesinti, BBC’nin internet sitesinin içeriğinin 2013 yılına kadar yarı yarıya azalması anlamına geliyor.

BBC, kesintilerle yılda 600 milyon sterlin tasarruf ederek, daha kaliteli programlar yapmayı amaçlıyor. Özellikle ana muhalefetteki Muhafazakar Parti tarafından “çok büyük olduğu ve özel yayın kuruluşlarının gelirlerine darbe vurduğu” gerekçesiyle uzun süredir eleştirilen BBC, kararının ardından “ülkede yapılacak genel seçim öncesi baskı altında olduğu, kararın siyasi kaygılarla alındığı” eleştirilerine de hedef oldu.

BBC’deki bazı örgütlü sendikalar, küçülme kararının kurumun 600 çalışanının işsiz kalacağı anlamına geleceğine ve çalışanların greve gidebileceğine dikkati çekti.

İngiliz Times gazetesi de daha önce, David Cameron liderliğindeki Muhafazakar Parti’nin Mayıs ayında yapılması planlanan genel seçimi kazanması durumunda, BBC’nin yönetim yapısında değişiklik yapacağını yazmıştı.

İşsizlik rakamları açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2009 yılının işsizlik oranının yüzde 14 olduğunu açıkladı.2009 yılında Türkiye genelinde işsiz sayısı bir önceki yıla göre 860 bin kişi artarak 3 milyon 471 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı bir önceki yıla göre 3 puanlık arttı.

Kentsel yerlerde işsizlik oranı 3,8 puanlık artışla yüzde 16,6, kırsal yerlerde ise 1,7 puanlık artışla yüzde 8,9 oldu. Orta Vadeli Ekonomik Program’da yüzde 14,8 olarak hesaplanan işsizliğin, 0,8 puan düşük çıkmasında son aylardaki toparlanmanın etkisi oldu.

Ekonomiden bir güzel haber daha

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Şubat ayında ihracat oranlarında yüzde 20,3′lük bir artış yakalandığını açıkladı. Sanayi sektöründe belirgin bir toparlanmanın varlığına işaret eden Büyükekşi, en fazla ihracat gerçekleştiren otomotiv endüstrisinin yüzde 38′lik bir artış kaydettiğini bildirdi. (CİHAN)

TOKİ’den indirim kampanyası

Toplu Konut İdaresi (TOKİ), hem nakit ihtiyacını karşılamak hem de borcunu kapatıp tapusunu hemen almak isteyen vatandaşlara imkan sağlamak amacıyla, “erken ödeme indirimi” uygulaması başlatıyor. TOKİ’den verilen bilgiye göre, 22 Mart’ta başlatılacak uygulama uyarınca, erken ödeyenlerin borcunda, peşin ödeme halinde yüzde 20, 3 taksitte ödeme halinde yüzde 17 indirim yapılacak.

Uygulamadan, TOKİ’den 2008 yılı sonuna kadar konut ve iş yeri alan, geri ödemeleri devam eden 132 bin 890 konut ve iş yeri sahibi yararlanacak. Vadesi 12 aydan daha az kalan projeler, kampanya kapsamı dışında bırakıldı.

TOKİ’nin, 2008 yılı sonuna kadar sattığı yaklaşık 133 bin konut ve iş yeri nedeniyle, hak sahiplerinden 5,8 milyar lira civarında alacağı bulunuyor. İdare, nakit ihtiyacını gidermek amacıyla, zaman zaman erken ödeme indirimi yaparak, 10-15 yılda tahsil edebileceği bu tutarların bir bölümünü, daha kısa sürede toplamış oluyor.

Erken ödeme uygulamasından yararlanmak isteyenlerin, 22 Mart-19 Nisan günleri arasında, satışa aracılık eden bankalara başvurmaları gerekiyor. İsteyenler, konut kredisi faizlerinin düşmesi nedeniyle, borçlarını kapatmak için bankalardan, TOKİ’nin imzaladığı protokoller çerçevesinde avantajlı kredi kullanabilecek.

Uygulamada indirim oranları, elde edilecek peşin tahsilat toplamının, projelerin toplam maliyetinin altına inmemesini sağlayacak şekilde belirleniyor. Erken ödeme kampanyaları ile sağlanan nakit girişler ile idarenin kısa vadeli nakit ihtiyacı karşılanıyor.

İndirim uygulamasından yararlanabilmesi için, hak sahiplerinin, başvuru tarihi itibariyle TOKİ’ye ödemekle yükümlü oldukları aidat, emlak vergisi benzeri herhangi bir borcunun olmaması gerekiyor.

Doğalgaz boruları betonla kaplanmış

EPDK’yı inceleyen Devlet Denetleme Kurumu, İzmir’in doğalgaz hatlarıyla ilgili skandalı tespit etti. Belediyenin kazı engeli sebebiyle boru hatlarının bazı bölümleri betonla kaplanmış.Uygulama için ‘çok tehlikeli’ diyen denetçiler, ana dağıtım şirketlerinin istasyonlarda elektronik sistem üzerinden benzin-motorin satmasını da kanuna aykırı buldu.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Enerji Üst Kurulu’nun çalışmalarını mercek altına aldı. Denetim elemanlarının yaptığı incelemelerde çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Denetçiler, İzmir’de doğalgaz boru hatlarının bazı bölümlerinin belediyenin engellemesi sebebiyle betonla kaplandığını ortaya çıkardı. Bu durum, acil müdahaleler için büyük tehlike arz ediyor.DDK’nın, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)’yla ilgili nihai raporunu kısa süre içerisinde tamamlaması bekleniyor.

Devlet Denetleme Kurumu tarafından özerk kurumlara yönelik yapılan denetimlerde son aşamaya gelindi. Denetmenler, yaptıkları incelemeleri rapor haline getirerek sunmaya başladı. DDK, raporlara son halini vererek gerekli işlemlerin yapılması için ilgili birimlere gönderecek. Denetim çalışmaları tamamlanan özerk kurumlardan birisi de EPDK oldu. Zaman’ın DDK çevrelerinden aldığı bilgilere göre, EPDK’yla ilgili hazırlanan ön raporda önemli bilgilere yer veriliyor. Raporun doğalgazla ilgili bölümünde İzmir’de yapılan ciddi hataya şöyle dikkat çekiliyor: “İzmirgaz’a belediyenin kazı izinlerine koyduğu engeller yüzünden PE (PoliEtilen) hatların üzerine AYKOME (Altyapı Koordinasyon Merkezi) tarafından beton dökülmüş. Bu durum, maliyeti artırdığı gibi muhtemel bir gaz kaçağı durumunda müdahalenin güçleşmesi, gazın kontrolsüz bir biçimde farklı noktalarda birikmesine sebep olacak.” Denetmenler, doğalgaz boru hatlarının betonla kaplanmasını can ve mal güvenliği açısından sakıncalı buluyor. Aynı bölümde, bazı dağıtım şirketlerinin acil müdahale ekiplerinin yetersiz olduğu, boru hatlarında çalışan personelin de sertifikalı olmadığı tespitleri yapılıyor.

Devlet Denetleme Kurumu, EPDK incelemesinde ilginç tespitlere de yer veriyor. Bir tespitte şöyle deniliyor: “EPDK yetkilileri 5946 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 2. maddesinin dördüncü fıkrasının a bendinin ilk paragraftan ibaret olduğunu (yani kaldırıldığını) uzun süre fark edememiş, kaldırılan hükümle alakalı geriye dönük sonuç doğuran kararlar almışlardır.” Söz konusu madde, özel elektrik üretim şirketleri-kojenerasyon tesislerini kapsıyor. Kurul ayrıca, aynı kanuna göre elektrik üretim lisansı verilip yükümlülüklerini yerine getirmediği için gerekli lisans işlemlerini yapmamış. Raporda, Kurul’un bazı kararlarını yasalara aykırı yaptığı tespitine yer veriliyor. EPDK’nın incelendiği raporda, akaryakıt sektöründe yaşanan önemli bir haksızlığın da sonlandırılması isteniyor. Buna göre, Petrol Piyasası Kanunu gereği dağıtıcılara ilişkin açık perakende yasağına rağmen üst kurul kararı ile dağıtıcılara elektronik (Taşıtmatik, Otobil vs.) satış yapma izni verildi. Ancak dağıtım şirketlerinin satışları dolayısıyla bayilerden aldığı komisyonun yasalara aykırı olduğuna vurgu yapıldı.

Rapordan: OPET’e niçin ceza kesilmedi?

Denetimlerde, EPDK’nın bazı kararlarının şirkete göre farklılaştığı bilgisine yer veriliyor. Konuya şu örnekle açıklık getiriliyor: Opet’in alt kuruluşu Sunpet’e akaryakıt ikmali yapması, Petrol Piyasası Kanunu’na aykırıdır. Yasaya ve ihlale rağmen Kurul’un Opet’e ceza uygulamadığına işaret edilen raporda, şöyle deniliyor: “Aynı şekilde Petrol Ofisi AŞ, alt kuruluşu Erk Petrol’e akaryakıt satışı yapacakken neden izin alınması isteniyor ve uygulaması yapılıyor?” Benzer şekilde başka dağıtım şirketlerine de ‘kurul kararı ile dağıtıcılar arası ticaret yasağına uymadığı gerekçesiyle’ idari yaptırım uygulandığı bilgisine yer verilen raporda bu durum, bazı kurul üyelerinin daha önceden bazı şirketlerle irtibatlı olmalarına bağlanıyor. M.Y. isimli üyenin bağlantıları ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Akaryakıt sektöründeki denetimlerin bayilere yoğunlaştığına vurgu yapılan raporda sektördeki denetimlerin, dağıtım ve rafineri şirketlerine yoğunlaştırılması isteniyor.

Ucuz kıymanın sırrı bakın neymiş!

Bazı kasapların mezbahalardan kilosu 2,5-3 liradan aldıkları ”Bahar Eti”ni kıymada kullanarak fiyatı düşürdükleri bildirildi.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, son aylarda et fiyatlarının aşırı yükselmesi nedeniyle kıymanın kilogram fiyatı 20 ile 25 lira arasında alıcı buluyor.

Fiyatların bu noktaya ulaşması yüzünden birçok dar gelirli vatandaş, daha ucuza satılan hazır kıymalara talep gösteriyor. Birçok kasapta hazır kıymanın kilosu 10 liradan bile alınabiliyor.

Kasaplar, bu fiyatı farklı yöntemlerle düşürüyor. Birçok kasap, kıymanın içine sakatat, kafa eti, tavuk eti gibi ürünler katarken bazıları da ”bahar eti” ile maliyetlerini düşürüyor.

Ciğeri saran ince tabakalı et olan ”bahar eti”, mezbahalarda kilosu 2,5-3 liradan satılıyor. Kanlı ve oldukça kırmızı olan ”bahar eti”, bu özelliğiyle kıymaya istenen ve beklenen rengi verebiliyor.

Hayvanların en kalitesiz bölümü olan ”bahar eti”, kıymada fiyatları büyük ölçüde düşürebiliyor. Öyle ki, birer kilogram kaburgadan alınmış kırmızı et ve bahar eti karşımından elde edilecek kıymanın kilogram maliyeti, 11-12 lira arasında olabiliyor. Buna sakatat ve kafa eti de eklendiğinde maliyet, daha da inebiliyor.

Türkiye Kasaplar, Besiciler Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkarları Federasyonu Başkan Yardımcısı Muhsin Yıldız, kasapların kemikli kırmızı eti kilosu 16 liradan kestirdiğini söyledi.

Bunun yüzde 25′inin kemiğe ayrıldığını ifade eden Yıldız, şunları kaydetti:

”Sonuçta kemiksiz dana etinin kilogram maliyeti 20 lira oluyor. Bu şartlar altında en ucuz kıymanın 20 lira olması gerekiyor. Bazı kasaplar, çok daha ucuza hazır kıyma satıyor. Vatandaşları, hazır kıyma almamaları konusunda uyarıyoruz. İçinde ne olduğu bilinmeyen kıymalar, ne kadar ucuza olursa olsun alınmamalıdır. Birçok kasap, çeşitli yöntemlerle kıymanın fiyatını yarı yarıya düşürüyor ve haksız kazanç elde edebiliyor. Bu tür kıymalar, sağlık açısından da büyük risk.”

Damlaya damlaya milyonlarca lira gidiyor

Tamir ettirilmeyen musluk ya da rezervuarlardan damla halinde akan su milyonlarca TL’nin boşa akması anlamına geliyor.Sadece bir evde bozuk musluktan yılda 438 metreküp suyun boşa aktığını belirleyen uzmanlar, geçtiğimiz yıl Bursa’da kayıp suyun maliyetinin 70 milyon TL’yi aştığını açıkladı.

Komşu ülkelere kıyasla su zengini Türkiye’de, suyun bir damlası bile hem tüketimin artmasına hem de faturaların kabarmasına sebep oluyor. Vatandaşların çoğu zaman ‘bir damladan ne çıkar’ düşüncesiyle tamiri ertelenen musluklardan damlayan suların maliyeti milyonlarca lira ile ifade ediliyor.

Uzmanların tespitine göre, bozuk musluklar sadece bir evde yılda 438 metre küp suyun harcanması anlamına geliyor. Bunun da faturaya yansıması yıllık bin 350 TL’yi buluyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ)’nden edinilen bilgiye göre, sadece Bursa’da 2009′da üretilen 93 milyon 292 bin metre küp içme suyunun yüzde 23′ü (22,5 milyon metre küp) kayıp olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz yıl bozuk musluklardan damla olarak akan 22,5 milyon metre küp suyun maliyetinin 70 milyon TL’yi aştığı bildirildi. BUSKİ yetkilileri, sızıntı halinde fazladan harcanan su miktarının da ciddi bir maliyet getirdiğini ifade etti.

Sızıntıda kaynağın çapının önemli olduğunu, çap büyüdükçe akan suyun ve faturanın arttığını belirten yetkililer, şu uyarılarda bulundu:

“Bozuk musluklardan akan sular sadece bir ev için 438 metre küp kayba sebep oluyor. Su tasarrufunu teşvik amacıyla 10 tonun üzerindeki harcamaların yüksek fiyattan tarifelendirildiği unutulmamalıdır. Musluklardan damla halinde akan suyun bir mesken abonesine yıllık bin 350 TL maliyeti oluyor. Su kayıplarını azaltmak, sağlıklı ölçüm ve faturalandırma işlemlerini sağlamak amacıyla 1997 yılından itibaren tek tip sayaç uygulamasına geçtik. Bursa’da 1996 yılında yüzde 60′ın üzerinde olan su kayıp oranının yatırım uygulamaları ile 2006 yılında yüzde 25 seviyesine çekildi. 2008 ve 2009 yıllarında ise kayıp oranı azalma eğilimini sürdürdü. Musluk ve rezervuarlarda oluşan su kayıplarının da fatura olarak abonelere yansıdığı unutulmamalı, bozuk muslukların tamiri ihmal edilmemeli. Bozuk musluktan akan ve ‘Damlaya damlaya göl olur’ misali hem su israfına hem de maddi kayba sebep oluyor.”

Next Page »