'Genel'

Bu önemli uyarıya dikkat - Haritalı

Meteorolojiden yapılan son değerlendirmelere göre 5 günlük haritalı hava tahminleri…Türkiye’nin kuzey ve batı kesimlerinin yağışlı sistemin etkisinde kalacağı tahmin ediliyor. Marmara ve Ege’de şiddetli lodos bekleniyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nce yapılan son değerlendirmelere göre; Türkiye’nin kuzey ve batı kesimlerinin yağışlı sistemin etkisinde kalacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın; Marmara ile Kıyı Ege’de güney ve güneybatı (Lodos) yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor.

Hava sıcaklığı ülke genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam edecek.

Rüzgar, güney ve güneybatı yönlerden hafif arasıra orta kuvvette, ülkemizin batı kesimlerinde kuvvetli, Marmara ile Kıyı Ege’de yer yer kısa süreli fırtına şeklinde esecek.

KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI

Rüzgarın; Marmara ile Kıyı Ege’de güney ve güneybatı (Lodos) yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına şeklinde esmesi beklendiğinden, yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı (Deniz ulaşımında aksamalar, Soba zehirlenmeleri vb.) dikkatli ve tedbirli olunması istendi.

BÖLGELERE GÖRE HAVA DURUMU

MARMARA: Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçecek. Rüzgar; güney ve güneybatı (Lodos) yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına şeklinde esecek.

EGE: Parçalı çok bulutlu, sabah Kuzey Ege kıyıları, öğle saatlerinden sonra bölge geneli yağmur ve sağanak yağışlı geçecek. Rüzgar; güney ve güneybatı (Lodos) yönlerden kuvvetli ve kıyı kesimlerinde yer yer kısa süreli fırtına şeklinde esecek.

AKDENİZ: Parçalı çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra Antalya, Isparta, Burdur, Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye ve İskenderun çevreleri sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek

İÇ ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu, öğleden sonra Ankara ve Eskişehir çevreleri, akşam ve gece saatlerinde bölgenin kuzeyi aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçecek. Sabah saatlerinde bölgenin kuzeybatı kesimlerinde sis görülecek.

BATI KARADENİZ: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yağmur ve sağanak yağışlı geçecek. Sabah saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde sis görülecek.

ORTA ve DOĞU KARADENİZ: Parçalı ve çok bulutlu, sabah Doğu Karadeniz, akşam ve gece saatlerinde Orta Karadeniz ile Giresun çevreleri yağmur ve sağanak yağışlı geçecek. Sabah saatlerinde Tokat çevrelerinde sis görülecek.

DOĞU ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde Ardahan ile Kars’ın kuzey ilçeleri kar yağışlı, Malatya ve Elazığ çevreleri sisli geçecek.

GÜNEYDOĞU ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde bölgenin kuzey ve batısı sisli geçecek.

ateş ve suyun aşkı – burcu güneş

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
Sevdalanmış onun deli dalgalarında
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna
Yüreğindeki duruluğa

Demiş ki suya; Gel sevdalım ol
Hayatıma anlam veren mucizem ol
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
Al demiş; Yüreğim sana armağan
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca
Kopmamacasına, kopmamacasına

Ateşin yüreğini sadece su
Suyun yüreğini ateş alır olmuş

İşyerinde psikolojik tacize uğruyor musunuz?

Psikolojik taciz (Mobbing) çok sayıda çalışanın kabusu. Bazen hakaretle, bazen aşağılamayla kendini gösteren bu davranışa maruz kalmak çalışanın hem psikolojik hem de fizyolojik olarak etkilenmesine neden oluyor.
Çalışma yaşamının var oluşundan beri olan fakat görmezden gelinen psikolojik taciz, kişinin saygısız davranışların hedefi olmasıyla başlıyor.

Bolu’daki dava hala sürüyor

Türkiye’de psikolojik taciz olayı beş kez mahkemeye yansımış. Bu davaların hepsi de psikolojik tacize uğrayanların lehine sonuçlanmış.

Psikolojik taciz son olarak Bolu’da bir başhekimin intiharı ile ilgili gündeme geldi. Henüz sonuçlanmayan davadaki iddiaya göre; 2007’de meydana gelen olayda, Başhekim Sedat Turgay, muayenehanesinde intihar etmişti. İntiharın ardından Bolu Tabip Odası, Sağlık Bakanlığı müfettişi Mutlu G. hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Peki neler bu şekilde bir tacize giriyor. Çalışma Psikoloğu Prof. Dr. Pınar Tınaz ile işyerinde tacizin bilinmeyenlerini konuştuk.

İŞTE TACİZE GİREN DAVRANIŞLAR

Çalışma Psikoloğu prof. Dr. Pınar Tınaz

Tınaz, “Ülkemizde psikolojik taciz bilinmiyor hatta yanlış yorumlanıyor. Günlük iş çatışmalarıyla karıştırılabiliyor. Bu uzun vadede çok tehlikeli oluyor. Haksız eleştiri, hata bulmak, dışlamak, yok saymak, sosyal toplantılara çağırmamak, odaya girdiğinde konuyu değiştirmek, alay etmek, kılık kıyafetiyle dalga geçmek, masasının üzerinden eşyaları yok etmek gibi davranışlar psikolojik taciz sayılıyor.

Peki her hata, her eleştiri taciz mi? Elbette değil. Bunun için bazı özellikler gerekiyor. İşte o şartlar da şunlar:

HANGİ ŞARTLAR GEREKİR

1. İşyerinde gerçekleşmesi gerekir.
2. Bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması gerekir.
3. Bir olgunun işyerinde psikolojik taciz olması için altı ay geçmiş olması gerekir.
4. Davranış tarzlarının kişiye kötü muamale şeklinde olması gerekir.
5. Birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması gerekir.
6. İletişim olgusu olduğu için iki taraf vardır. Tacizi yapan ve hedef kişi arasında düzeysel bir eşitsizlik vardır. Kurban konumundaki kişi devamlı kaybeden kişidir. Zavallı kurban ne yaparsa batar.
7. En zor teşhis edilen parametre zalimlik.

TACİZCİ TİPLER

Bir amir tipi var bir de iş arkadaşı var.

Narsist tacizci; Her şeyin üstünde kendini görüyor. Herkesten üstün olduğu için bütün kötülükleri hak görüyor.
Bağıran çağıran tacizci: Bu davranışla herkesi sindireceğini sanıyor. Sizi yıldırarak bunu uyguluyor.
Kendi hayal kırıklığına uğrayan tacizci: Kendi başarısızlıklarını sizde gördüğü an bunu tahammül edemiyor.
İki yüzlüler: Size başka bir ortamda çok iyi davranıyor, yalnızken size çok kötü davranıyor.

İş yerinde psikolojik tacize uğrama riskiniz ne zaman artıyor?
Eğer başarılıysanız, diğerlerinden kılığınız kıyafetiniz ya da kültürünüzle farklıysanız, bir topluluk içinde yalbnızsanız örneğin erkeklerin çalıştığı bir ofiste tek kadınsanız tacize uğrama riskiniz artıyor.

“Üniversitelerde taciz çok fazla”

İş yerinde psikolojik taciz hangi sektörlerde daha yaygın?
Öncelikle sağlık ve eğitim sektöründe yaygındır. Özellikle de üniversiteler bunun yatağıdır.

Tacize uğrayan bir kişi ne yapmalı?
Eğer hukuki olarak bakacak olursak hukuki yola yargıya başvurmak için elinizde çok belge olması gerekiyor. Çünkü hukuk delillere, tanığa dayalıdır. Türkiye’de psikolojik tacize ilişkin bir yasa mevcut değil. Ancak bu olguya karşılık İş Kanunu, Medeni Kanun , Borçlar Kanunu, Anayasa ve Türk Ceza Kanunu’nda bu konuyla ilişkin yasalar çerçevesinde bireyi korumak mümkün. Bu konuyla ilişkin olarak yargıtayda sonuçlanmış 5 tane karar mevcut. Bu davalar kurban lehine sonuçlanmış.

Tacizden korunmak için ne yapmak gerekiyor?
1. Öncelikle bu konuyu çok iyi bilen bir uzmana başvurmak gerekiyor. En başta çalışma psikologlarını ilgilendiriyor. Hem bireyi hem de kurumu ele alabiliyorsunuz. Psikologlardan da destek alınması gerekiyor. Doktorlar da bu konuda dikkatli olmalı.

2. Bu tacizden kurtulmak için “Benim bu işyerinden gitmem mi daha iyi yoksa kalıp mücadele mi” kararını vermelidir.
İşte kalmaya karar verdiğinde kendi yokluğunda arkasından tacizcilerin daha fazla dolap çevireceğini düşünerek rapor alıp, işe getmemezlik etmemeli. Ben buradayım diye varlığıyla rahatsız edebilmeli.

3. İş yerinde psikolojik tacizi destekleyen kurumları çok büyük bedeller ödemek zorunda kalacaklarını üst yönetime duyurabilmelidir.

4. Hedef olduğu psikolojik tacizin başkaları tarafından fark edilmesi sağlanmalı.

5. Gerektiğinde üst makamlara gideceğini o kişilere açıkça söylemeli.

Kadınların terfi etmesi için iki tavsiye

Dünya genelindeki iş kadınları patronlarının terfilerde kendilerinden ziyade erkek çalışanları tercih ettiğinden şikayet etse de aslında yükselememek kadınların suçu. Forbes dergisi, kadınların terfisi için iki önemli tavsiyede bulundu.
Dergide “Why Men Don’t Promote Women More (Neden Erkeklerden Kadınlardan Daha Fazla Terfi Edemiyor) başlığıyla yayımlanan haber analizde, kadınların zaman zaman eğitim ve deneyim konusunda karşı cinslerinden daha üstün olsalar bile erkekler kadar terfi edemediklerine dikkat çekildi.

Analizde bu konuda suçlunun kadınların kendisi olduğu belirtilirken, terfi alamamalarını nedeni kendilerini gösterme ve dileklerini dile getirme konusunda yetersiz kalmalarına bağlandı.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İKİ ÖNERİ
Forbes’ a göre kadınların ya da işe yeni başlayan herkesin terfi etmek için yapması gereken iki temel şey var. İstediğin şeyi talep etmek bunlardan ilki.

Ekonomik krizin insanların gözünü korkutmaması gerekiyor. Çünkü hiçbir patron yükselmek istediği için çalışanını işten çıkarmaz. Patronların kafası şirketlerin günlük işleriyle dolu olduğu için, çalışanların varlıklarının üstlerinin beyinlerine kazıması gerekiyor.

KADINLIĞIN ÖLÇÜLÜ KULLANILMASI
İkincisi ise, kadınların bir adım öteye geçmek için kadınlıklarını kullanmaması gerekiyor.

Ancak çok dikkat çeken kıyafetler giymek ya da farklı tavırlar sergilemek kadınların işyerlerinden ciddiye alınmamasına neden olabilir. Profesyonel ve çekici görünmek önemli olsa da aşırı seksi olmak terfi için gerekli bir faktör değil.

Aynı şeyler erkekler için de geçerli. Çok dikkat çeken kıyafetler giyen erkekler, eğlence dünyası dışında başka bir alanda çok ciddiye alınmazlar.

Analizde, kadınların görüşlerinden ziyade iş yetenekleriyle hatırlanacaklarını unutmamaları gerektiği söylenirken, terfi konusunda saldırgan olmaları gerektiğine de dikkat çekildi.

Bununla birlikte, terfi isteyen kadınların artan sorumlulukların üstesinden gelebileceklerinin mesajını vermesi gerektiği vurgulandı.

YETENEKLER GÖSTERİLMELİ
ABD ve dünya genelindeki şirketlerin yönetim sınıflarında kadınlardan çok erkek yöneticilerin olduğu biliniyor. Örneğin dünyanın en büyük 500 şirketinin yalnızca 15’in başında kadın bir yönetici var.

Forbes dergisi için China Market Research Group adlı araştırma şirketinin yaptığı ve ABD’li, Avrupalı ve Çinli kadınlara katıldığı ankette, kadınların kendilerini göstermeye çalıştıkları ancak kriz döneminde işlerinden olmamak için çok ısrarcı tavırlar sergilemek istemedikleri ortaya çıktı.

KENDİLERİNİ GÖSTERMESİ GEREKİYOR
Öte yandan terfi almak isteyen kadınların patronlarına sürekli olarak ne kadar iyi çalıştıklarını göstermeleri gerekiyor. Özellikle işe yeni başlayan kadınların rekabetin hat safhada hissedildiği bu ortamlarda öne çıkmak için ellerinden geleni yapmak zorunda.

Patronların sadece değerli çalışanları değil aynı zamanda kendilerini geliştirmek isteyen çalışanları da terfi ettirdiğine değinilen analizde, iyi liderlerin şirket içinde büyümek isteyen ve rekabetten kaçmayan çalışanlara fırsatlar sundukları belirtildi.

Analizde başvurulan anket ayrıca, erkeklerin kadın patronlara karşı olmadığının ortaya çıkardı. Hatta erkeklerin, kadınlar iş yaşamındaki dengeleri daha iyi anlayacağı için kadın patronlarla çalışmayı tercih ettiğine de işaret edildi.

Google içinde yeşil olan her şeyi seviyor

İklim değişimi görüşmelerinde tanıtılan yeni Google hizmeti, bitki örtüsü ve ormanları uydu aracılığıyla takip etmeye yarıyor.Google, çevre konusunda attığı adımlar arasına yeni bir hizmeti ekledi. Kopenag’da yürütülen iklim değişikliği görüşmeleri sırasında tanıtılan bu yeni hizmet, uydu aracılığıyla alınan görüntüler sayesinde ormanlık alanların yok edilmesini engellemeye çalışacak.

Şirketin bulut sunucuları üzerinde çalışan sistem, sürekli güncellenen uydu verilerini analiz ederek ormanlık alanlarda yaşanan anlık değişimleri bilim insanlarına ve yetkililere aktaracak. Bu sayede yangın, kaçak kesim ve talan faaliyetlerinin önüne geçilmesini uman Google, aynı zamanda büyümekte olan ormanların da takip edilmesini sağlayacak.

Şimdilik test aşamasında olan sistem, yakın zamanda ücretsiz olarak yetkililerin ve ilgililerin hizmetini sunulacak. Umarız bu uygulama hem dünya çapında hem de Türkiye’de yetkililerin dikkatini çeker ve ağaç katliamlarının önüne geçmek ve çıkan yangınlara anında müdahale etmek için kullanılır hale gelir.

Çaldığın kalbimi geri ver..

Bir gün dilenci gibi geleceğim kapına ürkerek basacağım zile anne bir dilenci diyeceksin para vermek isteyeceksin param var diyeceğim bir dilim ekmek uzatacaksın karnım tok diyeceğim öylese ne istiyorsun diyeceksin ben yıllar önce çaldığın kalbimi geri ver geri ver diyeceğim

DTP’den kapatma açıklaması

AHMET TÜRK KARARI BÖYLE AÇIKLADI

SON KEZ BERABERİZ

Türk, parti genel merkezi önünde gazetecilere yaptığı açıklamaya, “Bugün belki de son kez sizinle beraberiz. 2 buçuk yıldan beri birlikte çalışmalar yaptık, düşüncelerimizi sizlerin vasıtasıyla Türkiye kamuoyuna, halkımıza yansıtmaya çalıştık. Olabildiğince sizlerle düşüncelerimizi paylaştık. Bugün de biraz önce ifade ettiğim gibi, bugün son basın toplantım” sözleriyle başladı.

BURSA’DAKİ GRİZU FACİASI

Bursa’daki maden faciasında 19 işçinin ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getiren Türk, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.

‘KAN KANLA TEMZİLENMEZ’

Türkiye’nin önemli bir sürecin içinde bulunduğunu belirten Türk, parlamentoya girdikleri ikibuçuk yıldan beri hep barışı savunduklarını söyledi.

Türk, şunları kaydetti:

“Dedelerimizin, Orta Doğu halkının her zaman kullandığı bir deyim var, ‘Kan kanla temizlenmez, şiddet şiddetle temizlenmez, silah silahla temizlenmez’. Bu akan kanın durması için mutlaka tertemiz suyu kullanmamız lazım, barışı esas almamız lazım. Çatışmalı sürecin ortadan kaldırılması için çaba göstermemiz lazım. DTP, bu yaşanan acıları hep yüreğinde hissetti ve bu acıların sona ermesi için çaba gösterdi. Halkımızla barışı sağlamaya yönelik, halkları kucaklaştırmaya, Türkiye’yi kucaklaştırmaya yönelik gerçekten çok ciddi çabalar sarf ettik. Ama bugün bakıyoruz ki barışı isteyenler terörist ilan ediliyor. Şiddetin durmasını isteyenler, farklı bir muameleyle karşı karşıya kalıyor.”

Bugüne kadar bütün konuşmalarda, “Silah hak arama yöntemi olmaktan çıkmalıdır. Şiddet Türkiye’nin gündeminden çıkmalıdır” dediklerini hatırlatan Türk, bir tek konuşmalarında “Bu iş şiddetle çözülür” sözünün bulunamayacağını söyledi.

“HUKUKİ BİR KARAR DEĞİL, SİYASİ BİR KARAR”

Hep şiddetin sona ermesi için çaba gösterdiklerini ifade eden Türk, şöyle devam etti:

“Ancak bütün bu gerçekler, bu çalışmalarımız ortadayken Anayasa Mahkemesinin siyasi bir karar alarak, statükoyu, resmi ideolojiyi savunan bir kararla ortaya çıkması, gerçekten inancımıza, barışa olan inancımıza, kardeşliğe olan inancımıza, halkların bu konudaki inançlarına darbe vurmuştur. Bu hukuki bir karar değildir, siyasi bir karardır. Bunun çok iyi görülmesi gerekiyor. Bunun başka türlü izahı yok.”

Anayasa Mahkemesi’nin kararını fazla tartışmak istemediğini belirten Türk, siyasi yasak getirilen Leyla Zana’nın bu partinin kurucusu olmadığını, destek amacıyla partiye kayıt olduğunu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının uyarısı üzerine ise kaydının hemen silindiğini ve ayrıldığını anlattı. Zana’nın partinin hiçbir siyasi tartışmasına katılmadığını ifade eden Türk, “Ama kararda bakıyoruz, kapatma nedenlerinden biri Leyla Zana gösterilmiştir. Hiçbir siyasi çalışması olmamış, hiçbir parti meclisine katılmamış, parti adına hiçbir çalışmanın içinde olmamıştır. Bu örnek bile, ‘Titizlikle inceledik’ diyen Anayasa Mahkemesinin ne kadar titiz davrandığını kamuoyunun vicdanına havale ediyorum” diye konuştu.

“DEMOKRATİK SİYASETİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Demokratik siyaset devam edecek. Siyaset boşluk kabul etmez” ifadelerini kullanan Ahmet Türk, siyasetin yüceliğine inandıkları, parlamentoyu bir çözüm yeri gördükleri için bugüne kadar siyaset yaptıklarını kaydetti. Türk, “Bundan sonra da elbette ki o demokratik siyaseti sürdüreceğiz” dedi.

“Artık Türkiye halkının da bazı şeyleri görmesi gerektiğini” söyleyen Türk, şöyle devam etti:

“(Ergenekon terör örgütünün avukatıyım) diyenler, Ergenekon terör örgütünün davalarına girip takip edenler, sonuna kadar savunanlar hakkında bu ülkede Yargıtay Başsavcısı dava açmıyor. Ama barışı isteyenlerle ilgili davalar açıyor. (Türk halkının öfkesini görecekler) diyenler, adeta halkları karşı karşıya getirmek için mesaj verenler hakkında, savcılar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Milliyetçi Hareket Partisi gibi bir partiyle bunları çok açık bir şekilde dile getiren partilerle ilgili dava açmıyor. Ama meşruiyeti savunan, Kürt halkının özgür, eşit geleceği üzerinde siyaset yapan, halkların özgürleşmesi, çağdaş demokrasinin Türkiye’ye yerleşmesi için çaba gösterenler, demokrasiyi esas alanlar, statükocuya karşı çıkanlar, tekçi zihniyeti mahkum edenler, toplumsal realiteyi dile getirenler bugün bu ülkede bölücü. Bu ülkenin demokrasi taleplerini tehlikeli gören bir mantıkla karşı karşıyayız.”

Türk, demokratik siyasetin önemini gördüklerini kaydederek, “Mantıklar ne kadar ötekileştirici olursa olsun, bu ülke mutlaka bir gün barışını sağlayacaktır. Halkların ortak mücadelesi, demokrasiyi savunanları ortak refleksi, bu tekçi zihniyeti ortadan kaldıracaktır” dedi.

“Bu mücadeleyi sürdürürken, Türkiye’de demokrasi isteyenlerin, ezilenlerin, demokrasi için bedel ödemeye hazır olanların, etnik kimliği ne olursa olsun, Türkiye yurttaşları olarak, bir gün bu yanlış, inkarcı, asimilasyoncu zihniyete ‘dur’ diyeceklerine inandığını” söyleyen Türk, bugün, her dönemden daha acı bir durumla karşı karşıya bulunulduğunu ve bunun önlemlerinin alınması gerektiğini dile getirdi.

“TÜRKİYE’Yİ ADETA FELAKETİ SÜRÜKLEMEKTE”

Demokrasiyi savunanların, ortak bir mücadele alanını geliştirmesi gerektiğini ifade eden Türk, “Biz bugünü, kurtuluşun yolu, aklın, mantığın ortaya çıkacağı gün olarak değerlendiriyoruz. Türkiye halkı, artık ortak aklı ve mantığı ortaya koymak zorundadır” dedi.

Parlamentonun yapısını bildiklerini ifade eden Türk, şöyle konuştu:

“Parlamentonun bu anlayışı Türkiye’yi adeta felakete sürüklemektedir. Diyaloğun olmadığı bir parlamento, sorunların çözümüne, tartışılmasına tahammül etmeyen bir parlamento var bu ülkede. Yazıktır, bu ülkenin insanına yazıktır. Kürt’e yazıktır, Türk’e yazıktır. Gelin, bu mantıktan kurtulun diyoruz. Türkiye için bir şans yaratalım, barış için bir şans yaratalım, kardeşlik için bir şans yaratalım. Yapmayın, diyoruz. Bütün bu koşullara rağmen, bu haksızlıklara rağmen, bu ötekileştirici politikalara rağmen, buradan çağrı yapıyorum. Bu ülkedeki sorunları görmezden gelemezsiniz. Tarih sizi yargılar, halkların vicdanı sizi yargılar. Lütfen, daha fazla kaosa, bir çatışmaya, bir iç çatışmaya götürmeyin Türkiye’yi. Gelin, bir araya gelin. Tartışın, konuşun. Bu halkların öncülüğünü yapın. Bu halkların taleplerini anlayın, içselleştirin, diyoruz. Biz bin yıldır bu ülkede birlikte yaşadık. Acımasız politikalar, yanlışlıklar, adeta insanlarımızda birbirine güvenmeyi zedelemiş, ötekileştirmiş. Bunu artık görün ve bunun tedbirlerini alın. Bu, Türkiye’nin geleceği için çok önemli. Demokrasi için çok önemli.”

‘AK PARTİ DEMOKRASİYİ KATLETTİ’

Anayasa Mahkemesinin kararının siyasi olduğu iddiasını tekrarlayan Türk, “(Halkın iradesini yok sayamazsınız) diyen, Anayasa Mahkemesi’ni en ağır eleştiren AKP hükümeti ve partisi, onu tartışırken daha sonra DTP’nin kapatılmayla karşı karşıya kaldığı süreçte suskun, sessiz kaldı. Partinin kapatılmasından rant sağlayacağına inandı, demokrasiyi katletti. AKP, kendisi için demokrat parti” ifadelerini kullandı.

‘GURUBUMUZ PARLAMENTO’DAN FİİLİ OLARAK ÇEKİLDİ’

Anayasa Mahkemesinin kararının hukuki gerekçelerine girmek istemediğini söyleyen Türk, kararın tartışılacağını ifade etti.

Türk, “Demokratik siyaseti önemsiyoruz. Bu konuda arkadaşlarım kararlılıklarını çok açık ifade ettiler. Grubumuz fiili olarak parlamentodan çekilmiştir, çalışmalara katılmayacaktır. Ama umut ediyorum ki herkes bugünü yarını, geleceği yeniden düşünür. Geçmişte aldığımız kararımızın arkasındayız ama tabii bu ülkede dostlarımız, demokrasi mücadelesi veren insanımız var. Her şeyi daha geniş paylaşacağız” diye konuştu.

İSTİFALARINI VERECEKLER Mİ?

Öte yandan, Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, partiye girişlerinde DTP’li bazı milletvekilleri tarafından kapıda alkışlarla karşılandı.

Türk’ün açıklamalarının ardından bir grup partili, Türkçe ve Kürtçe slogan attı.

Bu sırada Bağımsız Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, “İstifalarınızı TBMM’ye ne zaman sunacaksınız?” sorusuna “Zamanı gelince” yanıtını verdi.

Bağımsız Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da partiye gelişinde, Ahmet Türk için, “O bizim devamlı eş başkanımız. Kararlarla değişmez” dedi.

Bağımsız Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ise “Türkiye’nin bir virajı alamadığını” öne sürerek, “Demokrasi susturan değil, konuşturan ve açan bir rejimdir” diye konuştu.

BTC’den Akdeniz’in ilk yapay resif alanı

Adana’nın Yumurtalık ilçesinde, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı Şirketi tarafından, PAR Danışmanlık şirketi aracılığıyla balıkçılara yeni avlanma alanları oluşturmak için Akdeniz’de ilk yapay resif (su düzeyindeki sıra kayalar) alanı projesi başlatıldı.Adana’nın Yumurtalık ilçesinde, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı Şirketi tarafından, PAR Danışmanlık şirketi aracılığıyla balıkçılara yeni avlanma alanları oluşturmak için Akdeniz’de ilk yapay resif (su düzeyindeki sıra kayalar) alanı projesi başlatıldı.

Yumurtalık’ta habitatta kaybolma ve balık varlığında azalma görülmesi üzerine hayata geçirilen proje ile bölge balıkçıları için yüksek ticari değere sahip balık türlerinin yerleşeceği alternatif sahalar oluşturulacak.

PAR Danışmanlık Şirketi yetkililerinden alınan bilgiye göre, BTC şirketi tarafından boru hattının doğal çevresinin korunup geliştirilmesi ve yakın yerleşim birimlerinde yaşayan halkın sosyal ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla Bölgesel Kalkınma Girişimi uygulamaya kondu.

Bölgesel Kalkınma Girişimi kapsamında istihdam, girişimcilik gibi konuların yanı sıra bölgesel çaptaki çevresel ve sosyal sorunların etkin yönetilmesi konusunda da çalışmalar yürütülüyor.

Bu program kapsamında ele alınan konulardan birini de PAR Danışmanlık şirketi aracılığıyla yürütülen Yumurtalık Körfezi’ndeki balıkçı topluluklarının ortak sorunlarının tespiti ve çözümü konusunda destek sağlamayı hedefleyen “Yumurtalık Körfez Balıkçılarının Desteklenmesi Projesi” oluşturuyor.

Yumurtalık bölgesinde farklı alanlarda yapılan kıyı dolgusu, sanayileşme ve aşırı avlanma nedeniyle habitatta kaybolma ve balık varlığının azalmaya başladığını gören BTC yetkilileri, balıkçılığı destekleme amacıyla yapay resif projesini program kapsamına aldı.

Geçen yıl Ağustos ayında ön deniz araştırmaları ile başlayan ve 3 yıl sürecek bu çalışma Tekfen Holding ve Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinin katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

Bu proje kapsamında Yumurtalık bölgesinde gerçekleştirilecek yapay resif projesi Akdeniz bölgesinde bir ilk olma özelliği taşıyor.

Proje kapsamında, bölge balıkçıları için yüksek ticari değere sahip balık türlerinin yerleşeceği alternatif saha oluşturulması nedeniyle Yumurtalık limanı açıklarında 1 kilometre uzunluğundaki bir hatta, 3,4 metreküp hacminde 100 adet kübik beton blok ile 5 resif kümesi yerleştirilecek.

Bu arada, bu projeden etkilenen Adana Valiliği bünyesinde faaliyet gösteren Çevre Koruma Vakfının aynı bölgede oluşturulacak yeni bir yapay resif projesi için Çukurova Kalkınma Ajansından hibe fon sağladığı belirtildi.

YAPAY RESİF

ABD ve Japonya’da 100 yılı aşkın bir geçmişi olan yapay resifler, tatlı ve tuzlu sular içinde gemi gövdeleri, atık betonlar ya da çeşitli türdeki yapıların batırılmasıyla oluşturulan yapay ürüme ve av sahalarıdır.

Son 20 yıl içinde farklı amaçlar için yapay resif kullanımı dünya çapında büyük oranda artış gösterdi. Yapay resifler 1980′li yıllara kadar balık üretimini artırmak için inşa edilirken, son yıllarda su kalitesini geliştirme ve ekosistemi yenileme gibi çevreci ve korumacı amaçlarla inşa ediliyor.

.. Ve bu ayrılık ikimizede çok yakıştı

Ne diyor şair…

Bu Ayrilik İkimizede Cok Yakisti ! seni terketmenin bile başkaydı tadı…baksana bu ayrılık ikimize de çok yakıştı..
…benim ışık ışık bakışlarımın altında
kimsenin taşımaya yanaşmadığı acılarım… yastığıma süzülen yaşlarım vardı…
bilemedin…

Şimdilerde gözlerinin rengi var kalemimde..
ama tadı tuzu yok satırların..hani şu beğenmediğin hallerimin hepsi üstümde..

ve başka sevgiler de var avuçlarımda..senin yerini almaya çalışan..
ama hayatın en haylaz terine tutuşturduğum anıların hatrına…bırakmadım tuzunu…
ne büyük bir anı var yüreğimde..seninkinden uzun yüce ve değerli…

Bütün şiirler sana çıkıyor ve karalamıyorum kitapları..
sana verdiğim sözler hepten aklımda….
şimdi dostların ve aşkların var belki de benim yaptıklarımın yerinde

büğüler yapan…ya da kokular gönderenler…

Dilerim özlemezsin benim kadar… ve hiç sızlamaz yüreciğin..
bir farkım vardı sade… benim ışık ışık bakışlarımın altında
kimsenin taşımaya yanaşmadığı acılarım… ve yastığıma süzülen yaşlarım vardı…
…bilemedin….

Tıpkı şairin dediği gibi: seni terk etmenin bile başkaydı tadı…
…seni terk etmenin bile başkaydı tadı… baksana bu ayrılık ikimize de çok yakıştı…

zeka; duyguları yönetenmiş… ve akıl da tek başına yetmiyormuş aşka
bana elma şekerim dediği günden beri freni tutmuyor yaşamımın..
tümden gelen bir matematik..ya da fiziğin kimyası…
bilmiyorum tutacak birimiz elinden yaşamanın…

Diş ağrısı ve iltihabının etkili ilacı

Adaçayı dıştan uygulandığında (çalkalama ve gargara) bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları ve diş iltihaplanmaları için de öneriliyor. Devamı »

« Previous PageNext Page »