'Fıkralar'

DAHA ÇOK İSTİYORMUŞ

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan’la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!

Temel

Temel maça gider,yanına papağanınıda alır.Şişman bi adam sahaya çıkar.Temel derki şişkodaçıktı sahaya der.Papağanıda tekrarlar.Temel derki sıyırdıda gitti demiş.sonra Papağanda tekrarlamış,Temel demişki adam düşmüş Temel demişki benzini bitti düştü demiş papağanda tekrarlamış eve gelmişler temel in hanımı şişkoymuş papağan demişki şişkoda çıktı sahaya demiş kadın eline terliği almış kuşa atmaya çalışmış papağan demişki sıyırdıda gitti demiş kadın sinirden yere düşmüş papağandemişki benzini bitti düştü demiş.

HANGİSİ UYGUN

Temel güzel bir at almış, yanlız bir problem var. At ahıra girip
çıkarken kulakları ahırın üst kirişine değiyor, hayvanın canı yanıyor…
Bir cumartesi günü Temel almış eline bir eğe ahırın üst kirişini eğeliyor.
Oldukça zor bir işlem olduğu için de iki saattir uğraşmakta… O
sırada ordan geçmekte olan bir ihtiyar soruyor Temel’e ve atın
kulaklarının kirişe değdiğini anlayınca, akıl veriyor:
” Oğlum böyle uğraşma al eline bir kazma da aşağıdaki toprağı kaz,
daha kolay olur..”
Temel cevap veriyor:
“Amca iyice bunadın galiba.. Atın ayakları sürtse dediğin doğru
da,atın kulakları sürtüyor, kulakları… Anladın mı?”

PARMAK

Vaktiyle Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon Bonapart’ı
bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:

-Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz, gibi fikirler yürütmeye başlayınca,

Napolyon:

-Evet demiş, onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

KEŞİŞ

Bir keşiş dünyanin en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormus sıra Nasreddin hocanın köyüne gelmis ve köylülere sormuş.
- Sizin köyün en akıllı adamı kim?
demis. Köylülerde:
- Nasreddin hoca demis.
bunun üzerine keşiş köy meydanında
hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış yere bir daire çizmiş, Nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş, keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş,hocada
dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş,keşiş
elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis,hocada yukarıdan asağıya yapmış ve keşiş büyük bir hayranlıkla hocayı tebrik etmiş.
Olup bitenden bir şey anlamayan halk keşişe ne olduğunu sormuş keşişde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akıllı adamı, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayı dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim o da yağmur yağar dedi.
Bu sefer hocaya neler olduğunu sorar halk.. Hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarısı benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altından ateşi hafif hafif almalı dedi ben de üstüne fındık fıstık ekelersek daha iyi olur dedim.

AKŞAM SERİNLİĞİNDE

Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars’a gideceğiz, demiş.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-Biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.

Verdiniz mi?

Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmiş. Tabii bunu gören polis Temel’i durdurmuş.
- Polis: ‘Ehliyet ve ruhsat beyfendi!’ ;
-Temel: ‘Verdunuzda mi isteysunuz..’

Doğanın Dengesi

Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel’i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar… Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış;
- Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan’ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan’ı taniyruuum, ne de yengesuni..

Bakire

Efendim, minik bir koyde, evde kalmis bir kiz yasarmis. Cok yasliymis.. Ve de hala bakire kalmakla fena halde ovunurmus.. Olumun yaklastigini hissedince, muhtara para birakmis..

“Bu para ile bana mezar yaptir. Mezar tasima da “Bakire dogdu, bakire yasadi, bakire oldu” diye yazdir” demis. Bir sure sonra da olmus..

Muhtar para ile cenazeyi kaldirtmis. Mezar tasini da, mermerci Temel”e ismarlamis.. Bir Karadenizli”den beklenmeyecek kadar tembel Temel “Bunca yaziyi yazmak gunler surer” demis icinden.. “Ben bunu ozetlerim..”

Muhtar bir hafta sonra, mezarliga gelmis ve mezar tasini okumus: “Acilmadan geri iade!.”

Temel Dursun Fıkrası..

temel birgün kışin ortasunda otirup yelpazeleniyormiş. dursin
-napiyon temel kişın ortasinda yelpazeyle hava buz gibu zaten napiyon
temel..
kilimalar kişin sicak hava üfliyor ya eee yelpazede kişın sicak hava üfleeer.

Next Page »