Beyaz Mini eteğimi giymiştim ..

Tam evden çıkıyordum ki telefon çaldı. Telefondaki annemdi. Rahatsızlandığını söylemek için beni aramıştı. Anneme gitmem gerektiğini düşünerek hemen patronumu aradım ve ondan zor da olsa izin almayı başardım. Anneme uğradıktan sonra işe gideceğimden; makyajımı yaptım ve üstüme beyaz bodymi, altıma da neredeyse dizlerimden bir karış yukarı olan beyaz mini eteğimi giydim. En çok giymekten hoşlandığım beyaz fileli jartiyerimi, daracık beyaz dantelli külotumu da giyerek hazırlandım. Telefonla taksi durağını arayarak bir taksi çağırdım. Bir süre sonra taksi geldiğinde, yüksek topuklu ayakkabılarımı giydim ve yanımda götüreceğim çantalarımı da alarak aşağıya indim. Oturduğumuz yer olan Ataköy’den Kadıköy’e gidecektim. Eminönü’ne giderek oradan Kadıköy vapuruna binebilirim diye düşünüyordum. Aslına bakılırsa, o gün içimden hiç de cinsellik geçmiyordu ama, aşağı indiğimde taksi şoförünün beni yer gibi olan bakışları beni de etkiledi. Aklıma bir hınzırlık yapmak geldi. Taksi şoförünü tahrik etmeye karar verdim ve hemen harekete geçtim. Taksilerde pek de görmediğimiz bir nezaketle, taksi şoförü arabadan inerek bana arka kapıyı açtı. Adam 35-40 yaşlarındaydı. Kendim binmeden önce çantalarımı koymak maksadıyla öne doğru eğildiğimde şoför, kalçalarımı saran minicik dantelli külotumu görmüş olacak ki arabaya bindiğimde arkamdan kapıyı kapatırken aletinin tamamen dikilmiş olduğunu gördüm. Adamın aleti benim için baş kaldırmıştı. Bu, benim de hoşuma gitmişti. Taksinin arka koltuğunun ortasına bacaklarımı açarak, fakat dizlerimi kapatarak oturdum ve yerleştim. Adamın arabaya binerken gözleri bacaklarımda geziniyordu ve aleti de hala dimdikti. Koltuğa yerleştiğinde aynayı ayarladı ve arkasına dönerek, doğu şivesiyle “Nereye gidiyoruz abla?” derken gözleriyle bütün vücudumu süzdü. Eminönü’ne gidiyoruz” derken, ona güzel bir göz zevki yaşatmak için, dizlerimi açarak ona olanak tanıdım. Bu arada şunu da söylemeliyim ki, külotumun altındaki sarı tüylerimi dikkatli bakınca görmemek olanaksızdı. Hareketlerim adamı iyice azdırıyordu. Önüne dönüp arabayı kullanmaya başladığında, trafik sıkışıklığından istifade hem benimle konuşuyor, hem de vücudumu süzüyordu. Bana, “Müzik koyayım mı abla?” derken suratında manalı bir ifade vardı. “Tabii” şeklinde cevap verdiğimde, “Türkü dinler misin?” dedi. “Benim için fark etmez” dedim. Bunun üzerine bir kaset koydu ve onu dinlemeye başladık. Sanırım o da bana misilleme yapıyordu ki, içinde “Memeler baş kaldırmış” diye sözleri olan bir türkü dinletiyordu bana. “Nasıl beğendin mi?” dediğinde “Fena değil” şeklinde karşılık verdim. “Niçin fena olsun, gerçekleri söylüyor” derken bana bakıyor, gözleriyle bacak arama bakış atıyordu. Fındık zade tarafında trafik iyice sıkışmıştı. Bunun üzerine orada inip, tramvaya binmeye karar verdim. Taksi şoförü “Daha Eminönü’ne çok var. Niçin iniyorsun ki?” diye inmemem için elinden geleni yaptıysa da Fındık zade köprüsünde indim. ınerken de yine aynı şekilde arabadan inerek bana kapıyı açtı. Tabii ki nezaket için değil, beni son bir kez görebilmek için. Aslına bakılırsa adamın davranışları da beni çok tahrik etmişti. Eminönü’ne kadar taksiyle gidebilirdim ama, içimdeki aşk ateşi beni orada indirdi ve her zaman kalabalık olduğunu bildiğim tramvaya yöneltti. Fındık zade durağında tramvaya bindim. Ve uygun bir kenara geçerek tutundum. Tüm erkeklerin gözleri üzerimdeydi. Tabii ki ilgisini çekebildiğim kadınların da… Tramvay tıklım tıklım değildi ama arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla Aksaray’da iyice doluyordu. Aksaray durağına geldiğimiz zaman tramvay gerçekten de tıklım tıklım oldu. Ben, yine kenarda duruyordum ki orta yaşlı bir adam benden müsaade isteyerek arkama geçti. Ardından “ısterseniz çantalarınızı buraya koyabiliriz. Daha rahat olursunuz bayan” dedi. Çantalarımı kenara koyması için ona verdim ve teşekkür ettim. Erkeklerin arasında kalmıştım. Kımıldayacak yer kalmamıştı. Aslında benim de istediğim buydu. Etrafımdaki erkeklere yakın olmak, onlara sürtünmek bana büyük bir haz veriyordu. Göğüslerim önümde ki adamın sırtına, kalçalarım da arkamdaki adamın aletine değiyordu. Birden bire, görmediğim bir el bacaklarımı okşamaya başladı. Dişiliğimin arzuyla yanıp tutuştuğunu hissettim. Bu çok hoşuma gittiği için hiç sesimi çıkartmadım. Sessiz kalmamdan cesaret alan arkamdaki adam, beni iyice kendine doğru çekerek erkekliğini kalçalarıma dayadı ve sürtünmeye başladı. Onun sertliğini rahatlıkla hissedebiliyordum. Beni belimden kavramış, erkekliği ile arkadan baskı yapıyordu. Erkekliği bana baskı yaptıkça yerimde duramıyor ben de kalçalarımı geriye bastırıyordum. Bu arada, önümdeki adamda halimden durumu anlamış olacak ki “ısterseniz yer değişebiliriz bayan” dedi. Ona “Hayır, burada rahatım” deyince önüne döndü. Sanırım olanları birkaç kişi daha görmüştü ama onlar da benim gibi ses çıkarmıyorlardı. Sanırım bu onların da hoşuna gidiyordu. Sonunda arkamdaki adam titreyerek boşaldı ve kulağıma doğru eğilip, “Hoşuna gitti mi?” diye sordu. Onu kafamla onayladım. Bana “şimdi kendini rahat bırak” diyerek kalçalarımla ilgilenmeye başladı. ıki eliyle kalçalarımı okşuyordu. Birden, zaten kısacık olan mini eteğimi biraz daha çekti ve dantelli külotumu yana doğru sıyırıp parmağını kadınlığıma soktu. ıyice kendimden geçmiştim. Çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum. Sıcaklığını külotumda hissedebiliyordum. Birden bire, adam elini kadınlığımdan çıkarıp arka kapıma soktu. Zaten alışık olan arka kapım, adamın parmağını sonuna kadar aldı. Adam, arkamda parmağıyla bir süre git gel yaparak beni tekrar boşalttı. Son durağa gelmemize yakın beni kendi eliyle düzelttikten sonra bir süre daha okşadı. Sonunda zor da olsa tramvaydan indik. “Seninle daha yakın olmak istiyorum. Bana adres verebilir misiniz?” diye sordu. Ona, mümkün olmadığını ama bana telefon numarasını verirse onu arayabileceğimi söyledim. Bana cep telefonunun numarasını verdi. Sanırım aramamı sabırsızlıkla bekliyordur.

18 yaşıma yeni girmiştim

18 yaşıma yeni girmiştim ve kadınlar hala benim için gizemini korumaya devam ediyordu.Henüz bir cinsel deneyiyim olmamış, ayrıca çıplak bir kadın dahi görmemiştim (yani canlı olarak). Tanımadığım insanlarla cinsel ilişkiye girmek de gözümü korkutuyordu. Beni kadın olarak en cezbeden insan ise öz teyzem Zehra olmuştu. Zehra teyzem 170 cm. boylarında 38-39 yaşlarında,balık etinde,beyaz tenli, kızıl saçlı, mavi gözlü,uzun bacaklı,dik göğüslü, çok bakımlı ve her erkeği kendine baktırabilecek değme çıtırlardan çok daha alımlıydı. 15 yıllık evli olan Zehra teyzem büyük bir alışveriş merkezinde butik işletiyor,kocası ise turizm sektöründe büyük bir işletmenin sahibiydi. Maddi durumlarının çok iyi olması; hayatı çok rahat yaşamalarına neden oluyor,kafalarına göre takılıyorlardı.Ancak aralarında büyük sorunlar olduğunu daha sonra da olsa anlamıştım. Okul yarıyıl tatiline girmiş ben de tatilimi geçirmek için İstanbula gelmiştim.Zehra teyzem İstanbula geldiğimi öğrenince onlarda kalmam konusunda ısrar etti.Çocukları olmadığı için beni kendi çocuğu gibi görüyordu. Evleri en ince ayrıntısı düşünülerek itinayla dizayn edilmiş olup çok lükstü. İstanbula geldiğim ilk günden beri abazalık dayanılmayacak bir boyuta gelmiş hatunlar beni iyiden iyiye azdırmıştı.Bütün gün dışarıda güzel kadınları görüp onlarla nasıl birlikte olurum diye hayaller kuruyordum.Ancak orta yaşın üzerindeki kadınlar bana daha seksi geliyordu.Özellikle kadınların çorap ve ayaklarının bana çok seksi geldiğini bu gelişimde daha iyi anlamıştım. Nişantaşında gördüğüm ayakkabıcıların içindeki bakımlı kadınların rahat hareketleri ve ayaklarını cömertçe sergilemeleri ayak fetişisti olduğumu artık kanıtlıyordu.Ancak bugüne kadar ne bir kadının ayağına dokunabilmiş, ne de bir kadının naylon çoraplı bacağını okşayabilmiştim. Yine soğuk bir kış günü dışarıda bir seks filmi izledikten sonra sokaklarda gezinip Zehra teyzemin evine geldim.Zehra teyzem ile kapıda karşılaştık.O da işten yeni dönüyordu ve aynı anda eve girdik.Uzun siyah mantosunu çıkarıp girişte merdivene oturdu ve siyah uzun çizmelerini çıkarmak için eğildi. Ancak çok zorlandı çizmeyi çıkarabilmek için ve benden yardım istedi.Ben de hemen dizlerinin önüne eğilerek çizmesinin topuk kısmından tutarak kendime doğru çektim.Çizme çıktığında Zehra teyzemin süper seksi uzun siyah ojeli tırnaklarını içine alan incecik ten rengi çorabı o anda beni çok cezbetti.Çorap sabahtan beri teyzemin ayağında olduğu için çizmeden çıkarken ayağının burun kısmında toplanmıştı.Hiç bir şey söylemesine fırsat vermeden çorabını dizine kadar elimle okşarcasına düzelttim.Tabii bunu gayri ihtiyari yapmıştım Çizmeden çıkan ayağı çok seksi kokuyordu. Diğer çizmesini de aynı şekilde itinayla çıkardım.Dün Nişantaşında gördüğüm ayaklardan çok daha bakımlı ve seksiydi teyzemin ayakları.Teyzemin çizmelerini çıkarırken bacakları istemeden de olsa birbirinden ayrılmış ve külot da giymediği için amı çorabın altından bütün güzelliği ile ortaya çıkmıştı.Çok kısa bir süre içinde teyzemin amının tüm ayrıntıları aklımda kalmıştı.Akşama bana yepyeni bir malzeme çıkmıştı.Çünkü bu benim gördüğüm ilk amdı.Tüysüz ve hafif ıslak görünüyordu.O anda erkekliğim kabarmış seks filminin de etkisiyle sarhoş gibi olmuştum. Ama o amının, yeğeni tarafından görüldüğünden habersizdi. Daha sonra salona geçip karşılıklı olarak oturduk.Bacak bacak üzerine atınca teyzemin mini eteğinin altındaki o muhteşem bacakları iyice ortaya çıkmıştı.Gözlerim durmadan ayaklarına doğru kayıyor, siyah ojeli tırnakları ten rengi çorabının altından çok davetkar görünüyordu.Terlik de giymediği için çorap içindeki ayağının her kıvrımı şahane görünüyordu. Her bacak bacak üstüne atışında naylon çorabından çıkan iç gıcıklayıcı ses iyice başımı döndürmüştü.Arada bir uzun tırnaklarıyla çoraplı bacağını kaşıyor, tüm hareketleriyle beni tahrik ediyordu.Çorabın ipeksi dokunuşu teyzemin kusursuz teniyle birleşmiş, ben de iyiden iyiye boşalma noktasına gelmiş ve dayanamaz olmuştum. Bu arada vücudundaki parfüm kokusu,kusursuz seksi ayağı ve çorabındaki kokuyla birleşmiş ve erkekliğim farkında olmadan kabarmıştı ve aklımda hala biraz önce gördüğüm o muhteşem am vardı. Ne olduysa o anda oldu.Teyzem içecek birşeyler hazırlamak için vitrinli dolaba doğru yöneldi.Evde kimse yokmuşcasına bir hareketle bardak almak için eğildi.Ama ne eğilişti o… Siyah mini eteği iyice yukarı kaydı ve götü bütün güzeliği ile ortaya çıktı.Süper kalçaları vardı orospunun..Üzerindeki incecik çorap teyzemin bacaklarının arasına iyice girdiği için bu sefer amı arkadan da bütün haşmetiyle ortaya çıkmıştı. Bütün gün ayakta durmaktan çok yorulduğunu ayaklarının da ağrıdığından bahsederek ayaklarına masaj yapıp yapamayacağımı sordu.Hemen kabul ettim.Oturduğu koltukta iyice yayılarak ayaklarını bana doğru uzattı.Yavaşça ayaklarını ovalamaya başlamıştım. Zehra teyzemin harika ayakları ve bir o kadar güzel bacaklarının olduğunu bir kez daha keşfediyordum.Birkaç dakika sonra teyzem uyuyakaldı.Şimdi o muhteşem ayaklarıyla başbaşaydım.En ince ayrıntısına kadar ayaklarını inceledim.Yavaşça burnumu teyzemin ayaklarına doğru götürdüm.Gerçekten 7-8 saat bir çizmenin içinde kalan bir ayak bu kadar mı güzel kokardı. Hayallere dalmış ayaklarını artık okşamaya başlamıştım.Çoraplı ayağını hemen ağzıma götürdüm. Teyzemin mis kokan ayaklarını artık yalıyor ve öpüyordum.Kendimden geçmiştim.Sadece benden 30 -40 santim uzakta olan amı bir görünüyor bir kayboluyor du. Tüm cesaretimi toplayıp bacaklarını aralayıp çorabını sıyırdım.Teyzem zevkten iniltiler çıkarıyor, iyice ıslanan amından çıkan kokular beni iyice tutulamaz duruma getiriyordu.Kafamı sevgili teyzemin iki bacağının birleştiği yere koymuş ve amını yalamaya başlamıştım. Amını dilimle dudaklarından ikiye ayırmış ve onu vantuz gibi emiyordum.Bu arada ellerim de rahat durmuyor teyzemin taş gibi olan göğüslerini sıkıyordum.38 yaşında bir kadının halen böyle dipdiri olması ,yaladığım yerin sevgili teyzemin amı olması beni çıldırtmış,üzerimdeki herşeyi çıkararak ona sahip olmaya başlamıştım. Bu arada teyzem uyandı ve bana anlamlı anlamlı bakarak *Bak sen şu küçük beye büyümüş de teyzesini sikiyormuş * diyerek devam etmemi istedi. Şok olmuştum.Teyzem kendisini sikmemi istiyordu.Ne de olsa sabahtan beri beni tahrik ediyordu. Anlaşılan bu bir oyundu.Hiç durmadan teyzemin bacaklarını omzuma aldım.Şimdi göt deliğini de görüyordum.Orası da çok muhteşemdi ama ona daha sıra gelmemişti.Yarrağım azgın bir boğanınki gibi olmuş ve teyzeciğimin amına girmişti.Taşaklarım teyzemin amına çarpıp çarpıp geri geliyordu.Taşaklarımın teyzemin amında çıkarttığı sesler onu da delirtmiş.* Hadi aslanım benim… sik teyzeni, hadi sik teyzeni diyordu. Defalarca teyzemin amına sokup çıkardıktan sonra boşalmıştım.Artık teyzem bana aitti. O gece sabaha kadar sevişmiş ve sikişmenin bütün ayrıntılarını teyzemden öğrenmiştim.Şimdi çok uzaklarda olduğum için teyzem am ve ayak kokan naylon çoraplarını bana gönderiyor, ben de onları sikiyorum şimdi………..

Kadın kadına seviştiler

Beni herkes “Kör Osman” diye bilir. Bir gözüm hiç görmez. Diğeriyse görür ama bunu kimse bilmez. Çünkü herkes iki gözümünde görmediğini zanneder. Ben zengin bir ailenin bağ, bahçe içindeki çiftliğinde kalıyorum. Atlarla çok iyi anlaştığım için bana bu görevi verdiler. Ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyordum. Ta ki beyin hanımı ve kız arkadaşı çiftliğe gelene kadar. Beyin hanımı Arzu otuz yaşlarında sinirli gözüken bir hanımdı. Ama kızgın bakışlarının gerisinde kimbilir neler vardı. Göğüsleri ve kalçaları çok güzeldi. Kaç kere onu gözetlediğimi bilmem. Yanındaki kız ise ancak yirmi, yirmibir yaşında gösteriyordu. Hanımdan çok daha güzeldi. İkisinin gülüşerek çiftliğe gelmesi benim için bir değişiklik olmuştu. Hanım beni “Emektarımız, gözleri görmez” diyerek tanıştırdı. Bende senelerin verdiği alışkanlıkla tamamen kör taklidi yapıyordum. İki kadın manalı bakışlarla birbirlerine baktılar. Hanım kızın poposunu okşarken “Osman efendi biz iki gün kalacağız. Sen köye kadar gitde bize erzak al” dedi. “Tamam hanımım” diyerek yola çıktım ama onların birbirlerine sarıldığını görünce köye gitmeyi biraz geciktirdim. “Oohh başbaşa kaldık. Gerçi Osman efendi olsada fark etmez. Adamcağız görmüyor nasıl olsa” diyen hanımım kızın dudaklarını öpmeye başladı. İkisi ağız ağıza vermiş yiyişiyordu. Beynimden vurulmuşa döndüm. İki kadın bir yandan soyunuyor, bir yandan dudaklarını birbirlerinden ayırmıyordu. “Yuh be, böyleside görülmüş şey değil” diye mırıldandım. Ama bu sahne benim uyuklayan tosunumu uyandırmıştı. İkisininde içinde mayo vardı. Yalağın oradaki çeşmeye hortumu takan hanımım “Terimizi atalım” diyerek kızın mayosunun askılarını indirdi. Portakal gibi yusyuvarlak göğüsleri gördüm. Tosunumu elime aldım. Böyle bir şeyi bir daha görmeye ömrüm yetmeyebilirdi. Yanlız olduklarını sanıyorlardı. Bu yüzden hiç çekinmeden soyundular. İkiside anadan doğma kaldı. İki gözümün görmesinide o anki kadar istediğimi hatırlamıyorum. Ulan keşke ikisinide net görebilseydim. Tek gözümle ancak kızın sallanan göğüslerini, üstü siyah tüy öbeğiyle örtülü apış arasını seçebildim. Gözüm sulanınca elimin tersiyle silip bir daha baktım. Hanımım kızı yalağa dayamış, bacaklarını iyice açmıştı. Koyun, keçi gibi dilini uzatıp kızın apış arasında birşeyler yapıyordu. “Hayda bre” dedim. Tosunumu sıvazlarken öyle dalıyordumki elimin ayarı bozuluyordu. Kancıklar cıscıbıldak sevişiyordu. “Oohh daha it, oohh dilini daldır” diyen kız eğilmişti. Poposu lop loptu. Tam sokulacak durumda domalmıştı. Şevkle tosunuma asıldım. Hanımımın erkek gibi kızı öpüp, sevdiğini görmek beni deli danalar gibi böğürttü. Beni duymadıkları için şanslıydım. Tosunum elimde patladı. Sanki ikisinide becermiş gibi zevk aldım. “Ah ulan tekgöz, iki yarık var. Sen eline almış çekiyorsun. O kadınları çatır çatır becermek vardı ama ne gelir elden” diyordum. Gözümden hep aynı noktaya bakmaktan şıpır şıpır su geliyordu. “Foooşşş” diye gürleyen su sesini duyunca birde baktım hanımım hortumu almış. Kız yere yatıp bacaklarını açmıştı. Hanımım hortumun deliğini parmaklarının arasında sıkarak suyu kızın apış arasına fışkırtıyor “Oohh kol gibi çarpıyor oohh içime sık, daha hızlı çarptır suyu oohhh” diye inleyen kız yerde debeleniyordu. Hanımım çöküp kızın ağzına dayadı. Hortumun ucunu kızın bacak arasına soktu. Ne yaptığını görmesem bile akıl edebiliyordum. “Çüşşşş be” dedim. Bir eliylede kızın göğsünü avuçladı. Kadın kadını hortumla hallediyordu. Bir yaşıma daha girdim. Yerdeki kızın bacak arasından pınar kaynarmış gibi sular akıyordu. Emektar tosunum beni şaşırttı. Baktım yine dal gibi olmuş. Onlar üstüste çıkıp birbirlerinin göğüslerinini öperken kasıklarınıda bastırıp apış aralarını sürte sürte inlediler. Keçileri kaçırmak üzereydim. O an kendimi tutamamaktan korktum. Gidip ikisinide becermek için dayanılmaz bir his duydum. Tosunum elimde olacağına bu kızışmış kadınların içinde olmalıydı. “Geçiriyorum işte ııhh kancıklar, sizi gidi kızışmış kancıklar” diye diye içimdekileri hızla döktüm. Onlar çiftlikten ayrılına kadar ben günde iki üç posta attırdım. İki gün sevişip duran kancıklar şehre döndüğünde çaldığım donları bana yadigar kaldı. Donları koklayıp o günleri anıyorum.

gece kısmeti

O gece erken işim bitmişti ne yapacağımı bilmiyordum uzun zamandır yalnızdım yalnızlığımı paylasacak birisini bulmam gerekiyordu.Ve kendimi adımlarımın sürüklemelerine kaptırmıstım belkide benim bilmediğim yalnızlığımı paylasacak birilerine götürüyordu yanılmamıstım kendimi sessiz bir cafede buldum.Kimsecikler yoktu sanırım gec olmustu yada bu cafe yalnızların cafesi idi bir süre uturdum ve cayımı yudumlarken kapıdan giriş yapan güzelliğin etkisi altında kalmıstım sarı saçları beline kadar uzun mavi gözlü dudakları kalp gibi göğüsler dik kalca yuvarlak adeta kalemle cizilmişti.Masasına gecip bir kahve istedi sanırım oda benim gibi yalnızlığa uynuyordu.Bir süre gözlerimi ondan alamadım ve beni farketmiş olmalı idi cünkü kaslarının arasından bazen beni dikizliyordu.Gözlerimiz bir birini yıkaladığı an gülümsemeye basladı.Sanırım yeşil ışık yanmıstı benim kalkısa gecmem gerekiyordu.Ve tüm cesaretimi toplayıp yanına gectim.Selamlastıktan sonra uturmak ıcın ızın ıstedim gözlerimin icine bir süre baktıktan sonra kibarca kabul etti.ismim Hakan 30 yasındayım büyük bir şirkette muhasebe müdürüyüm uzun zamandır yoğun işlerimden dolayı cok yalnız kaldım ve bu gece ayaklarım beni buraya cekti sanırım sizin gibi güzel bir bayanın beklediğğini biliyordu.o da kendisini tanıtmaya basladı adı derya idi özel bir eğitim sektöründe eğitici imiş ama bu saatte burda ne aradığını söylemedi.Birşeyler ısmarlamak istedi bende kırmamak icin bu nazik teklifine karsı bir kahve istedim.liom_man_29@hotmail ekleyin bayanlar tanısalım.Kahvemi yudumlaken sohbetimiz koyulastı sanki yıllardır tanısıyorduk ve ikimiz hayatlarında yer alıyordu. Her seyi acıkca konusabilen iki insan böyle olmalı idi medeni cesareti olan iki insan herseyi cekinmeden konusabilmeli idi.Ve gec olmustu onu evine bırakmak istedim beni kırmadı evinin kapısına geldiğimizde iceri davet etti.Bu güzel teklifi red etmek biraz aptaca olurdu.Şirin minik iki odalı bir evi vardı.Oturmam icin kanepeyi gösterdi bende kanepeye gectim.Ne içersin dedi bende fark etmez dedim alkole ne dersin dedi kabul ettim.Birer viski getirdi ve koyu bir sıhbetin icinde kendimizi bolduk ikimizde cok hızlı iciyorduk ve kendimizi kaybetmistik konular bir birini kovalarken cinsel hayatımı sordu ve artık ip inceldiği yerden kopmustu dudaklarına yapıstım o muhtesem an baslamıstı bir süre cılgınlar gibi öpüştük daha sonra boynundan emmeye basladım kendimi vampir gibi hissediyordum.Boynundan asağı doğru uzerinde ki badiyi cıkardım ve hiç yanılmamıstım bembayaz gögüzleri sivri ucları vardi dimdik di etkilen memek imkansızdı göğüslerini emmeye basladım hayatımda böyle tat veren birşey yapmamıstım.Bir süre emdikten sonra eteğin sıyırdım yeni tras olmus purussuz bir amı vardı dudaklaları kıpkırmızı ıdı amının muhtesemde ve o güzek amı yalamaya basladım daha sonra amının dudaklarını emdim ben emdikce o inliyordu askım erkeğim ohhhh offfff ıhhhh diye garip sesler cıkıyordu ve sonunda irkilerek tum suyunu ağzıma akıttı.Daha sonra kanepeye oturmamı istedi kocaman dev gibi dim dik ayağa kalmıs yarağımı eline aldı ve önce ucunu dili ile yalamaya basladı daha sonra tasaklarımı bu iste usta olduğu belli idi ve sonra yarrağımın ucunu ağzına alığ emdi ve tamamını ağzına aldı muhtesem bir sakso cekiyordu. Bir süre sonra artık dayanamadım ağzona volkan gibi patladım tüm sıvımı ıcıne aldı.Ve emmeye devam etti fazla emek harcamasına gerek yoktu zaten benim ki hala dimdikti biraz emdikten sonra iki bacağını acıp amının iki dudağının arasına gelecek sekilde sikimin üstüne yavasca uturdu biraz zorlandı girerken ama yavas yavas tamamını icine aldı ici adeta yanar dağ misali idi ve üzerinde hop kalkıp hop uturmaya basladı yılanın kıvraklığı ile dans eder gibi idi daha sonra üstünden kalktı kanepeye yatırdım ve silimi amının üstüne bir daha getirip kökledim tasaklarıma kadar ıcınde idim gelip gitmeye basladım bu arada ıkımız kan ter icinde idik iniltileri göklere cıkarcasına idi oohhhhh ohhhh daha hızlı diye bağırıyordu bende hızlandıkca hızlanıyordum sanki rally de idim son surat basıyordum.İkimiz bulutlara cıkmıstık ve bir süre sonra aynı anda itkilerek boşaldık.Bu sabaha kadar farklı pozisyonlarla devam etti.Sabah anlatmaya basladı oda gece sevisecek birisini aramak ıcın cıkmıs evden kısmet bana imiş

Ekleyen: hakan can

yaşadıgım cılgın dakikalarımı paylaşmak istiyorum

Merhaba benim ismim Aysun sizlere bir ihtiyar delikanlıyla yaşadıgım cılgın dakikalarımı paylaşmak istiyorum.Ben 27 yaşında esmer ve dolgun bekar bir bayanım. İstanbulda özel bir şirkette muhasebeci olarak calışıyorum. 2008 yılı haziran ayında yıllık iznimi kullanarak 15 günlügüne özel arabamla Antalyaya tatile gitmek icin yolla cıktım.Antalya-Burdur yolunda arabam bilmedigim nedenlerden dolayı aniden arıza yaptı saat akşam 20:30 gecmişti anlıyacagınız yolda kalmıştım ne yapacagımı bilmiyordum yakınlarda köy filan gözükmiyordu arabayı kilitledikten sonra yürümeye başladım belki bir yardım bulurum ümidiyle baya yürümüştüm ama hayla bir köye filan raslamamıştım korkmaya başlamıştım cünkü hava gittikce kararıyordu. Biraz daha yürüdükten sonra yoldan baya bir uzakta bir ışık gördüm hızla oraya dogru yöneldim enazından geceyi gecirmeyek icin bir eve ihtiyac vardı 20 dakika sonra o ışığa varmıştım karşıma bir ev cıktı yanında başka evler bulunmuyordu.Eve yavaşca yaklaştım ve iceriye baktım iceride biri erkek biri kadın iki yaşlı insan oturuyordu televizyon seyrediyordukapıya yönelip kapıyı caldım. Kapıyı 50 yaşlarında iri yapılı ihtiyar adam actı.Ben adama arabamın bozuldugunu bir yardım bulamadıgımı ve enazında geceyi gecirebilmek icin evlerinende geceyi gecirmek istedigimi anlattım adam üzemime iyice göz gezdirdikten sonra iceri soktu .İceri girdim ve yaşlı teyzeyle selamlaştım teyzenin yaklaşık 49 yaşı vardı onada amcaya anlattıgımın aynisini anlattım neden burda herkesten uzak yaşadıklarını sordum cocuklarının olup olmadıgını sordum cocukları olmadıgını amcanın babasını evi oldugunu ve burda yaşamayı tercihettiklerini söylediler neyse epey sohbet ettikten sonra saat gece 00:00 geliyordu tezye hadi gel yatacagın odayı göstereyim dedi yol yorgunusun yat ve dinlen dedi ve kalktıkevleri büyüktü 5 odalıydı bir odaya girdik yaşlı teyze yatacagım yeri hazılamaya başladı bende ona yardım ettim bana iyi gecer diledikten sonra odadan cıkıp kapıyı kapattı.Ben üzerimdeki bluzu ve dar kot pantolonumu cıkarttım kilot ve sütyende kalmıştım lambayı kapatıp yataga uzandım ve cok gecmeden uyuya daldım.Uyurken aniden bacaklarımın arasında birşeyin gezdigini hissettim aniden uyandım karşımda yaşlı amca duruyordu bana yavrum harika bacakların ve harika götün var dedi bende ona amca bak bagırırım sonra teyzeyle aran bozulur dedim yavrum istersen sabaha kadar bagır teyzen seni işitmez o yatarken kulaklarına pamuk koyar kulagına birşeyler girmesin meğer daha önce kulagına kücük örümcek girmiş neyse amca hemen üzerindeki pijamayı cıkarmaya başladı ben biraz korkmaya başladım nihayet kilodu haric hepsini cıkarmıştı bana yaklaşmaya başladı ben duvara dogru yöneldim ve avazım cıkıncaya kadar bagımaya başladım amca beni tuttu ve yataga yatırıp bacaklarımdan tutup aşagıya dogru cekti başım kilodunun hızasına geldi yaşına göre inanılmaz kuvvetli elleri vardı bana hadi cıkar icindeki delikanlıyı coktandır şeftalinin dadından mahrum kaldı dedigimi yapmassan canıcı cok yakarım dedi. Ben artık mecburdum elimi kiloduna götürdüm iki tarafından tutarak yavaş yavaş indirmeye başladım kilodu indirdigimde karşımda kocaman yaklaşık 20-21 santim boyunda kalın ve damarlı bir yarak sallanıverdi şok olmuştum daha önce ofiste bir iki erkek iş arkadaşlarımla yattım olmuştu ama böyle büyügünü ildefa görmüştüm bana yavaşca yalamamı ve agzımaalmamı söyledi bende dedigini yapmaya başladım ilk önce kafasına bir kactane dil darbesi vurdum ihtiyar inanılmaz ses cıkarmaya başladı yavaşca agzıma aldım ve sakso cekmeye başladım yaklaşık 5-6 dakika ihtiyarın yaragını emdim zar zor yaragını kaldırmaya başardım ban üzerimdekileri cıkarmamı söyledi bende dedigini yaptım ihtiyarın karşısındaydım anadan dogma vaziyette ihtiyar hemen vakit kaybetmeden gögüslerime yumuldu ve cılgınca yalamaya ve ısırmaya başladı hem hoşuma gidiyor ve hemde canım biraz acıyordu ama bu yaşıyacagım acıdan daha azdı gögüslerimi iyice emdikten sonra beni yataga yatırdı ve bacaklarımı ayırıp bacak arama gecip amıma yumuldu ve yalamaya başladı inanılmaz zevk alıyordum oda cıglıklarımla yankılanıyordu amımla yalama işlemini bitirdikten sonra ayaga kalktı bacaklarımı tutup iyice yarragına yaklaştırdı amımı iyice islattıktan sonra yarragını amıma dayadı ve yavaş yavaş zorlayıp sokmaya başladı ne yapsa yarragı amıma girmiyordu cünkü amım cok dar onunkide cok büyüktü baya bir ugraştıktan sonra bir cok pozisyon denedikten sonra bni yataga dayatıp kendisi arkama gecti ve bacaklarımı iyice aralamamı söyledi dedigini yapıp bacaklarımı iyice araladım bir eliyle belimi tutup diyer eliyle yaragını tutup amıma dayadı ve sonra iki eliyle belimden tutup amımı zorlamaya başladı yavaş yavaş kalemi fethediyordu yaragı santim santim icimi gömüldükce acımda o kadar artıyordu cok gecmeden yarısından fazlası icimdeydi inanılmaz acı ve zevk alıyordum yeter yeter diye bagırıyordum a ma o dinlemiyordu bile gittikce hızlanıyordu icime gelip gidiyordu amım yırtılacak gibiydi elleriyle göt yanaklarıma vuruyordu göt yanaklarım kıpkırmızı olmuştu inanılmaz derecede sızlıyordu o ise durmadan hızlandıkca hızlanıyordu yeter amca yeter dayanamıyorum diye bagırıyordum o ise sık biraz dişini sabret yavrum diyordu artık yarragı sonuna kadar giriyordu zavallı amıma taşşakları şak şak şak diye amımın üst taravına degiyordu artık gücüm kalmamıştı kendimi bırakmıştım adam beni evire cevire sikiyordu yaklaşık 9-10 dakika beni o pozisyonda siktisonra sonuna kadar sokup belimden tutup beni havaya kaldırdı kendisi yataga yatıp beni üzerine cıkardı ben ellerimi arkaya onun gögüsleri üzerine koydum be bacaklarımı ayırdım oda belimden tutup hızlıca durmada sikmeye yarragını amıma sokup cıkarmaya başladı gögüslerim kopacak gibiydiler inanılmaz hopluyorlardı ben ise var gücümle aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa diye bagırıyordum adam cıglıklarıma hic kulak asmıyordu bu şekilde beni 3-4 dakika siktikten sonra birden amımdan yaragını cıkarıp beni kaldırdı dizlerimin üzerine cökmemi söyledi hemen dizlerimin üztüne yere cöktüm saclarımdan tutup yarragını agzıma dayadı ve biraz eliyle 31 cekti ve cok gecmeden boşalmaya başladı agzım dolmuştu yüzüm gözüm her tarafım sperm icindeydi istemeden yasısını yuttum yarısınıda dışarı bıraktım agzımdan cıkan spermler aşagıya gögüslerime dogru akmaya başladı acı cekmiştim ama bir okadarda zevk almıştım hic gücüm kalmamıştı bitti zanetmiştim ama yanılmıştım ihtiyar daha doymamıştı benim artık gücüm kalmadıgını söyledim ama o yine dinlemiyordu beni yavrum diyorsu 5-6 senedir am sikmemiştim diyordu hazır bulmuşum beleş ve taze am bırakta 5-6 senenin acısını cıkarayım saat gecenin 02:00di ve tekrar başladı sikmeye üzerine cıkardı beni jokey pozisyonda belimden tutup amıma hızlıca sokuyordu zevk ve acı yine başlamıştı ama bu sefer acı baya azalmıştı ammım adamın yarragına yavaş yavaş alışmaya başlıyordujokey pozisyonundan sonra beni yan yatırdı o da arkama yan yatıp amıma sokup tekrar sikmeye baladı inanılmaz zevk alıyordum sonra beni sırt üsstü yatırıp bacak arama gecip sikmeye başladı cok sert darbeler vuruyordu amım kıpkırmızı olmuştu dudaklarıma yumulmuştu dilimi koparıcasına gibi agzına almıştı yalıyor emiyordu gögüslerimi iki eliyle avucluyor sıkıyordu denemedigimiz bu seferki boşalması uzun sürdü nihayet 14-15 dakika siktikten sonra üzerimden kalktı ve üzerime boşalmaya başladı yarısını gögüslerime yarısınıda amımın üzerine boşalttı spermlerini spermle kaplanmış olan gögüslerimi ve amımı okşamaya başladım adam beni her pozisyona sokarak sabah saat 05:00 kadar evire cevire bir güzel becerdi tam 4kere boşaldı sonra kalktı ve odasına gitti bende ayaga kalkıp ayakta zar zor durarak kilot ve sütyenimi giyinip yattım uyandıgımda saat öglen 12:00 gecmişti ayaga kalktım dizlerim tutmuyordu yattagı düzeltip adamın kilodunuda pantolonupa koyup odadan cıktım üzerimdeki spermleri onun kiloduyla silmiştim teyze dışardaydı günaydın deyip amcayı sordum uyuyor dedi hic böyle yapmazdı ama neyse banyo yapmak istedigimi söyledim oda tamam dedi banyoyu gösterdi ben güzel bir banyo aldıktan sonra kahvaltı yaptık amcada uyanmıştı ben cok teşekkür ettim onlara her şey icin musade istedim amca bana gel arabana bakalım belki tamir edebilirim dedi ve cıktık beraber sohbet ede ede gittik arbama arabama geldik baktı ve tamir edebilicegini söyledi ve tamir etti arabaya binerken bana seni hic unutmayacam yavrum dedi bana hayatımın en güzel gecesini gecirmeme yardımcı oldun ben gülümseyip bende seni hic unutmayacam amca dedim cok güzel geceydi dedim yalnız bana amca deme yavrum dedi nediyeyim peki dedim ne istersen dedi dedi ama amca deme dedi bende gülümseyerek tamam sana erkegim diyecem olurmu dedim oda tamam dedi bende Antalyaya dogru yola cıktım 1 hafta tatil yaptım ve geri döndüm dönerken yine o iki ihtiyara ugradım 3 onlara misafir oldum 3 gece boyunca ihtiyarlara zevkin doruklarına cıktık ve sonra eve İstanbula döndüm 1 senedir o ihtiyar aklımdan cıkmıyor bu sene yine gidicem tatile ama Antalyaya degil o iki ihtiyara 10-15 onlarda kalmak istiyorum ve ihtiyarın beni becermesini istiyorum tabi eger hayla hayattaysa ve yaşıyorsa. Benim hikayemi okudugunuz icin şimdiden teşşekür ederim herkese inanın bu bir gercektir yalan degildir

Rüya gibi bir şeydi

Gülay, iskelenin ucuna doğru yürümeye başladı. Güneş, batmaya hazırlanıyordu ve deniz oldukça dalgalıydı. Dalgalar zaman zaman iskeleyi aşıp, ayak bileklerini ıslatıyordu. Yavaş ve donuk gözlerle, iskelenin ucuna kadar yürüdü ve durdu. Yavaş hareketlerle oturarak ayaklarını denize bıraktı. Bacakları ıslanıyor, arada bir gelen dalgalarla da baldırlarına kadar ıslanıyordu. Gözlerini kısarak ufuğa baktı. Turuncu ve kırmızının karışımından oluşan karışım, hafif hafif karanlık maviye karışıyor ve bulutların arasından karşıdaki adalar gözüküyordu. Gökyüzünde bulutlar simetrik bir şekilde duruyorlar ve çok hafif bir şekilde ilerliyorlardı.

Gülay bir İstanbul çocuğuydu. Genç yaşta âşık olmuş, okuduğu üniversiteyi sevdiği adamla evlenmek için bırakmıştı. Çok kısa bir zamanda hazırlıklarını tamamlamışlar ve sade bir düğünle evlenmişlerdi. Evliliklerinde, kimsenin çözemediği bir mutluluk sırrı vardı. Onlar hiç tartışmaz, kavga etmez ve daima iyi geçinirlerdi. Herkes bunu kötüye yorsa bile, onlar böylesine mutlu ve huzurlu iki sene geçirmişler, iki bin sene daha geçirmeye yetecek kadar da yanlarında sevgi biriktirmişlerdi. Mutluluk sırları eşinin trafik kazasında hayatını kaybetmesiyle son buldu. Gülay, adeta yıkılmış ve erimişti. Kazadan aylar sonra bile halen eşinin eve döneceğini düşünür, her akşam onu karşılamak için en güzel kıyafetlerini giyerdi. Gece olduğu halde halen eşi eve gelmeyince, sinir krizleri geçirir, ağlayarak sabahı bulurdu. Ailesi bir süre sonra Gülay’ ı yanına almıştı. Daha sonraları iyice içine kapanan genç kadın, zamanla insanlarla konuşmayı bile bırakmış ve sadece dalgın dalgın düşünür olmuştu. Böyle zor geçen 1 senenin ardından Gülay psikolojik tedavi görmeye başlamış ve ilaçlarla yaşamaya alışmıştı. İlaçlar onu bol bol uyutuyordu. Uyandığı zamanlarda karnını doyuruyor, eşine mektuplar yazıyor ve akşamları erken saatlerde tekrar uykuya dalıyordu. Bir süre sonra uyku ilaçlarının müptelası olan genç kadın, doktor tavsiyesiyle, ailesi ile birlikte Çanakkale’ ye taşındı. Evleri Çanakkale yolu üzerinde bir köyün biraz uzağındaydı. Evlerinin hemen arkasında yükselen yüksek dağlar ağaçlarla kaplıydı. Evlerinin hemen önünde ufak bir bahçeleri ve deniz balkonları vardı. Bahçenin önünde taşlıkla kaplı bir sahil ve hemen ilerisinde deniz vardı. Gülay denize girmeyi çok sevmesine rağmen, buraya taşındıklarından beri hiç denize girmemişti. Gündüzleri bahçedeki çiçekler ve ağaçlar ile uğraşıyor, ailesinin sohbetlerini dinliyor ve akşamları deniz balkonlarında eşine mektuplar yazıyordu.

Ayaklarına gelen suyun soğukluğu ile irkildi. Hava iyice kararmaya yüz tutmuş ve az önceki o güzel renk karışımı, yerini sise bırakmıştı. Deniz biraz daha durgunlaşmış ve dalgalar yerini ufak çırpıntılara bırakmıştı. Burada her insan mutluluğu tadabilirdi çünkü doğanın güzelliklerini her saat görebilirdiniz. Sabahları adeta bir havuz gibi sakin olan denizde yürüyerek bile balıkları seyredebilir, akşamları çıkan rüzgârlar ile ruhunuzun en derinliklerinde yolculuklara çıkabilirdiniz. Fakat bunlar genç kadını mutlu etmeye yetmiyordu. O, eşinin ölümüyle birlikte sanki bir yarısını da kaybetmişti. Gördüğü her güzelliği ve tadına baktığı her mutluluğu onunla paylaşmadığı sürece, ne anlamı vardı bu güzelliklerin? İçi her zamanki gibi, kara bulutlarla kaplanmıştı. Ufukta görebildiği son noktayı seçmeye çalışıyor ve amansız bir şekilde içinin yandığını hissediyordu. Bu acımasız olay neden onun başına gelmişti? Devamlı mutluluğunun neden ve kimin tarafından kıskanılıp, yok edildiğini düşünüyor fakat bir türlü düşüncelerini bir yere bağlayamıyordu. Eşini her düşünüşünde, ona bir daha dokunamayacağını, bir daha öpemeyeceğini ve bir daha asla onun kokusunu koklayamayacağını fark ediyor ve bu düşünce yüreğini sıkıyordu. Kurtulmak için çırpınsa bile kurtulamıyor, çevresinde ki her şeyin bir çaresizlik çemberiyle sarıldığını hissediyordu. Her gece uyurken, rüyasında eşi ile buluşacağını düşünüyor ve bu düşünce onun karanlıklarında, sıcak ve parlak bir ışık oluşturuyordu. Bu ümitle uykuya dalıyor, fakat bir türlü eşini rüyasında göremiyordu.

Rüyasında onu görebilmek için bir çok yol denemiş fakat hiç birinde başarılı olamamıştı. Bu onu gitgide daha da ruhunun derinliklerine götürüyor, saatlerce boş boş düşünmekten başka bir şey yapmıyordu. Ailesi bu duruma çok fazla üzülüyor, biricik kızlarının tekrar eski haline gelmesi için ellerinden geleni yapıyorlardı. Lakin hiç biri genç kadının yüzünü güldürmüyordu, o sanki intihar etmeyi gururuna yediremediğinden dolayı sadece yaşamını sürdüren biri haline gelmişti. Bu durumdan nasıl ve ne zaman çıkacağını hiç kimse bilmiyor fakat bunun böyle sürüp gidemeyeceğini tahmin ediyorlardı. Buraya geldiklerinden beri ilaçlarını da kullanmıyordu. Ailesi, onu ilaç kullandığı zamanlardan daha iyi görüyordu. Çünkü kızları ilaç kullanırken devamlı uyuyor, söylenen hiç birşeyi anlamıyor ve daima hasta gibi oluyordu. Oysa şimdi, sabah erken kalkıyor, bahçeyle uğraşıyor, deniz kenarında oturuyor ve alışagelmiş mektuplarını yazıyordu. Onlar için bu bile, oldukça iyi bir gelişmeydi.

Gülay iskeleden kalktı ve eve doğru yürümeye başladı. Sahilde ki taşlardan dolayı düzgün yürüyemiyor ve yalpalıyordu. Çocukluğundan beri buraya gelip gittiklerinden, denize dair olan tüm hikâyeleri bilirdi. Yarın ay hilal şeklini alacaktı ve genç kadın bir dilek dileyecekti. Eve ulaştığında akşam yemeği hazırlanmıştı. Sessiz bir şekilde yemeğini yedi ve odasına çekildi. Yarın için içi umutla dolmuştu. Kim bilir belki gerçekten deniz ona geri döner ve isteğini yerine getirirdi. Bu düşüncelerin verdiği garip bir huzurla uykuya daldı.

Sabah uyandığında henüz güneş yeni doğuyordu. Uzun zamandır yaptığı gevşek hareketlerin tersine, büyük bir çeviklikle yatağından sıçradı. Üzerini değiştirip yatağını ve odasını topladı. Kahvaltısını yaptıktan sonra her zamanki gibi bahçedeki çiçeklerle ilgilenmeye başladı. Çiçeklerin hepsi bugün daha bir canlıydılar. Gülümsemeyi unutan yüzü ile onlara gülümsedi ve her biriyle tek tek ilgilenmeye başladı. Diplerini temizliyor, sularını veriyor ve hepsine birer öpücük konduruyordu. Gülay’ ı balkondan izleyen annesi ve babası birbirlerine sarıldılar. Onu böyle görmek onları çok mutlu etmişti. Akşama doğru genç kadın deniz balkonuna gitti ve büyük bir titizlikle kâğıdı önüne yerleştirip, kalemini çantasından çıkardı. Yazacağı her kelimeyi özenle seçmeliydi. Düşüncelerini netleştirdi ve yazısına başladı ;

” Sevgili Deniz, Bilirsin, çocukluğumdan beri devamlı seninleyim. Tatil için geldiğimiz zamanlarda saatlerce seninle dans eder, İstanbul’ a döndüğümüzde devamlı seni izlerdim. Sen kimi zaman durgun, kimi zaman neşeli olurdun. Hep bunu çözmeye çalıştım ve artık çözdüğümü sanıyorum. Sanırım sen aya âşıksın deniz. Ne zaman ay çıksa, onun ışıklarını alıp, binlerce yakutmuş gibi yansıtıyorsun. Rüzgâr ile konuşuyor, kıyı ile oyunlar oynuyorsun. Akşamları kimseye içini göstermiyor, adeta içine bakmaya çalışan olursa, sendeki aşkı göreceklermiş gibi kendini saklıyorsun. Fakat sabahları ayın yerini güneşe bırakmasıyla birlikte durgunlaşıyor, kendini unutuyorsun. Akşama kadar böyle zaman geçirip, akşam kendini aya hazırlıyorsun. Kimi zamanlar rüzgâr şiddetleniyor ve bulutlar ayı kapatıyor. Böyle zamanlarda, sevdiğini göremediğin için oldukça sinirleniyor ve içinde ne bulursan darmadağın ediyorsun. Ben senin öfkeni kıyılara vurduğun tekmelerden bile anlıyorum denizim. İnan bana, belki de seni benden iyi anlayacak kimse yoktur…

Söyle bana denizim, bir gün ayın hiç bir zaman doğmayacağını anlasan ne yapardın? Bir daha hiç yakamozlar oluşturamayacağını, onunla olan sevginizin içinde olmasına rağmen onu asla göremeyeceğini bilsen ne düşünür, ne hissederdin? Eminim ki öfkeyle buraları yıkardın ve bir daha hiç yüzün gülmezdi. İşte sevdiğini kaybetmek böyle birşey denizim. Sen ayını asla kaybetmeyeceksin ama ben güneşimi kaybettim. Onu her düşündüğümde içim ağlıyor, yaşam duruyor. Hiç bir şey yapmak istemiyorum. Bedenimi yırtmak ve gökyüzüne yükselmek, her neredeyse onu bulmak istiyorum. Lakin hiç bir şekilde onu tekrar göremiyor ve ona tekrar sarılamıyorum. Anlattıklarımı her gün az çok gözlerimden anladığını farz ediyorum. Bu yüzden sana yazmaya ve senden yardım istemeye karar verdim denizim. Hilal’ in göründüğü ve senin en sevinçli olduğun bugün senden bir dileğim olacak. Beni sevdiğime kavuştur denizim. Bir defalığına bile olsa onu görmek istiyorum. Beni aydınlatan, neşemi yerine getiren ve zamanla hayatımın anlamı olmuş o gülümseyişini görmek istiyorum. Artık buralarda daha fazla onsuz kalmak istemiyorum. Ne olur denizim, beni onunla buluştur. Onu görmeme ve bir defacık dahi olsa sarılmama aracı ol. Beni anlayacağını umut ediyor ve bana dileğim ile ilgili geri dönmeni bekliyorum… ”

Gülay, mektubunu dikkatle katladı ve göğsüne yerleştirdi. Akşam yemeğini yedikten sonra iskeleye çıkarak bir süre karanlıkta hiç bir ışığın meydana getiremeyeceği o güzel yakamozu izledi. Ardından yaşlı gözlerle dileğini denize bıraktı ve gözlerini kapattı. Sanki deniz dileğini hemen yerine getirecek gibi hissediyordu. Sanki gözlerini açsa, sevdiğini karşısında görecek ve bu doğaüstü olaya deniz neden olacaktı. Yavaşça gözlerini açtı ama sevdiğini göremedi. Gözlerinden bir kaç damla yaş, denize damladı. Genç kadın büyük bir hüzünle yürüyerek evine gitti ve kimsenin yüzüne dahi bakmadan odasına kapandı. Ağladı, ağladı, ağladı… Hayat, yaşanılabilecek bir olgu olmaktan çıkmış ve adeta bir çileye dönüşmüştü. Buna daha fazla sabredemiyordu. Fakat aksi yönde de yapabilecek hiç bir şeyi yoktu. Kalbi daralıyor ve nefes alması zorlaşıyordu. Derin derin nefes alarak kendine gelmeye çalıştı fakat her nefes alışında göğsü sızlıyor adeta nefes alırken bedeni yırtınıyordu. Hırıltılar çıkarmaya başladı. Hızlı hızlı öksürdü ve bir süre sonra kendine geldi. Oldukça halsiz kalmıştı, yatağına uzandı gözlerini kapattı.

Gece uykusunda bir rüzgâr hissetti. Galiba balkon kapısını açık unutmuştu. Ama kalkıp kapatabilecek hali de yoktu. Rüzgâr ayaklarından beline doğru ilerledi ve göğsünden başına kadar inanılmaz bir yumuşaklıkla esip gitti. Gülay, rüzgâr ile birlikte muhteşem bir huzur duygusuna sarınmıştı. Gözlerini açtı. Gördüklerine inanamayıp, gözlerini tekrar kapatıp açtı. Denizin ortasındaydı. Sahilden bir hayli uzakta olmasına rağmen evlerini zar zor görebiliyordu. Denizde yürüyebiliyor ve koşabiliyordu. Büyük bir sevinçle oradan oraya koşup durdu, kendince rüyasının tadını çıkartıyordu. ” Gülay… ” Duyduğu sesle irkildi. Ses tam arkasından geliyordu ve yıllardır hasret kaldığı bir sesti. Hızla arkasını döndü. Kocası yüzünde o bilindik gülümsemesiyle kendisine bakıyordu. Hiç bir şey diyemeden, hasretle kocasına sarıldı. İşte dileği gerçek olmuştu, onca zamandır başaramadığı şeyi deniz başarmıştı. Kocasının kollarından ayrılmadan tüm gücüyle onu sıktı. Kokusunu öylesine özlemişti ki, yıllarca böyle durabilirdi. ” Ah seni öyle özledim, öyle bekledim ki.. ” Eşi yanıt vermeden onun yüzüne baktı. Gözlerinde hafif bir keder vardı. Genç kadın, gayet iyi tanıdığı kocasının yüzündeki gülümsemesinin ardına saklanmış, gözlerindeki kederi hemen fark etmiş ve onunda yıllardır kendisini özlediğini düşünmüştü. Onu görmenin verdiği sevinçle hiç bir şey düşünemiyordu. Kocasına tekrar sarıldı, onu tekrar kokladı. Hiç uyanmak istemiyor, kalan tüm yaşamı boyunca bu rüyanın devam etmesini istiyordu. Yılların verdiği özlem ve hasretle saatlerce konuştular. Birbirlerini ne kadar özlediklerini, birisinin olmadığı yaşamda diğerinin eksikliğinin nasıl hissedildiğini anlatıp durdular. Her ikisi de heyecanlı ve sevinçliydi. Bir o kadarda hüzünlüydüler. Genç kadın güneş ufuktan yavaş yavaş doğarken, gözlerini bakmaya doyamadığı kocasından alarak denize çevirdi ve ağlamaya başladı. Kocası ” Ağlama… ” dedi. Ağlamaması imkânsızdı, birazdan uyanacak ve bu güzel gece sona erecekti. Bir ay boyunca yine kocasına hasret kalacaktı. Ona hızlı hızlı yine mektup yazacağını, hiç durmayacağını, her ay hilali sabırsızlıkla bekleyeceğini söyledi. Kocası elleriyle karısının ağzını kapattı. Gözlerinde garip bir bakış vardı. Gülay’ ı öptü. ” Gitme desem de, gideceksin, fakat döneceğinde unutma, burada seni bekliyor olacağım… ” dedi. Güneş doğmuştu, Gülay artık uyanması gerektiğini ve uyanmazsa ailesinin endişeleneceğinden, onu zorla uyandıracaklarından, bu güzel rüyanın sarsıntılarla bitmesini istemediğinden bahsetti. Ona son defa sarılarak, denizin üzerinden yürümeye başladı. Evine doğru yaklaştıkça yüreği sızlıyordu. Ara ara arkasına bakıyor ve kocasının orada beklediğini görmek içine tarifi imkânsız bir huzur veriyordu. Gözyaşları içerisinde sahile çıktı ve evlerinin önündeki kalabalığı fark etti. Biraz daha yaklaşınca, kulakları annesinin feryatlarıyla çınladı…

” Gülay, Gülaaay, Gülaaaay…. “

18 Yasındaydı…

Nerden başlıyım bilmiyorum, yaşım 29 baldızım 17, 10ay önce başladı her şey da da devam ediyor tabiî ki.

Bir gün işten çıkmıştım kayınvalidemlere gidiyordum karım çağmıştı beni ondan. Saat 6di dura gitmiştim otobüsü bekliyordum,benim iş yeri baldızımın okuluna yakındı aynı durakta iniyorduk ve biniyorduk am Devamı »