954320090531044314363 

 

 

 

 

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Bosna-Hersek’in AB’nin yeni vize uygulamalarının dışında tutulmasının “bölgeye dönük olarak olumsuz bir mesaj” olduğunu belirtti. Davutoğlu, “Ümit ederiz ki AB, bu konuda bölgenin bütününü kapsayan, hiçbir etnik veya dini grubu dışarıda bırakmayan politikalar uygulamaya yönelir” dedi.

Davutoğlu, Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Sven Alkalaj ile Dışişleri Bakanlığında yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, son iki aydır Balkanlar’da yoğun temaslarda bulunduğunu anımsatarak, gelecek ay da Makedonya, Arnavutluk, Bulgaristan ve diğer bölge ülkeleriyle temasların süreceğini bildirdi.
Ahmet Davutoğlu, Bosna-Hersek Dışişleri Bakanıyla ikili ilişkileri, bölgesel gelişmeleri ve Türkiye’nin dönem başkanlığını üstlendiği Güneydoğu Avrupa Ülkeleri (GDAÜ) sürecinde yapılacak faaliyetlerin koordinasyonu konularını ele aldıklarını söyledi.

Bosna-Hersek ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin son derece sağlıklı seyrettiğini, bu ilişkilerin çok güçlü tarihi bağlara sahip olduğunu belirten Davutoğlu, siyasi konularda tam mutabakat halinde olunduğunu kaydetti.
Ekonomik ilişkilerin de hızla geliştiğini ifade eden Davutoğlu, ticaret hacminin 600 milyon dolara yaklaştığını söyledi.

Davutoğlu, Türkiye’nin bu ülkedeki yatırımlarının da arttığını belirterek, THY’nin Bosna-Hersek Havayolları ile girdiği yakın ilişkiyi örnek gösterdi. Kültürel alanda da iki ülke arasında büyük gelişmeler olduğunu anımsatan Davutoğlu, Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü ve Ferhadiye Camii gibi önemli ortak miras konusunda Türkiye’nin çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Türkiye’nin Bosna-Hersek’in geleceğiyle yakından ilgilendiğini belirten Davutoğlu, bu ülkede yürütülen reform çalışmalarını, taraflar arasındaki görüş farklılıklarını yakından takip ettiklerini söyledi. Davutoğlu, “Şuna inanıyoruz ki, 90′lı yıllarda olduğu gibi bugün de Bosna-Hersek’in istikrarı Balkanlar’ın istikrarı demektir, Balkanlar’ın istikrarı Avrupa’nın istikrarı demektir” dedi.

Davutoğlu, Bosna-Hersek’in kendi içinde barışı sağlamış, güçlü devlet kurumlarıyla desteklenmiş, egemen ve bağımsız bir devlet olarak, uluslararası toplumda hak ettiği yeri almasının Türkiye’nin en öncelikli dış politika hedefleri arasında olduğunu söyledi.

Bosna-Hersek’in tarihi dönüşüm sürecindeki gelişmelerin barışçıl yöntemlerle ve güçlü bir devlet yapısının oluşması doğrultusunda seyretmesi konusunda Türkiye’nin elinden gelen gayreti göstereceğini kaydeden Davutoğlu, bölgede Bosna-Hersek’in geleceğiyle ilgili güçlü bir irade oluşmasından büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Davutoğlu, Bosna-Hersek’in AB ve NATO zeminlerinde bütünleşmesinin, Türkiye ve Bosna-Hersek’in istikrarı açısından önemli olduğunu, ayrıca Bosna-Hersek’in önümüzdeki dönemdeki BM Güvenliği Konseyi üyeliğinin de desteklendiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Son dönemde maalesef AB içinde vize konusunda alınan kararla, Bosna- Hersek’in yeni vize uygulamalarının dışında tutulması son derece olumsuz bir mesaj olmuştur, bölgeye dönük olarak. Ümit ederiz ki AB, bu konuda bölgenin bütününü kapsayan, hiçbir etnik veya dini grubu dışarıda bırakmayan politikalar uygulamaya yönelir ve bu konu bölge içinde tekrar etnik ve dini farklılıkları öne çıkaran bir mesele haline dönüşmez ve kısa zamanda aşılır.”

BALKANLAR’DA YENİ VİZYON

Konuk Bakan ile bölgesel konuları da ele aldıklarını söyleyen Davutoğlu, son Balkan ziyaretine ilişkin bilgi aktardığını kaydetti. Davutoğlu, bölgede çok güçlü yeni bir bölgesel bilincin oluşması, yeni bir vizyonun hayata geçilmesi konusunda ortak çaba içinde olmamız gerektiğini söylediğini belirtirken, “Bu vizyon, bölgemizin krizler ve gerilimlerle anılan bir bölge olmaktan çıkarılarak, ortak bir güvenlik, istikrar, barış ve refah alanı haline dönüşmesidir. Balkanları biz güvenlik, istikrar ve refah alanına dönüştürsek, bölgemizin ve bölgemizde yaşayan halkların makus talihini de değiştirmiş oluruz. AB ve NATO içinde de çok güçlü bir istikrar alanı haline dönüşmesini sağlamış oluruz. Bu konuda birlikte çalışma kararı aldık” diye konuştu.

Bu çerçevede geliştirilmekte olan projeleri her alanda yürütme kararı aldıklarını belirten Davutoğlu, Saraybosna’da bulunan Bölgesel İşbirliği Konseyini (RCC) daha aktif bir şekilde hayata geçirme konusunda Türkiye olarak Bosna-Hersek’in yanında olunacağını kaydetti.

Güneydoğu Avrupa Ülkeleri (GDAÜ) zirvesinin dönem başkanlığını üstlenecek olması dolayısıyla daha geniş anlamda Güneydoğu Avrupa’da istikrarın, barış ve güvenliğin yaygınlaşması için bir yıl içinde ne tür projeler geliştireceği konusunu da ele aldıklarını belirten Davutoğlu, muhataplardan tavsiye ve projeler topladıktan sonra, Türkiye’nin en kısa zamanda bir yıllık eylem planını hayata geçireceğini belirtti.

Davutoğlu, Türkiye’nin Bosna-Hersek’e her türlü desteği vermeye hazır olduğunu yineleyerek, “Bosna-Hersek’in istikrarı, güvenliği, refahı temin edildikçe, bölgemizin daha güvenli ve müreffeh olacağından eminiz” dedi.

BOSNA-HERSEK DIŞİŞLERİ BAKANI ALKALAJ

Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Sven Alkalaj da Türkiye’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Size dostum diyebilmek bana gurur veriyor” diye konuştu.

Türkiye’yi ikinci memleketleri gibi gördüklerini söyleyen Alkalaj, Türkiye’nin ülkesinin zor zamanlarında her zaman yanında olduğunu, bu nedenle Türkiye’yi güvenilir dostları olarak gördüklerini ifade etti.

Alkalaj, Türkiye’nin bölgede hala önemli bir aktör olduğunu, istikrarın tesisinde kilit rol oynadığını söyledi. Alkalaj, görüşmelerde hem ikili, hem de bölgesel düzeyde birlikte nasıl işbirliği yapılabileceği konusunu ele aldıklarını belirtti.

Balkanlar’da bölgesel istikrarın tesisinin önemine değinen Alkalaj, dış politika hedefleri konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını, bu çerçevede istikrarın daha çabuk tesis edebilmek için birlikte nasıl çalışabilineceğini ele aldıklarını kaydetti. Alkalaj, “Hiç şüphe yok ki, iki ülke arasındaki siyasi ilişkiler mükemmel ve devam eden bir diyalog var” dedi.

Görüşmede ekonomik ilişkileri de ele aldıklarını belirten Alkalaj, “Büyük bir kriz hepimizi etkiliyor. Güvenilir dostların yanımızda olması bu dönemde çok önemli. Bu yüzden karşılıklı ticaret ilişkilerimizin artması bizim için iyi işaret” diye konuştu.

Türk pazarının Bosna-Hersek’ten gelen ürünlere kapılarını açtığını, bunun önemli olduğunu söyleyen Alkalaj, bütün bunların siyasi taahhüt ve kararlıkla da desteklenebilirse, zaten mükemmel olan ilişkilerin ekonomik bağlarla daha da güçleneceğine inandıklarını ifade etti.

Alkalaj, Türk şirketlerinin yatırımlarının önemine işaret ederek, bunların kendileri için yeni ufuklar açtığını belirtti.
Türkiye’nin ülkesine 9. en büyük yatırım yapan ülke olduğunu anımsatan Alkalaj, Türk şirketlerini kucak açarak beklediklerini söyledi. Alt yapı projeleri, kara yolu koridoru yapımı, enerji projeleri gibi projelerde fırsatların değerlendirilebileceğini belirten Alkalaj, görüşmede Bosna- Hersek’in gelecekte sadece bir enerji projesi olarak değil, aynı zamanda bir barış projesi de olan Nabuco’ya katılım olasılığını da ele aldıklarını kaydetti.
Konuk Bakan, ayrıca iki ülke arasında imzalanan çok sayıda anlaşma olduğunu belirterek, kültürel boyuttaki işbirliğinin önemine değindi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin yavaş ya da hızlı işlemesinden daha çok, sürecin kendisinin güçlü bir iradeye dayanması ve tarafların birbirleriyle her konuyu açık ve samimi bir şekilde paylaşabilmesinin önemli olduğunu söyledi.

Davutoğlu, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Sven Alkalaj ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından Dışişleri Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında Davutoğlu ve Alkalaj gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ahmet Davutoğlu, bahsettiği “1 yıllık eylem planının Türkiye ve Bosna-Hersek’e mi, yoksa tüm bölgeye mi yönelik” olduğuna dair bir soru üzerine, söz konusu plandan, Türkiye’nin Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci (GDAÜ) dönem başkanlığında yapılacak faaliyetlerin planlamasını kastettiğini söyledi.

Bakan Davutoğlu, konuyla ilgili şunları kaydetti:

“Benim 1 yıllık eylem planından kastettiğim, GDAÜ zirvesinin dönem başkanlığını Türkiye üstlendiği için, o dönem başkanlığı çerçevesinde 1 yıllık eylem planı. Yani onun koordinasyonu bize ait. Diğer ikili alanlarda zaten bizim çok yakın istişare mekanizmamız var, o sürüyor. Bölgesel konularda ise takip ettiğiniz gibi birçok ziyaretler yaptım bölgeye. Bölgeden bize ziyaretler olacak. Bölgesel konuları, Bosna-Hersek, Kosova, diğer alanlardaki konuları o bölgesel platformda konuşacağız.

Ama benim kastettiğim 1 yıllık eylem planı; GDAÜ sürecinin Moldova’daki son zirve toplantısında dönem başkanlığını biz aldık. Biz 1 yıllık planı bu dönem başkanlığı döneminde yapılacak faaliyetlerin planlanması olarak kastediyoruz ve bunun yapılabilmesi için de tek taraflı Türkiye’nin yapacağı çalışmalar değil de bütün bölge ülkelerinden ve bu üye ülkelerden kanaatler alıyoruz. Bizim tabii kendi hazırlıklarımız var. Bu 1 yılın Güneydoğu Avrupa ülkelerinde en etkin şekilde değerlendirilmesi için yapılacak bir eylem planı. Yani bu ikili ya da Bosna konusuyla ilgili değil, onunla sınırlı değil en azından.”

TÜRKİYE-ERMENİSTAN

“Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi sürecinde, yakın zamanda yeniden bir hareketlenme olacak mı” sorusuna karşılık da Davutoğlu, Kafkaslara da bütüncül bir stratejiyle bakıldığını belirterek, şöyle konuştu:

“Bu çerçevede, Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci konusunda kararlılığımızı sürdürüyoruz. Ama aynı şekilde Azerbaycan-Ermenistan ihtilafı konusunda da benzer bir kararlılığın, uluslararası toplum ve özellikle Ermenistan tarafından gösterilmesi bizim için önem taşıyor.”

Davutoğlu, bu sürecin yavaş ya da hızlı işlemesinden daha çok sürecin kendisinin güçlü bir iradeye dayanması ve tarafların birbirleriyle her konuyu açık ve samimi bir şekilde paylaşabilmesinin önemli olduğunu bildirdi. Bu konuda çok ümitli bir yaklaşıma sahip olduklarını kaydeden Davutoğlu, bu vizyonun bölgede yaygınlaşmasını ümit ettiklerini belirtti. Davutoğlu, “Önümüzdeki dönemde bölgemizdeki en kapsamlı normalleşmenin gerçekleşebileceğine inanıyoruz” diye konuştu.

TÜRKİYE-IRAK-ABD ÜÇLÜ MEKANİZMA TOPLANTISI

Ankara’da dün yapılan Türkiye-Irak-ABD üçlü mekanizma toplantısı ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’la bugün yaptığı görüşmeye ilişkin bir soru üzerine de Davutoğlu, dünkü toplantıyla üçlü mekanizmanın çok daha kurumsallaşmış olduğunun ve karşılıklı olarak daha doğrudan hedefe dönük unsurların tartışıldığı sağlıklı bir zemin haline dönüştüğünün görüldüğünü ifade etti.

Davutoğlu, bu konuda tüm taraflarla tam bir işbirliği ve aynı zamanda etkin bir eylem planı çerçevesinde faaliyet içinde bulunmaya hazır olduklarını bildirdi ve “Artık bu toplantıların netice alıcı ve Türkiye’ye dönük terör tehdidini tamamıyla ortadan kaldıracak ortak bir işbirliği çerçevesinde oturtulması büyük önem taşıyor” dedi.

Atalay’la üçlü mekanizma toplantısında alınan kararları gözden geçirdiklerini söyleyen Davutoğlu, bu konudaki çalışmaların en etkin şekilde sürdürüleceğini belirtti.

LÜBNAN ZİYARETİ

Lübnan ziyareti konusundaki bir soruya verdiği yanıtta ise Davutoğlu, yarın iki günlük bir ziyaret için Lübnan’a gideceğini kaydederek, Lübnan’da bir seçim sürecinin olduğunu anımsattı.

Davutoğlu, Türkiye’nin Lübnan’daki bütün gruplarla dostane ilişkileri sürdüren ülkelerin başında geldiğini belirterek, “Lübnan’ın istikrarı, bütün oradaki etnik ve mezhebi dağılım göz önüne alındığında, Orta Doğu’nun istikrarına paralel, eşdeğer önemde bir ülkedir. Lübnan’da istikrarın sürmesi, tarafların demokratik bir yarış içinde gerçekleştirdiği bir seçim sonrasında, yine demokratik bir uzlaşı süreciyle bir hükümetin ortaya çıkması, bizim için hayati önem taşıyor” dedi.

Davutoğlu ziyaret çerçevesinde, hem Lübnan’la ilgili konular, hem ikili ilişkiler, hem de bölgesel gelişmeler konusunda kapsamlı istişareler yapacaklarını kaydetti.

FİLİSTİN

“Filistin yönetiminin, Gazze’deki El Fetih mensuplarının, Batı Şeria’da gerçekleştirilecek kurultaya katılması, Hamas’ın ikna edilmesi için sizden yardım istediği yönündeki haberler doğru mu” sorusuna ise Davutoğlu, şu yanıtı verdi:

“Lübnan’dakine benzer şekilde Filistinli gruplar arasında şu anda, hemen hemen her konuda ve her grupla en doğrudan yakın temaslara sahip olan ülkelerden birisi Türkiye’dir. Bölgemizde bu tür uzlaşı faaliyetlerinin başarıyla neticelenmesine büyük önem veriyoruz. Belki de en önemli, bölgenin kaderini belirleyecek uzlaşı faaliyeti, Filistinli gruplar arasındaki uzlaşı faaliyetidir.”

Davutoğlu, Ocak ayında Filistin seçimlerinin yapılacağını anımsatarak, böyle bir dönemde Filistinli gruplar arasında uzlaşı ve güven ortamı sağlanmasının önemine değindi. Davutoğlu, Türkiye’nin tarafları birbirine yaklaştırıcı çalışmaların içinde olduğunu ve olacağını vurguladı.

ALKALAJ: “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIK”

Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Alkalaj da,AB Komisyonunun Sırbistan, Karadağ ve Makedonya’ya vizesiz seyahat önerisinde bulunurken, Bosna-Hersek’i bu önerinin dışında tutmasına ilişkin görüşünün sorulması üzerine, tavsiye kararına Bosna-Hersek ile birlikte Arnavutluk’un da dahil edilmediğine işaret ederek, karardan ötürü hayal kırıklığına uğradıklarını belirtti.

Alkalaj, “Bosna-Hersek için bir yol haritası söz konusu. Bütün kriterleri uygulamaya çalışıyoruz şu anda ve açıkçası bununla ilgili hayal kırkıklığına uğradığımızı söylemeliyim” dedi.

Kararın çok iyi karşılandığını söyleyemeyeceğini ifade eden Alkalaj, “Çünkü Boşnaklar, bir şekilde pratiğe bakacak olursanız, serbest dolaşımın dışında tutulmuş oluyor. Buna karşın örneğin Hırvat kesim serbestçe hareket edebilecek. Şu anki uygulamada sadece Müslümanlar vize kararının dışında tutuluyor” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu da bu konuda, “Gerekçeler ne olursa olsun, etnik veya dini gerekçeye dayanmasa bile, bu tür kararların algılaması, gerçek gerekçesi kadar önemlidir vize konusunda. Böyle bir algının doğması bölgede iyi sonuçlar doğurmaz. Ama bu algının doğmaması önemli. Yani AB’nin bölgede ve kıtadaki bütün taraflara objektif kriterlerle yaklaştığının algılanması çok önemli. Aksi takdirde bölgede hayal kırıklıklarına yol açar” dedi.