Dayan
Bir anLık nöbettir Unutmak zorundasın Dayan.. O artık Senin değiL başkasının teninde dayan..
Bir anLık nöbettir Unutmak zorundasın Dayan.. O artık Senin değiL başkasının teninde dayan..
kim öperek uyandırır seni kim söyle
kim ağlar yerine benden başka kim söyle
her gunumde her gecemde adın can
gözümün görmediği yerdesin
ah can sesimin sustugu yerdesin ..
yasıyorum yasamaksa
her gün ölür kan revan içinde
haydi yalnızlık sarıl boynuma
yasadıgım ne varsa günahı bana
unutmak zor olsada alısır bu gönlüm sonunda
__Şiir Kısmı __
binbir ümitle bekledim gelmeyecek o son treni
meğer mühürlü dudaklarını bir başkasına açılmış
yaban olmuş gözlerin
peki o sıcacık ellerin, bana karsı mı buz kesildi
haydi !
şimdi gözyaşlarını tutma vakti kalbim
ağlarsan bırakamazsın sevdiğini
haince kopardılar yoksa gül ayrılmazdı dikeninden
kanı canı beş para etmez bi sevdaya sürüklediler
seni benden çaldılar sevgilim
AşKın HeR haLini Gördüm SeneleRce, En deRin ve En uSul biÇimDe, bu kaLp YanıKLarıM GeçMedi içiMde Yine GiyinDim Bu Acı Tam ÜsTüMe Göre …
Becereyim Derken Becerildim..
Bu yaşadığım gerçek bir olaydır bir gün isr. arkadaşlarla yemeğe gitmiştik kafaları da iyice çektik tabi eve gitmeye yola koyuldum ama içimde acayip bir değişik bir şey sikme arzusu uyandu biraz alkol alınca bu genelde çok olurdu bazaen eve de alkolü fazla kaçırınca hep arkamı parmaklamak isterdim ve yapardım da eve ne bulursam sokmaya çalışırdım (salatalık, patlıcan gibi şeyler) gene o arzu içimde yanıp tutuşuyordu bindim arabaya gecesaat 02 civarıydı en güzel sem taksim civarı olduğunu biliyordum başladım araba ile turlamaya tam ışıklarda durdum yanımda da bir araba durdu içinde iki fıstık vardı tabi ben tamam galiba buldum dedim camı imdirmemi işaret ettiler bana değişk bir şey yapmak istermisin diye sordular sana bir de süprizimiz olacak ne dersin ben de tamam dır deyip onları takip etmemi istediler, taksim arkalarında bir eve geldik içeri girdik muhteşem bir evdi vdev ekran bir televizyon iyi döşenmişti birer kadeh içki koydular ve istersen bir porno cd koyalımda havamıza girelim ne dersin dediler ben de ok dir dedim koydukları fiklm bir trans filmiydi bir adam iki trans’ın herifi sikişleriydi ben de acayip bir haz uyandı ah keşke dedim içimden nasıl beğendin mi filmi diye sordular ben harika bir film diye yanıtladım peki istermisin sen de aynısını yapmayı ben tabiki isterim değişiklik nasıl olacak bu iş dememe kalmadı biri mini etğini kaldırarak bak işt bunla demez mi şok oldum bunlar bir transtı hiç de benzemiyorlardı ikiside birer afettiler ben de içimden tam aradığını buldun işte dedim içimden acayip zevk dalgası kapladı hemen o yarağı emmek istiyordum (hiç yarak emmemiştim) ayık kafayla kesinlikle istemezdim neyse olnlar olsun işin akışına bırakalım dedim peki siz ikiniz de öylemisiniz evet bir şey farkedermi senin için yo hayır isterim tabi ki sizinle yapmayı hadi canım çıkar şu üstündekileri biz de çıkaralım da biraz rahat edelim ne dersin tabi alkölün verdiği rahatlıkla rahat haraket ediyordum bir çırpıda soyundum üstümde bir tangayla kaldım o arkdaşın tangasıda varmış dediler neden olmasın çok severim diye yanıtladım onlarda soyundular üstlerinde birer tanga vardı ama yarakları bariz belliydi kalmamış halleri bile oldukça büyük bir şeylerdi ben hep transların ki ufak zannederdim hadi canım şunu çıkarda kerata rahatlasın dedi ok dir dedim indirdim benim alette fena sayılmaz dı(16 falan) ama bir göğüsleri vardı bomba gibi ikisininde ismi cana olan benim aleti aldı ağzına başladı somurmaya bir elinlede arkamı parmaklıyordu çok hoşuma gitmeya başladı öyle bir somuruyordu ki niyeti beni patlatmaktı anlamıştım dur nerdeyse patlayacağım acale etme deme kalmadı hadı boşal aşkım dedi tüm menilerimi yaladı yuttu hadi sıra bizde dedi niyetini anlamıştım beni boşaltım kendileri sikeceklerdi neyse olan oldu artık deyip onların eline bıraktım kendimi hadi sen de çıkar şu tanganı dedim cananna gel aşkım sen çıkar dedi önümde durdu ben de aşağı indirdim inmişi benik kalkık kadarıydı hadi aşkım kaldır onu dedi ben de sıvazlamaya başladım ilk defa bir yarak elime alıyordum hadi al ağzına dedi ben de bir rabot gibi her şeyi tatbik ediyordu aldım ağzıma hoş bit tadı vardı yaladıkça kalkıyordu ağzıma sığmaz olmuştu 22 cm falan oldu harika bir aletin var dedim dur sana daha süprizimiz var dedim ya ne o dedi mbekle aşkım göreceksin bir yandan yalıyorum bir yandan arkasını parmaklıyordum başladı inlemeye sakın ağzıma patlama dedim yok canım seni daha sikeceğim olurmu öyle hadi domalda arkanı bir yoklaytalım nedersin ok dedim dört ayak üstüne domaldım arkam deçti başladı yalamaya dilini içine sokuyordu ben zevkten uçuyordum o kalın ve uzun aleti sokmasını isityordum bir an evvel hadi dedim acele etme aşkım parmaklarını sokmaya başladı bir iki üç derken ben artık kudurmuştum adeta yalvarıyordum sokması için ayla olan diğer arkadaşı hadi aşkım sen de benimki yala dedi vew tangasını indirdi süpriz diye oha dedim ne o lan eşek siki kadar bir şeydi bunu nerde büyüttün dememealmadı hadi al eline yala kalksın kerata dedi cananınkinden çok kalın ve daha da büyüktü balta sapı gibi bir şeydi ağzıma aldım başladım emmeye yalnız kafasını emebiliyordum ağzıma girmiyordu aklımdam bu alt içime girerse nasıl zevk alacağımı düşünmeye başlamıştım ki canan aleti arkama dayamış zorluyordu başını soktu canım yandı ama zevkliydi yavaşça köklemeye başladı hepsi girmişti arkamda alışmıştı biraz canan kökledikçe bende aylanın yarağını somuruyordum biri ağzımda diğeri arkamı pompalıyordu sert bir şekilde harika bir zevkti aylanın yarağı artık öyle bir kıva geldiki ne elime sığıyordu ne ağzıma ayla hadi aşkım ben de bir bakayım şu arkanın tadına dedi ama ben bunu alamam dedim sen korkma ben senin canını yakmadan sokarım sırt üstü yattı aleti bir balta sapı gibi duruyordu gel otur dedi ben de üstüne oturmaya çalıştım ama olmuyordu deliğim genişlemesene rağmen, kalçalarımda tutup beni aşağı çekmeye çalışıyordu kendini sıkma dedi ve birden başı girdi içim parçalandı sandım bir müddet öyle kaldım işini çok iyi biliyordu biraz kalk sonra otur dedi aynen öyle yaptım yeniden oturdum az acıdı şimdi hepsini istiyordum ve aynen öyle yapyım bütün acıya rağmen köküne kadar oturdum artım hepsi içimde de idi göbeğimde hissediyordum cana da benim aleti ağzına aldı kaldırmaya çalışıyordu acayip bir zevk dalgasına kapıldım anlatamam başladım üstünde zıplamaya bir ata biner gibi artık arkam alışmıştı benim alet te kalkmıştı ben de canana hadi gel ben sana sokayım dedim domaldı önümde bir hamlede kökledim aylada arkamı pompalıyordu hem sikiyor hem sikilyordum bu zevki tatmak lazım salatalı falan bu zevki vermiyor insana beni perişan edinceye kadar siktiler ve ikiside üstüme boşaldılar bir müddet sonra ordan ayrıldım eve geldiğimde arka halasızlıyordu ama bu harika sikişi hiç unutmuyorum bir fırdatım olsa gene yapardım.
Yeni aşklar, heyecanlı anlar, unutulmayacak anılar, mutlu gececek zamanlar, Sevmeyi bilenlere ve sevilmek isteyenler sohbet edebilir, Bedava müzik eşliğinde Ruh ikinizi bulabilirsiz .. Hoş Sohbetler
Trakya sohbet, trakya sohbet odaları, Trakya sohbet siteleri, Trakya sohbet sitesi, Sohbet odaları, sohbet siteleri, sohbet sitesi, sohbet odaları, sohbet, chat, çet, trakya aşk odaları, trakya aşk siteleri
ngiltere’nin saygın kız kolejlerinden birinde biyoloji öğretmeni öğrencilerden miss perkins’a;
- ‘’söyle bakalım, insan vücudunda uyarıldığında normal büyüklüğünün altı katına ulaşan orğan hangisidir?”.
Öğrenci yüzü kızararak;
- ”bana bu soruyu sorduğunuzdan ailemin haberi olacak” demiş. Öğretmen başka bir öğrenciye dönmüş;
- ‘’sen söyle miss sarah” demiş.
Sarah;
- ”loş ışıkta gözbebeği” yanıtını vermiş.
Öğretmen aferin dedikten sonra miss perkins’a dönmüş;
- ‘’sana üç şey söyleyeceğim” demiş.
- ”Birincisi, dersine hiç çalışmamışsın bundan ailenin haberi olacak. İkincisi, aklın fikrin sürekli kötü şeylerde. Üçüncüsü ise, ileride çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın”…
Her burcun kendine has özellikleri var, ama öyle burçlar var ki özellikleri insanı çıldırtıyor. İşte burçlar ve bunaltan özellikleri.
Koç: Sana kalsa dünyada herkes aptal, bir sen akıllı! Millete öğütler verip ukalâlık taslar, önüne yemek koysan beğenmez. Allah düşmanların başına vermesin…
Boğa: Sen ayrı bir panel konususun. Kafayı iş yapmakla bozmuşsun, sanki dünyayı sen kurtaracaksın! İnatçı mı inatçı, dik kafalı… Komünizm bitti kardeşim!
İkizler: Sen hızlı ve pratik düşünebiliyorsun ama kendinden çok şey verip karşındakinden az şey bekliyorsun, yani akıllı geçinme! Ayrıca çoğu şizofrenin de ikizler burcundan çıktığı söyleniyor, bilgine…
Yengeç: Sen sempatik ve başkalarının problemleriyle ilgilenir görünmeye çalışan son derece yapmacık birisin. Ama biz bu sahte şirinlik numaralarını yemeyiz. Bu arada akıl hastanelerindekilerin %90′ınm yengeç burcu olduğu söyleniyor. Haberin olsun!
Aslan: Sen kendini dünyanın zirvesindeki kusursuz insan sanmaya devam et. Millet senle ne dalga geçiyor, haberin yok. Tenkide hiç gelemeyen, kendini beğenmiş zavallı aslan parçası… Sen kendini bir odaya kapat ve hayatının geri kalanını duvarı seyrederek geçir bakalım.
Başak: Sen pek aklı başında otoriter biri olduğun için dağınıklığı sevmezsin değil mi? Ama senin her tarafı didik didik kontrol etme huyundan millete fenalık geldi! Gayet soğuk, ruhsuz tipsin maalesef. Zaten telefon görüşmesi yaparken uyuyakalabilen birinden başka ne beklenir ki?
Terazi: Sen sanatçı ruhlu olduğun için apayrı saçma bir boyutta yaşıyorsun. Böyle aklı bir karış havada gezen adamın iş bulması pek muhtemel değil, ömrünün sonuna kadar aylak aylak gezersin, sonunda da her büyük sanatçı gibi “Kimse beni anlamadı!” diye çıldırırsın, yarım aklın da gider.
Akrep: Sen hele sen! Tuhafların içinde en tuhaf olan! içten pazarlıklı, kıskanç, ahlâk anlayışı sıfırın altında! Çoğu Akrep’in eninde sonunda korkunç bir cinayete kurban gittiğini duymuş muydun?
Yay: Sen herşeyin iyi tarafını gören şen şakrak bir tipsin, kendini buna alıştırmışsın ne de olsa; yeteneksizliğini ve talihsizliğini başka türlü örtemezsin değil mi? Seni adam yerine koyup bu kadar yazanda kabahat..
Oğlak: Sen tutucu ve risk almaktan kaçan birisin. Böyle biri dünyada ne diye yer işgal eder ki! Şöyle bir etrafına bak bakalım, hangi kayda değer insanın Oğlak burcundan çıktığı görülmüş?
Kova: Sen güya çok atak birisin ya, birşeyi elde etmek için her türlü yalanı söylüyorsun. Ama yalanı bile beceremiyorsun. Aynı hataları döne döne yapıyorsun, çünkü kafan almıyor. Ne sinirleniyorsun? Doğruları söyleyince kabahat oluyor değil mi?
Balık: Maşallah, senin hayal gücün pek gelişmiştir. Devamlı FBI’dan, ClA’den birilerinin peşinde olduğunu düşüne düşüne sonunda kafayı yiyeceksin. Ama sen en iyisi hayallerinle baş başa kal, nasılsa arkadaşlarının arasında en ufak bir dikkat çeken tarafın yok. Kendine güveni olmayan öyle sessiz sedasız bir tipsin işte..
ABD’de geçen yıl en çok bağış yapan 30 ünlü açıklandı.
Geçen yıl hayatını kaybeden Paul Newman’ın başı çektiği liste, “ünlüler dünyasında başarılı bir hayırsever olmanın da spor, iş ve eğlence dünyası gibi alanlardaki başarılar gibi değer verilen ve ulaşılması gereken bir amaç olarak görülmesi” hedefinden yola çıkarak kurulan ‘Giving Back Fund’ tarafından her yıl belirleniyor.
Vakfın internet sitesinde, 2008 yılının Eylül ayında hayatını kaybeden oyuncu Paul Newman’ın, 9 aylık süre içinde, sağlık, eğitim ve çevrenin korunması alanlarındaki çalışmalarda kullanılmak üzere 21 milyon dolar bağışladığı açıklandı.
Listenin ikinci sırasında yer alan Angelina Jolie-Brad Pitt çiftinin yaptığı 13,4 milyon dolarlık yardımın kullanıldığı yerler aralarında, Etiyopya’da bir sağlık kliniği, kasırgazede New Orleans kentinin yeniden yapılandırılması çalışmaları ve Katolik genç kilise örgütünün de bulunduğu belirtildi.
California’daki bir kiliseye yaptığı 6,5 milyon dolarlık yardımla oyuncu Mel Gibson listenin üçüncüsü olurken, talk şovcu Oprah Winfrey de eğitim alanında kullanılmak üzere yaptığı 2,4 milyon dolarlık bağışla bir önceki sene birinci olduğu listeye yeniden girmeyi başardı.
Barbra Streisand’ın sağlık ve eğitim programları için 1,7, Leonardo DiCaprio’nun toplum destekli çalışmalar için 1,5, Will Smith ve eşi Jada Pinkett Smith’in sanat eğitimi ve sıtmayla mücadele için 1,5, Nicolas Cage’in Uluslararası Af Örgütü’ne 1,1, Drew Barrymore’un BM Dünya Gıda Programı’na 1 milyon dolar bağış yaptığı kaydedildi.
Listede sporcular da yer alıyor. Eski NASCAR yarışçısı Richard Childress’in bir sağlık merkezi için 5, boksör Oscar De La Hoya’nın bir hastane ve okul için 3,5, Çinli basketbolcu Yao Ming’in depreme dayanıklı bina yapımı için 2 milyon, eski tenis oyuncusu Andre Agassi’nin de eğitim için 540 bin dolar bağışladığı bildirildi.
Yazar Patricia Cornwell’in de Harvard ve New York Şehir Üniversitelerine 2 milyon dolarlık bağış yaptığı belirtildi.
Cilt yaşlanmasının hızını sadece genetik mirasınız belirlemez. Cildinizin nasıl yaşlanacağına yalnızca genleriniz karar vermez. Dış etkenler yani çevresel yaşlanmanın etkileri çok daha önemlidir.
Cilt yaşlanması diğer organlardan farklıdır. Cilt sadece içten değil, dıştan da yaşlanır. Vücudunuzun en büyük organını, cildinizi diğer organlardan ayıran başlıca fark onun dış etkilere de açık olmasıdır. Kalbiniz, karaciğer veya akciğeriniz dış ortamın ısısından ya da nem değişikliklerinden habersizdir. İç organlar havanın yağmurlu, karlı, rüzgarlı, kuru veya rutubetli olmasından etkilenmezken, cildiniz bütün bu değişimlerin tam ortasında kalır. Hem içten hem dıştan yaşlanır. İç dünyanızın dışında hava kirliliği, fabrika dumanları, endüstriyel buharlar, sigara, egzoz gazları da cildinizi etkiler.
Araştırmalar, yaşlanmaya bağlı cilt sorunlarının %80-90′ının çevresel zararlardan meydana geldiğini gösteriyor. Genetik faktörler ve diğer içsel etkenlerde önemli ama onların gücü %20′yi geçmiyor. Eğer etkin bir “yaşlanma yavaşlatıcı program” uygulamak istiyorsanız çevresel yaşlanmayı öğrenmeli ve önlemeyi iyi bilmek zorundasınız. Çevresel faktörlerin oluşturduğu cilt yaşlanmasını nasıl önleyeceğiz sorusu yanıtlanması gereken en önemli problemdir. Bu sorunun alt başlıklarına güneşten koruyucu önlemleri, sigara içmeyi ve vücudunuzun antioksidan kapasitesini yükseltmeyi eklemeniz gerekiyor.
Güneş ışınlarından korunmak, riskli saatlerde güneşlenmemek, koruyucu giyecekler, aksesuarlar (güneş gözlüğü, şapka, güneş şemsiyeleri…) kullanmak ve gün ışığı olan her saatte, cildin görünen kısımların yüksek koruma faktörlü ürünler ile korumak bu mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır. Özellikle en az 10-15 koruma faktörlü cilt ürünleriyle cildinizi yaz-kış korumayı unutmamanız gerekiyor. Özellikle güneşe çok fazla maruz kaldığınız dönemlerde (güneşlenirken, kayarken, açık havada yürürken…) cildinize yüksek koruma faktörlü ürünlerle yardımcı olmalısınız. Cilt ürünlerini seçerken “koruma faktörlü olanları” tercih etmeli, cildinizi antioksidan kremlerle desteklemelisiniz.
ÇEVRESEL YAŞLANMAYI NASIL YAVAŞLATABİLİRİZ?
GÜNEŞ: En etkili yaşlandırıcı ve birinci suçludur
Özellikle güneş cildi yaşlandıran “dış zararlılar”ın başında yer alır. Dünyamızın en önemli ısı ve ışık kaynağı olan güneş ışığındaki ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin en önemli düşmanıdır. Etkiledikleri her cilt hücresinin duvarında, organcıklarında ve özellikle DNA’sında çok ciddi zararlar oluşturur. Öyle ki bu zararlar fark edilmediği takdirde solar keratoz adı verilen lezyonlara ve hatta cilt kanserine bile yol açabilir. Kontrolsüz, uzun süreli, yoğun ve korunmasız güneşe maruz kalmak cildin en etkili yaşlandırıcısıdır.
UYARI !
” Çocukluk döneminde ciltte su toplamalara yol açabilecek kadar güneş yanıklarına maruz kalan kişilerde ilerde cilt kanseri riski daha fazladır.
” 16 yaşın altındaki çocukların cildi daha ince ve hassas olduğundan güneşten korunmalarına özellikle önem vermelidir.
” Solaryum ve bronzlaştırıcı kremlerden sakının.
ÖNLEM :
” Güneş ışınlarının dik geldiği saatler olan 11:00-15:00 arasında dışarıda uzun süre kalınmamalı
” Güneş koruyucu bir ürün güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli ve her iki saatte bir tekrarlanmalı
” Şapka, koruyucu giysiler ve UV korumalı gözlük kullanılmalı
” Her mevsimde UV ışınlarına karşı önlem alınmalı
” Kış aylarında en az 15 SPF, yaz aylarında cilt tipine göre 30-50 SPF içeren bir ürün kullanılmalı
” Antioksidan içeren meyve ve sebzeler tüketilmeli
” Günde en az 8 bardak su içilmeli
” Antioksidan içeren nemlendiriciler kullanılmalı
” Antioksidan, vitamin ve mineraller içeren besin destekleri kullanmalı
BEBEKLERİN CİLDİ MÜKEMMELDİR
Bebeklerin ciltleri mükemmeldir. Yumuşak, kıvamlı, sıkı, nemli ve pürüzsüzdür. Bebeklerle çocukların “cilt yaşı ortaklığı” on beş, on altı yaşına kadar devam eder. Bunun nedeni çevresel yaşlanmanın cildi henüz etkilememiş olmasıdır. On beş on altı yaşlara doğru gençlerin yolları yavaş yavaş ayrılmaya başlar. Ergenlik sivilceleri ile yapılan mücadelelerin başarısı cilt yaşlanmasını belirleyen etkenlerin başında gelir. Yirmili yaşlara gelindiğinde yol ayrımı iyice belirginleşmiştir. Sigara kullanıp kullanmamak, yoğun ve uzun süreli olarak güneş ışınlarına maruz kalıp kalmamak, güneşten koruyucu ürünlerden yararlanma becerisi, “solaryum zararlısı”na maruz kalıp kalmamak ve az da olsa cilt bakımında dikkatli davranmak yol ayrımının önemli belirleyicileridir.
CİLT YAŞINIZI BİLİYOR MUSUNUZ?
Farklar otuz-otuz beşli yaşlar dönülünce ortaya çıkacaktır. Onuncu mezuniyet yılı balosunda bazı arkadaşların daha genç kaldığı, bazılarının beklenenden daha hızlı yaşlandığı mutlaka konuşulacaktır! Cilt yaşlanması ile ilgili köklü farkların ve dedikoduların başladığı yıllar ellili yaşlar yani yirmi beş-otuzuncu mezuniyet yılı toplantılarıdır. Bu yaşlarda cilt yaşlanması yönünden yollar çoktan ayrılmış, bir kısım arkadaşlar hala genç kalırken diğerleri fazlaca yaşlanmıştır. Bu farkın nereden kaynaklandığını öğrenmek istiyorsanız bu kitabın size yardımcı olabileceği umudunu taşıyoruz.
BİR ÖNERİ
GÜNE GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜNÜNÜZÜ SÜREREK BAŞLAYIN!
Yaşlanma etkilerini azaltmak istiyorsanız her yeni güne başlarken güneş koruyucu sürmeyi ihmal etmeyin. Unutmayınız ki en değerli giysiniz cildinizdir. Eviniz güneş alıyorsa, evdeyseniz bile, güneşten korunun. Pencere camını UV korumalı filtre içeren camlarla değiştirilebilirsiniz. Güneşten gelen zararlı ışınları süzme görevini yerine getiremeyen ozon tabakasındaki delinme nedeniyle güneş artık daha zararlı olmaya başladı.
SPF (Sun protection factor =güneş koruma faktörü) arttıkça ürünün cildi güneşten koruma etkisi de artar. Cildiniz normalde 20 dakikada yanıyorsa SPF 15 ile 300 dk (5 saat) da yanarsınız.
ULTRAVİYOLE NEDİR?
Güneşten gelen ışınlardan 400nm altındaki dalga boyunda olanlara ultraviyole ışınları denir.
UV ışınlarının bizi ilgilendiren iki tipi vardır. UVA ve UVB . Uzun dalga boyunda olan UVA ( 320-400nm ) derinlere nüfus ederek cildin esnekliği üzerinde kalıcı zararlara yol açar. Kısa dalga boyunda olan UVB( 290-320nm) ise cildin dış tabakalarında yanmaya yol açar, cildi yaşlandırır ve cilt kanseri gelişiminde rol oynar. Güneş koruyucu ürünler, UVA ve UVB ışınlarının her ikisine de koruyucu etki sağlamalıdır. Atmosferimize güneşten gelen ışınların süzülerek gelmesini sağlayan ozon tabakası son yüzyılda gelişen teknolojilerle beraber oluşan gazlardan dolayı darbe almış ve artık eskisi kadar görevini yapmaktadır. Bundan dolayı daha fazla korunmaya özen göstermek zorundayız.
Güneş cilde ne yapıyor?
Yaşam kaynağımız olan güneş olumlu etkileri yanı sıra olumsuz etkiler de taşır. Güneş kendimizi mutlu hissetmemizi sağlar, güneş sayesinde derimizden D vitamini sentez ederiz, bronzlaşınca kendimizi daha güzel hissederiz. Ancak bronzlaşmanın bedelini yıllar geçtikçe ağır bir şekilde ödemek zorunda kalabiliriz.
Güneş yanığı, cildin yaşlanması ve kanser başta olmak üzere ciltte gördüğümüz değişikliklerin en birinci nedeni UV ışınlarının ciltteki melanin, hemoglobin ve DNA gibi kromoforlar tarafından emilmesi (özellikle DNA nın UVB yi emmesi) ve sonuçta bu kromoforların hasar görmesidir. UVB üst derideki melanin ve DNA tarafından emilir ve güneş yanığına yol açar. UVA ise alt derideki damarlardaki hemoglobine bağlanır. Burada oluşan kimyasal maddeler kollagen ve elastik liflere zarar vererek cildin yaşlanmasını hızlandırırlar.
Su toplamaların ve soyulmaların görüldüğü güneş yanıklarında hasar daha fazla oluşur. DNA’nın gördüğü hasar büyük oranda tamir edilir ama bazı kalıcı bozukluklar yaşanabilir. Bu bozukluklar zamanla birikir ve yavaş yavaş cildin yaşlanmasına veya kontrollü büyümeyi etkileyen bir bozukluksa cilt kanserine yol açabilir. UV ışınları en çok açık tenlileri, çilli ve kızıl saçlıları etkiler.
Güneşe bağlı yaşlanma belirtileri
” Kuru ve mat bir cilt
” Derin kırışıklıklar
” Elastikiyet kaybı
” Gözeneklerde açıklık
” Düzensiz kahverengi lekeler
” Kılcal damarlarda artış
” Ciltte incelme
” Morarmalar
” Üzerinde pütürler olan kızarıklıklar ( aktinik keratozlar)
” Deri kanserleri
BİR ARAŞTIRMA:
New York’tan plastik cerrah Darrick Antell, tek yumurta ikizleri üzerinde yaptığı araştırmasında güneş ışığının rolünün kalıtımdan daha önemli olduğunu bulmuştur. İkizlerden güneşe çok az çıkan kardeşler, çok fazla güneş altında kalan ikizlerine göre daha az kırışıklığa ve daha genç görünüme sahip bulunmuşlardır.
BİR BİLGİ:
Soler Keratozlardan Cilt kanseri Gelişebilir !
Soler keratozlar ciltte güneş hasarının bir göstergesidir. 40 yaş üzerindeki kişilerde özellikle güneşe açık bölgelerde , kızarık veya kahverengi renkte, üzerinde pütürler veya kabuklanmalar olan , kabukları kaldırınca kanayabilen lekeler şeklinde görülürler. Genelde burun üzerinde ,alında , yanaklarda , dudaklarda , ellerde ve erkeklerde saçsız olan baş bölgelerinde görülürler. Zamanla bunların bazılarından cilt kanseri olan epidermoid karsinom gelişebilir. Bu nedenle bu tip bir cilt sorunu fark edildiğinde dermatoloji uzmanına muayene olunması gerekmektedir. Soler keratoz tedavisinde bazı kremler , kriyoterapi ve laser yöntemleri etkili olmaktadır. Ayrıca güneşten koruyucu önlemler de çok önemlidir. Gereken tedavi uygulandığında ve önlem alındığında cilt kanseri gelişimi önlenebilir.
BİR TEST: BİLEĞİNİZE BAKIN!
Eğer dış etkenlerin ne kadar önemli olduğunu öğrenmek istiyor,”çevresel yaşlanma”nın ne kadar önemli olduğunu gözlerinizle de teyit etmeyi arzuluyorsanız, “bilek testi”ni deneyin! Bunun için bilek bölgesindeki cildinizin dışı ve içine bakmanız yeter. Bileğinizin dışında gördüğünüz manzara derinizin dış etkenlere bağlı yaşlanmasıdır. Bileğinizin iç kısmı ise sadece içsel yaşlanmanın sonucudur. Aradaki farkın ne kadar ürkütücü olduğunun farkında mısınız? Cilt yaşlanması ile mücadelede çevresel yaşlanmanın ne kadar önemli bir faktör olduğunu bu küçük test size yeteri kadar anlatmış olmalı!
Eğer cilt yaşlanması ile etkili bir şekilde mücadele etmeyi düşünüyorsanız çevresel yaşlanmayı yavaşlatmak zorundasınız. Bunun için işe güneş ışınlarından korunmak ve sigara dumanından (ister kendiniz için ister duman altı olun) uzak kalarak başlamalısınız. Mümkün olduğu kadar temiz bir çevrede yaşamaya çalışmalı, hava kirliliğinden, egzoz dumanından cildinizi uzak tutmalısınız. Bu koruma çemberinin içine mümkünse ısı ve nem değişikliklerinden korunmayı da almaya çalışmalısınız. Eğer çevresel etkilere fazlaca maruz kalan biriyseniz cildinizi çevresel yaşlanmadan koruyan “ilaç gibi ürünler” ile korumaya almalısınız.
UZAK DURUN!
” Güneş
” Sigara
” Alkol
” Kirli hava
” Egzoz dumanı
” Dengesiz beslenme
” Fast food gıdalar
” Katkı maddesi içeren yiyecek ve içecekler
” Olumsuz düşünceler
” Aşırı kahve, siyah çay ve cola
” Yanlış cilt ürünleri
” Çok mimikli konuşmak
” Üç beyazdan (tuz, şeker ve un ) kaçının.
YAPIN!
” Yaz -kış hergün güneşten koruyucu bir ürünle cildinizi koruyun
” Sigara içmeyin, içilen ortamlarda bulunmayın, içiyorsanız bırakın
” Alkolü alışkanlık haline getirmeyin, 1-2 kadeh şarap içebilirsiniz ama yerine üzüm veya başka meyve suları tercih etmeniz daha sağlıklı
” Kirli havalarda dışarıda dolaşmayın, temiz havada yürüyüş yapın
” Egzoz gazı solumamak için trafikte fazla kalmamaya bakın
” Cildinizi hergün temizleyin, nemlendirin
” Olumlu düşünün, gülümseyin
” İyilik yapın, mutlu olun
” Günde en az 5 saat uyuyun
” Sırtüstü yatın
” Daha çok meyve ve sebze yiyin
” Daha çok balık tüketin
” Sık kilo alıp vermeyin
” Doktorunuzun size önerdiği antioksidan ve besin desteklerini kullanın( kendiliğinizden almayın)
” Yaz-kış güneş gözlüğü kullanın
” Görme kusurunuz varsa gözlük kullanmayı ihmal etmeyin
” Günde 8 bardak su için
” Sosyal ortamlarda bulunun
” Daha çok dost edinin
” Yeşil çay için
” Üzüm ve nar yiyin
İKİNCİ FAKTÖR: İÇTEN GELEN YAŞLANMA…
DOĞAL YAŞLANMAYI EN ÇOK GENETİK MİRAS BELİRLER
Cilt yaşlanmasının bir nedeni de içsel yaşlanmadır. Siz yaşlandıkça (diğer organlarınız gibi) cildiniz de yaşlanacaktır. Cilt hücreleriniz eski güç kabiliyetlerini kaybedecektir. Yaşınız ilerledikçe gençliğinizdeki o sıkı, nemli, gergin, pürüzsüz ve ipeksi cilt görünümünüzü kaybetmeniz doğaldır. Buna asla üzülmemelisiniz. Cildinizin sağlam bir örtü, çok güçlü bir koruyucu kılıf olduğunu düşünmemelisiniz. Cildiniz de kalbiniz, böbreğiniz, beyniniz gibi doğal yaşlanmadan nasibini alacaktır. Nasıl ki yaşlanan beynin biraz unutması, yaşlı bir kalbin kanı eskisi gibi güçlü pompalamaması normalse yaşlanan cildin de biraz kırışıp kuruması, gevşeyip sarkması olağandır.
Vücut ağırlığınız neredeyse %15′i kadar bir bölümü oluşturan bu kocaman organın müthiş bir damar ve sinir ağı ile desteklendiği yağ bezleri, ter bezleri ve tüy kökleri ile olağan üstü bir organizasyon içinde çalıştığını bilirseniz siz yaşlandıkça onun da yaşlanmasını hoş karşılarsınız.
CİLT YAŞLANMASININ YOL HİKAYESİ…
Cildinizin şanssızlığı fazlaca göz önünde bir organ olmasındadır. Renginde, kıvamında ve nem oranında oluşan değişikliklere görerek, dokunarak hemen farkına varırsınız. Eğer yaşınız ilerledikçe cildinizin üst tabakasında yer alan ölü deri hücrelerin daha yavaş atıldığını ve bu nedenle sertleştiğini, ölü tabakanın yaşlandıkça inceldiğini ve su kaybettiğini, yaşlanan, incelen üst tabakanın alt tabakayı koruma görevini aksatır hale geldiğini, yaşlanan derinin bazı bölgeleri daha fazla pigment üretirken diğer bölgelerinin melanin pigmentini üretmekte güçlük çekebildiğini ve bütün bunları yaşlılık lekelerine açık-koyu farklı renkte bölgelere sebep olduğunu bilirseniz, cildinizde içsel yaşlanmaya bağlı değişimleri daha kolay anlarsınız.
BİR BİLGİ
Normalde derinin kendini yenileme süresi 26-42 gündür. Yaşlandıkça bu süre uzar. Alfa hidroksi asitler, retinol gibi ürünler cildin yenilenme süresini hızlandırarak gençleştirici etki sağlamaktadırlar.
DAHASI VAR!
İçsel yaşlanmanın cildinizde yaptığı değişimler yukarıda anlatılanlarla sınırlı değildir. Yaşınız ilerledikçe yaşlanmış, sertleşip daralmış damarlarınız, cildinize daha az besin ve su taşımaya, cildinizi ürettiği atıklardan daha zor kurtarmaya başlar. Kısacası cildin beslenmesi de temizlenmesi de bozulur. İçsel yaşlanma cildinizin bağışıklık gücünü de zayıflattığından onu enfeksiyonlara ve kanserlere karşı korumasız bir hale getirir. Ayrıca, yaşlanan cildin su tutma yeteneği de önemli derecede zarar görür. Cildin dolgusunu oluşturan ve glycosaminoglycanlar (GAG’lar) bilenen ara maddelerin üretiminin azalması cilt yaşlanmasının diğer tetikleyicisidir. GAG’lara siz su tutan ya da su çeken moleküller de diyebilirsiniz. Bu “su sever moleküller”in bazıları (hyalüronik asit gibi) kendilerinin bin katı su tutma yeteneğindedir. Cildin nemi-suyu azaldı mı, cilt yaşlanması birdenbire hızlanır. Nem cildin her şeyidir. Kuruyan, nemsiz kalan, susuz kalan her cilt hızla buruşup kırışır.
KOLLAJEN VE ELASTİN DE YAŞLANIYOR
Cilt yaşlandıkça, yalnızca aradaki dolgu malzemesi değil cildi bir arada tutan iskelet sistemi de yaşlanır. Cildin iskeletini oluşturan lifler kollajen ve elastin isimli moleküllerdir. Bunlar cildinizi bir ağ gibi sarıp sarmalayan ona sıkılık, esneklik, uyum kabiliyeti ve sağlamlık sağlayan başlıca desteklerdir. Siz yaşlandıkça kollajeni ve elastini üreten hücreler de yaşlanır. Cildin iskelet sisteminde önemli değişimler ortaya çıkar. Özellikle elastin lifleri orta yaşlara doğru hızla bozulmakta, kalınlaşıp kıvrılmakta, sertleşip dağınık ve parçalı bir yapıya dönüşmektedir. Elastin liflerindeki bu doğal yaşlanmayı güneş ışınları daha da hızlandırmaktadır. Cildinizin güneşe maruz kalan bölümlerinin daha kalın ve bozulmuş bir hale gelmesi bundandır. Aynı değişimler kollajen liflerinde de görülür. Siz yaşlandıkça bu lifler de kalınlaşacak, bükülmeler, yığılmalar gibi bozuşmalara uğrayacaktır. Kısacası içsel yaşlanmanın cildinizin destek dokusu ve iskeletinde yaptığı değişimlerin hikayesi bir hayli uzundur. Yaşlanma, cildinizi oluşturan karmaşık organizasyonu pek çok yönden bozar.
YAŞLANAN CİLTTE NELER OLUYOR?
Nem oranı azalıyor.
Kollajen lifler kalınlaşıp, kırılganlaşıyor. Sayısal kayba uğruyor.
Elastin lifleri yapısal olarak değişiyor ve bozuluyor.
Bu iki lifi üreten cilt hücresi fibrobilastların sayısı azalıyor. Yetenekleri bozuluyor.
Ara madde üretimi ve destek dokusu bozuluyor.
Damarlar zayıflıyor ve görünür hale geliyor.
Bağışıklık hücreleri azalıyor.
Renk üreten hücrelerin dengeleri bozuluyor.
Cilt yüzeyindeki ölü tabaka incelip, güçsüzleşiyor.
CİLDİNİZ YAŞLANDIKÇA…
Kuruyor, pullanıyor, kalınlaşıyor.
Çiller, siyah noktalar, kırmızı lekeler ortaya çıkıyor.
İleri yaşlarda yaşlılık lekeleri beliriyor.
Mimik çizgileri (alında, kaş çatağında, yanaklarda) beliriyor.
İnce çizgiler ve kırışıklıklar meydana çıkıyor.
Göz çevresinde ince çizgiler, kaz ayakları ortaya çıkıyor.
Dudak üzerinde çizgiler, buruşmalar beliriyor.
Ben veya urlar ortaya çıkabiliyor.
Derin çukurlar ve sarkmalar meydana geliyor.
İnce damarsal yapılar ortaya çıkıyor.
Ciltte morarmalar ve kanamalar daha kolay oluşuyor.
ÜÇÜNCÜ NEDEN: RUHSAL YAŞLANMA
RUHUNUZ GENÇSE CİLDİNİZ DE GENÇTİR!
Cildiniz sadece genetik ve çevresel etkenlerle yaşlanmaz. Cildi yaşlandıran bir diğer faktör de ruhsal yaşlanmadır! Yani cildi yaşlandıran önemli bir faktör daha var ve ne yazık ki biz onun farkında bile değiliz: Ruhsal yapılanmamız, iç dünyamız! Ruhsal yaşamınızda olup bitenler cildinizi derinden etkiler. Cilt yaşlanması ile ilgilenen uzmanların ortak fikri cildi yaşlandıran şeylerin cildinizden çok daha derin bir yerde, beyinde gizlendiğidir. Gözlemler, stresi düşük, uykusu iyi, olumlu yanı çok, kahkahası bol, korkusu endişesi az, umudu bol bir yaşam sürenlerde cilt yaşlanmasının geciktiğini gösteriyor. Olumlu ve hoşgörülü insanlarda cilt yaşlanması yavaşlıyor. Cilt, stresten, hiddet ve öfkeden, mutsuzluktan, hüzünden, korku ya da endişeden hiç ama hiç hoşlanmıyor. Ruhsal yönden aşırı gelgitler yaşayanlar, kendini ifade etmede zorlananlar, gerginlik ve kasılmalarını fazlaca abartanlar daha hızlı bir cilt yaşlanması ile karşı karşıya kalıyor.
Cinsellik Türkiye’de öyle bir hal aldı ki… Bir yönde hala prezervatif almaya utananlar, diğer yanda tek gecelik ilişkileri artık bir alışkanlık haline getirenler. Durum böyle olunca uzmanlar da cinselliğin bugün geldiği yeri tartışmaya devam ediyor.
Cinselliği Türkiye’de ikiye ayırmak gerekiyor. Bir tarafta erkekler kadar özgür kadınlar varken diğer tarafta orgazmın hala ne olduğunu bilmeyen kadınlar var. Bu durumda uzmanlar da hem çiftlerin cinsellik hakkındaki bilgisizliğini aşmaları yönünde uyarıyor hem de cinsel özgürlük devriminin getirdiği toplumsal sorunlarla uğraşıyor. Konuyla ilgili görüştüğümüz Uzman Psikolog Alanur Özalp, modern dünyada cinselliğin geldiği boyutu anlattı.
Günümüzde kadınlar da artık çok rahat bir şekilde erkekleri bir gecelik ilişki olarak görüyor ve sadece cinsel duygularını bastırmak için bir erkekle beraber olup sabah onu unutabiliyor. Bu durum toplumda ne tür sorunları beraberinde getiriyor?
İnsanlar büyük şehirlerde çok yalnız. Bu nedenle de tek gecelik ilişkileri tercih ediyorlar. Fakat bu tek gecelik ilişkileri tercih ettiklerinde erkek veya kadın olarak cinselliği bilmedikleri anlamına gelmiyor. Burada bir tehlike yok. İnsanlar birbirlerini kullanmıyorlarsa bir zarar yok. İki taraf da hazırsa, korunma tedbirleri de alınıyorsa sorun yok. Şartlar bunu getiriyor.
Modern toplumun gereği olarak kadınlar da artık erkekler gibi yatakta hakimiyeti ele almak istiyor. Bu durum erkeğin psikolojisini ne yönde etkiliyor?
Bu durum erkek psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Çok bilinçli erkeklerde de “erkek benim, üstte olacak benim” gibi bir bilinç yerleşmiş. Cahil insanlarda bu daha büyük tehlikelere mal olabiliyor. Cinayetler işlenebiliyor. Genel olarak baktığımızda burada bir eşitlik olsun diyoruz. Orgazm olma söz konusu olduğunda her ikisi de orgazm olsun, her ikisi de kendini iyi hissetsin istiyoruz. Bu konuda bilgi eksikliği var.
Bu değişimin en büyük sebebi ne olabilir?
İnsan yalnızlığını ortadan kaldırmak için ilk gördüğü kişiye aşık olmuyor ama tek gecelik ilişkilere itilebiliyor insanlar.
Cinselliği bu kadar özgürce yaşamak evlilik düşüncesini de kafalardan uzaklaştırmıyor mu?
Uzaklaştırıyor fakat bunun olabilmesi için iki kişinin de ekonomik özgürlüğünü kazanmış olması gerekiyor. İstediğim zaman istediğim erkekle birlikte olurum, istemiyorsam olmam diyebilecek kadınların bunu söyleyebilmesi için para kazanıyor olması gerekiyor. Bu aynı zamanda erkek için de geçerlidir.
“Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünülmemesi lazım”
Türk insanı evlendikten sonra seksi nasıl yaşıyor?
Türk insanı seksi çok iyi bilmiyor. Biraz korkuyor, biraz kafası karışık. Tat almanın, hak etmediği bir şey olduğunu düşünüyor. Başkaları yapıyor kıskanıyor, ama kendisi konusunda bir zorluk var. Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünüyor. Seks senin de hakkın, doğal bir şey, yemek yemek kadar doğal bir ihtiyaç, bundan utanmak gerekmiyor. Fakat birçok kadın kocasından utanıyor, seksten utanıyor. Seks iki kişinin birbirlerine giriş yapmaları değil, dokunma, fantezi gibi bu işi zevkli hale getirmektir.
İyi bir cinsel yaşam haftada kaç kez seks demek?
Uzmanların söyledikleri kadarıyla haftada iki defadan az olmamalı. Az olma noktasını koymak üstünü de kişilere bırakmak gerekiyor. Günde üç olabilir, her gün de olabilir.
Aynı anda orgazm olunmaz
Orgazm konusunda yaşanan sorunlar neler?
Herkes aynı anda orgazm olalım istiyor. Aynı anda orgazm olmak gerekmiyor. Böyle yanlış bir bilgi var. Böyle bir doğru yok. Genellikle erkekler ilişki bittiğinde arkasını döner, uyurlar. Erkeğin fiziksel doğasından kaynaklanan bir durum var. Çünkü erkek orgazm olduğunda tamamen bitmiş oluyor. Yorulmuş oluyor ve arkasını dönüp, yatıyor. Fakat kadındaki duyarlılık hala devam ediyor. Bunun için erkeğin kadının bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadının da erkeğin bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadın bir şeyleri yanlış yaptığını düşünüyor, alınıyor ve küsüyor. Öbür tarafta erkek de kadının ilişki bittiğinde duyarlılığın sıfırlandığını anlatması, söylemesi gerekiyor. Böyle olmasına rağmen kadının duyarlılığı hala devam ediyorsa en azından kadına sarılarak bu gayreti göstermek gerekiyor.
Cinsellikte erkeklerin yaşadığı en büyük sorun nedir?
Biz bir araştırma yapmıştık neredeyse erkeklerin yüzde 80’inde erken boşalma sorunu olduğunu gördük. Ama erkeklerin çoğu “Aman, boşver” diyorlar. Bunu çözülmesi gereken bir sorun olarak algılamıyorlar. Kadınlar da bunun bir yardımla ortadan kaldırabileceğini bilmiyorlar. Bir psikolog terapisiyle bu sorundan kurtulabileceklerini bilmiyorlar. Bilseler, birlikte gidelim diyecekler belki. Biliyoruz ki Türkiye’de kadınların büyük çoğunluğu ömründe orgazm olmamış.
Mastürbasyon hala bir tabu mu?
Kişiler kendilerini uyarabileceğini de bilmiyorlar. Doğru kaynaklara baktığımızda ilişki içinde karşılıklı çiftlerin birbirlerine yaptığı cinsel doyumlar varsa bu doyumlarla birlikte kişisel doyumların da devreye girdiğini görebiliyoruz. Ama biz de bunlardan da korkuluyor. Ben hastalarıma sorduğumda birçok genç kadının “hiç mastürbasyon yapmadım” dediğini duyuyorum. “Ben kendime dokunamam” diyen bir sürü kadın var. Böyle olunca da orgazm olmak oldukça zor oluyor. Böyle durumlarda profesyonel kişilerden yardım istemek gerekiyor. Fakat erkekler erkekliğine yediremedikleri için kadınlar da bu konuyla ilgili yardım istemeyi reddettikleri için ilişkiler tatsız, tuzsuz keyifsiz şekilde devam ediyor.